Muammer Kaddafi'yi Türkiye'nin AB'ye üye olması tehlikesi karşısında Avrupalıları uyarmaya sevk eden, sadece asil idealler değil. Albay, Türkiye'nin Usame'nin Truva Atı olabileceği uyarısında bulunuyor. Kaddafi, birkaç yıl önce, basında yer alan diğer bir makalesinde de milyonlarca Türk'ün İslamcı bir partiye meylettiklerini yazmıştı. Şimdi de ''Türkiye, Avrupa Birliği'ne girdiği takdirde Bin Ladin bundan memnun olacak ve muzaffer çıkacak'' diyor.
Halbuki, kendi ifadesine göre, yılda yüzde 1.6'lık nüfus artışıyla 2010 yılında 90 milyona ulaşacak Müslüman Türkiye'nin Avrupa'ya dahil olması değil Kaddafi'nin derdi. Onun asıl derdi, Irak savaşının tam ortasında kitle imha silahı peşinde koşmaktan vazgeçtiğini belirtip silah deposunu denetime açması karşılığında, Batılı ülkelerden beklediği yatırımın, Türkiye'nin üyeliğiyle bu ülkeye kayacak olması. Kaddafi'nin öfkesinin nedeni işte bu.
İtalya açıkta
Türkiye, AB'ye girmesi halinde milyarlarca euro'luk yardım ve yatırım alacak. Pek çok yatırım diğer Akdeniz ülkeleri yerine AB üyesi Türkiye'ye yönelecek. İtalya'nın Kaddafi konusundaki özel siyasi-diplomatik konumuna rağmen, Libya'nın silahsız-lanması konusundaki müzakerelerin başarısı İngiliz gizli servisine ait.
Berlusconi'nin Erdoğan'a dostluğunu ilan ettiği şu sırada, Türkiye'deki stratejik yatırımlardan en büyük payı alanlar İtalyan işadamları değil, İngilizler, Almanlar ve hatta Türkiye'nin AB'ye üyeliğine burun kıvıran pek çok ülkeden gelen işadamları.
İstanbul'da doğmuş ve Atatürk'ün biyografisini yazmış bir İngiliz, Andrew Mango 'The Turks Today' isimli kitabında bugünkü Türklerin ne olduğunu izah ediyor ve yüksek bilgi seviyesi, gelişmiş altyapı ve iletişim araçları sayesinde, bir zamanlar Batılılarla ilişkilerini geliştirmeye sıcak bakmayan, savunma konumunda kalarak yabancı düşmanı bir tavır sergileyen Türklerin nasıl değiştiklerini anlatıyor.
Sorunlara rağmen...
Tabii ki sorunlar yok değil. Ancak, bugünkü Türkiye dış dünyaya açılan ve başarıya ulaşmaya kararlı bir genç nüfus anlamına da geliyor. Türklerin Doğu ile Batı arasında daimi bir kimlik bunalımı yaşadıklarını düşünenlerin sayısı çok. Muhtemelen Kaddafi de bunlar arasında. Fakat, Andrew Mango bugünkü Türklerin dünyada mevcut en güçlü kimlik duygusuna sahip halklardan biri olduğundan emin.
Cumhuriyetin kurucusu Atatürk'ün istediği gibi laikler, Osmanlı geçmişleriyle yeniden uzlaştı. Dini inanç ve eğitimi yeniden keşfetmelerine rağmen, Batılı değerlerle uyum içindeler.
Erdoğan, ''Avrupa'ya alternatif olan biz kendimiziz'' diyor. Mango'ya göre Türklerin yarattığı sorun aslında Batı'yı genelde biraz fazla rahatlamış bulan, doğunun kış uykusundan uzak, çoğunluğu Müslüman müteşebbis bir halk olmaları ve sadece AB'yi arzulamaları değil, aynı zamanda ona meydan okumaları...
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:41