İŞTE ERDOĞAN'IN GRUPTA ALKIŞ TUFANI KOPARTAN SÖZLERİ
Erdoğan: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü biliyorsunuz, konuşmamızın hemen başında dünya kadınlarının 8 Mart Dünya kadınlar gününü kutluyorum. Dünya Kadınlar Günü'nün günümüzde ki kadınlar için hayırlara vesile olmasını diliyorum bu vesile ile bir kaç hususu burada özellikle dikkatlerinize sunmak istiyorum. AK Parti olarak göreve geldiğimiz andan itibaren kadına yönelik ayrımcılığı, istismarı özellikle şiddeti sona erdirmek için seferber olduk. AK Parti kadın kollarının gayretli çalışmasıyla bu noktada önemli mesafeler kaydettik. Genelgeler ile mevzuat değişiklikleri ile TBMM çatısı altında ilk kez bizim dönemimizde kadın, erkek fırsat eşitliği komisyonunu kurduk. Kadınların ticari faaliyetler içinde özel sektör ve kamu da daha fazla yer almasını destekledik ve teşvik ettik. Siyasette kadının daha fazla sorumluluk ve yer almasını destekledik, Genel Meclis, Belediye Meclis üyeleri arasında hanım kardeşlerimiz yer alıyor bu sayı geçmiş dönemlerle kıyas edilemeyecek miktarlara çıkmıştır. Bu dönemde yüzde 9'u aşmıştır bayan vekillerimiz bu oran hiç bir zaman yüzde 4'ü aşmamıştır. Süt izninden, sigorta primlerinin yatırılmasına kadar onların yanında olduk. Okula gönderilmeyen kadın ve kız çocukların meselesi bizim meselemiz oldu düzenlediğimi kampanyalarla 3 yüz 50 bin kadını ve kız çocuğunu okul ile buluşturduk. Evini çekip çevirsin, çocuğunu okutsun diye kadınlara doğrudan nakdi yardımlar yaptık. Şiddete uğrayan her kadının derdi bizim derdimiz, bizim sorunumuzdu ayrımcılığı nasıl reddediyorsak kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti de aynı şekilde reddediyor ve lanetliyoruz.
Yayınladığımız genelgelerle kadına ve çocuğa yönelik yapılan şiddetin önüne geçtik. Geniş katılımlı 2 çalıştay düzenledik bu çalıştayda ortaya çıkan sonuçlar başta TBMM kadın, erkek fırsat eşitliği olmak üzere ilgili kurumlara iletildi. Diyorlar ki; kadına yönelik şiddet artıyor, hayır artmıyor bence azalıyor ama geçmişte kadına yönelik şiddet bilinmediği için biz bugün bunu görünür hale getirdiğimiz için artıyor gibi lanse ediliyor. Geçmişte hasar alan bu sorunlar şimdi gün yüzüne çıkarılıyor, tartışılıyr ve çözüm yolları geliştiriliyor. Gelişmiş ülkelerde görülen şiddet meseleleri tabi ki Türkiye'de de görülüyor bu sorunu büyük bir sorun olarak görüyor, gereken adımları attık ve atıyoruz. Bin hanım kardeşimiz şiddete uğrasa da kötüdür bir hanım kardeşimizde uğrasa kötüdür bu meseleyi biz sıfırlamak için var gücümüz ile çalışacak bu şiddete sıfır tölerans göstereceğiz. 12 Haziran seçimlerine bugüne oranla AK Parti olarak daha fazla hanım kardeşimizi aday göstererek gireceğiz. Kadınlar kendi haklarına daha fazla sahip çıkacak ve inşallah bizzat kadın eli ile sorunlar çözüme ulaşacak. Kadınların sorunlarını parlemento da kürsüde erkeklerin anlatmasını ben anlamsız buluyorum. Damdan düşen kadın geliyor sorunu erkek anlatıyor ama kadın ortada yok giremiyor ki parlementoya. İşte şimdi biz bu sayıyı arttırarak 12 Haziran'dan sonra parlemento da bu temsili daha güçlü hale getirmiş olacağız. Bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI
Geçtiğimiz hafta savcıların talimatı ile bazı gazetecilerin gözaltına alınması Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda yeni bir tartışma başlattı. Tartışmanın gerçek mecrasından çıkarılarak son derece haksız, mesnetsiz şekilde hükümet aleyhine bir kampanyaya dönüştürülme çabasına girildiğini görüyoruz. Ben bu kürsüden bu konuda tavrımızı ifade ettim. Şiir okuduğundan dolayı yargılanmış bir Başbakan olarak bu özgürlüğü sonuna kadar desteklediğimi belirtmek isterim. Çeteler, vesayetçi güçler, vatandaşı tehdit olarak gören anlayışın temsilcisiydi bunlar bunlara karşı demokrasi hak ve özgürlükleri hukuk devletini savunan ise biz olduk AK Parti iktidarı oldu bununla ilgili anayasal ve yasal düzenlemeler yaptık. Şimdi birileri çıkıp özgürlük karşıtıymış gibi göstermeye çalışıyor bizi. Bunun peşinde olanlar 28 Şubat'ta nasıl başlıklar attığını biz çok iyi biliriz. Bizim siyasi mücadelemiz, ileri demokrasinin gelişmesi içindir biz 70'li yılları gördük biz 12 Eylül darbesini yaşadık biz demokrasinin nasıl askıya alındığını, konuşanların nasıl susturulduğuna şahit olduk. Sadece ben değil bu grup içinde arkadaşlarım da mahkumiyetlerin mağduriyetleri olarak bugüne ulaştılar. Son yaşanan gözaltılar ve devam eden yargı süreci kendi mecrasında yürümektedir. Yürütmenin değil tamamen yargının içinde devam etmektedir. Bu olayın bizimle ilişkilendirilmesi bu olay üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması büyük bir yanlıştır. Birileri çıkmış olup bitenleri hükümetin bu işleri yapıyor, hükümet bu işin içindeymiş gibi göstermeye çalışıyor bunlar yanlıştır. Hükümet durması gereken yerde durmaktadır.
SİYASETÇİYİM DİYE HEDEF TAHTASIMI OLACAĞIM
Demokrasinin olmadığı bir ortamda hiç kimse basın özgürlüğünden bahsedemez biz bu ülkede bir kısım basın kuruluşlarının demokrasiyi rafa kaldırma operasyonlarında nasıl görevler yaptığını çok iyi biliyoruz. Ülke de kaos oluşturmak için gazetecilerin ve yayın kuruluşlarının nasıl vazife yüklendiklerini biliyoruz. 28 Şubat sürecinde manşetlerin nerelerde hazırlandığını nasıl ısmarlama manşetler verildiğini çok iyi biliyoruz. Bazı uluslararası basın kuruluşları Türkiye'de olanları anlamakta zorluk çektiklerini söylüyorlar yargı konusunda tutumlu olan batılıların konu Türkiye olduğunda böyle bir davranış sergileyen Batılıların bu tutumunu da doğrusu biz anlamıyoruz. Demokrasiyi ve anayasal nizamı ortadan kaldırmak amacı ile terör örgütü kurmak amacı ile yapılan davranışlar basın özgürlüğünü ortaya koyacak bir davranış değildir. Demokrasiyi en fazla destekleyen kesim basın mensupları olmalıdır. Yaşadıkları kötü tecrübelerden yola çıkarak, ben 28 Şubatı yaşadım nasıl olurda bunlara destek veririm diyenler konu biz olunca öyle demiyor. 28 Şubat sürecinde hissettikleri baskıdan şu son zamanlar da yürütülen çetelere karşı yapılan tutumu en çok basın takip etmelidir. Şuanda terör örgütü kendisi gibi düşünmediği için gerçekleri söyledikleri için gazetecileri sanatçıları tehdit edecek kadar ileri gidiyor. Bu sanatçılara da, gazetecilere de biz sahip çıkıyoruz onlar için biz sesimizi yükseltiyoruz. Her gazeteci elini vicdanına koysun 2002 öncesinde ki çalışma durumları ile bugün ki çalışma ortamlarını düşünsün. Önceki toplantımızda ifade ettim 8 yıl boyunca manşetine karıştığımız bir gazete varmı? Rahatsız olduğumuz dönemler oldu, hakaretler edildi ama gittik hakkımızı yargıda aradık ne yapacaktım bende aynı dillemi konuşacaktım? Eğer bir hukuk devleti isek ben gider hakkımı yargı da ararım ne olursa olsun. Siyasetçiyim diye hedef tahtasımı olacağım? Dillerine ne gelirse söyleyecekler, kalemleri ne akıtıyorsa onu yazacaklar bizde ya sabır çekeceğiz yok öyle birşey.
MUHTAR BİLE OLAMAZ DİYEN MEDYA İLE ÇARPIŞA ÇARPIŞA
Bize yönelik iyi niyetli eleştirileri özellikle değerlendiriyoruz ondan nasibimizi alıyoruz ve ona göre adım atıyoruz burada kendimizi öz eleştiriye tabi tutuyoruz ama eleştiri haksızlığa, saygısızlığa giriyorsa hakkımızı hukukta arıyoruz. Bu düşüncemize güvendiğimiz için düşünce zemininde gelecek saldırılardan korkumuz yok, biz muhtar bile olamaz diyen medya ile çarpışa çarpışa iktidara geldik. AK Parti'nin bu tür yöntemlerle muhalif yazaları susturduğu iddiasını kabul etmeyiz yarası olan gocunur bizim böyle bir yaramız yok. Biz düşüncemize güvendiğimiz için düşünce özgürlüğünden korkmuyoruz. Kendimize, düşüncemize, teşkilatımıza ve en önemlisi de milletimize inanıp güveniyoruz. Tutuklanan gazeteciler üzerinden hükümetin eleştiriye tahammülü yok diye kampanya başlatanlara sesleniyorum; Hangi gazeteci hükümeti eleştirdi diye bugün tutukludur. Hangi gazeteci basın faaliyetinden dolayı tutukludur. Mesleği gazeteci şeklinde bugün kayıda geçen 27 kişi var cezaevinde olan bu 27 kişi gazetecilik mesleğinden dolayı içeride değil anayasa düzeni zorla değiştirmek, cinsel istismar, nitelikli yağma, ateşli silah bulundurmak, mesleği gazeteci olarak geçen kişilerin işte içeride bulunan gazetecelerin içeri alınması bu AK Parti'yi eleştirdi felan değil olay bu.
ERGENEKON'UN AVUKATLIĞINI YAPANLARDAN DEĞİLİZ
Bu kadar çaba, gayret, iyi niyet ortadayken hükümet aleyhine dönüştürmek insafsızlıktır. Son tutuklamalar tamamen yargının tasarrufu ile olmuştur hükümetin bu konuda hiç bir müdahalesi olamaz. Bizim inancımıza göre aksi ispat edilene kadar herkes masumdur. Yargılama bitmeden kimse suçlu ilan edilemez, yargılama da asıl olan adaletin gecikmeden tecelli etmesidir. Bizim dertli olduğumuz burasıdır bu süreç uzamasın, dosyalar masaya getirilsin karar verilsin. Bu sürecin uzamasını biz doğru bulmuyoruz buna bizde iktidar olarak karşı olduğumuzu açık net söylüyoruz. Gerilimden, haksız suçlamalardan en çok biz şikayet ediyoruz ama kimse bizden taraf tutmamızı, sürece müdahale etmemizi beklemesin. Biz bu işleri gidip Silivri'nin kapısında Ergenekon'un avukatlığını yapanlardan değiliz. Biz milletimiz için buradayız ve bu yönde de devam edeceğiz. Demokratik ülkelerde siyasi iktidarların nerede nasıl durması bellidir bizim görevimiz yargının işini kolaylaştırmaktır. Devam eden operasyonlar ile ilgili toplumda hassasiyet olması doğaldır toplumda ki hassasiyeti göz ardı etmek mümkün değildir. Yargı milletin adalet çağrısına duyarsız kalamaz biz yürütme olarak yargının daha hızlı çalışması için elimizden geleni yapıyoruz. Bir an önce neticeye bunlar kavuşsun diye ancak yargı toplumdan gelen eleştirilerle değil elinde ki bilgi ve deliller ile hareket eder. Toplumsal duyarlılığın yüksek olduğu davalarda yargının özenle olduğu kadar ivediklikle de hareket etmesi gerekir. Herkesi bir kez daha yargıyı rahat bırakmaya çağırıyorum, herkesi bu sorumluluk çerçevesinde süreci hızlandıracak şekilde davranmaya davet ediyorum.