Kastamonu’da su sayacı okuma yüzünden öldürülen muhtar cinayeti

••2 dk okuma
Kastamonu’da su sayacı okuma yüzünden öldürülen muhtar cinayeti

Hızlı Özet

“Olayın ardından 2014-2019 yılları arasında aynı köyde muhtarlık yapan cinayet zanlısı Mehmet Depişgen, jandarma ekiplerince yakalandı. Adliyeye sevk edilen şahıs tutuklandı.”

Kastamonu’da muhtarlık seçimlerinin ardından su sayacı okuması sebebiyle muhtarı öldüren şahıs hakim karşısına çıktı. Duruşmada konuşan öldürülen muhtarın avukatı, “İdama elbette karşıyız ama ömrüne üç tane cinayeti sığdırmış birisinin toplumdan tasfiye edilmesi gerekiyor” diyerek sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

 

Olay, 28 Nisan’da Kastamonu’nun merkez ilçesine bağlı Kuzyaka köyü Baylar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından Kuzyaka köyü Muhtarı olarak seçilen Mehmet Başoğlu, mahalledeki evlerden su sayaçlarını okuyarak ücretlerini toplamak istedi. 2014-2019 yılları arasında aynı köyde muhtarlık yapan Mehmet Depişgen, kendisini telefonla arayan ve husumetli olduğu yeni muhtar Mehmet Başoğlu’na su parasını ödemeyeceğini söyledi. Bu sebeple eski muhtar Depişgen ile yeni muhtar Başoğlu arasında telefonda tartışma çıktı. Yaşanan tartışmanın ardından Başoğlu, azası ile su faturası için mahallede yaşayan bir vatandaşın evine gitti. Bu sırada Depişgen, Başoğlu’nun bulunduğu evin önüne gelerek pompalı tüfek ile üç el ateş açtı. Bahçede beklerken kurşunların isabet ettiği muhtar Başoğlu, olay yerinde hayatını kaybetti.

 

Olayın ardından 2014-2019 yılları arasında aynı köyde muhtarlık yapan cinayet zanlısı Mehmet Depişgen, jandarma ekiplerince yakalandı. Adliyeye sevk edilen şahıs tutuklandı.

Cinayet sanığı ilk kez hakim karşısında kendisini savundu

Sanık Mehmet Depişgen hakkında “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme” suçundan Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. İlk kez hakim karşısına çıkan tutuklu sanık Mehmet Depişgen, “Telefon kayıtlarında görülebilir. İlk onlar beni aradı. Sonra ben onları aradım. Ben şoka girmiştim, ne olduğunu anlamadım. Telefonda küfür etti bana, yanlarına gidince komşunun evinden çıktılar. Karşıma elinde silahla çıktı. Bana bir sebep yokken telefonda hakaret etti. Ben rahatsızlandım, istiğfar ettim. Muhtar beni beklemiş, köy meydanında niye beklemişler. Beni yanlarına onlar çağırdı. Savcılık ve jandarmada susma hakkımı kullandım. Ben kimseyi tehdit etmedim, kimseye hakaret etmedim. Beni onlar çağırdı. Başkasının evinden çıktı. Elinde silah vardı. Bende ateş ettim. O anda düşünemedim, fenalaştım. Tüfekle onların yanına gittim” diyerek kendisini savundu.

Bu haber 894 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

SPK eski Başkanı İbrahim Ömer Gönül için Bakanlık’tan soruşturma izni istendi
Asayiş

SPK eski Başkanı İbrahim Ömer Gönül için Bakanlık’tan soruşturma izni istendi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül için Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep etti.

Habervitrini12893 Görüntüleme
İşte Zen Pırlanta sahiplerine atılan tehdit mesajları: Arabanızla havaya uçururuz
Asayiş

İşte Zen Pırlanta sahiplerine atılan tehdit mesajları: Arabanızla havaya uçururuz

İstanbul'da "Çirkinler" silahlı suç örgütünün, Zen Pırlanta sahiplerine gönderdiği yağma amaçlı tehdit mesajları ortaya çıktı. Soruşturmada yakalanan çete üyesi 5 şüphelinin, mağdurlara, "Sizi o bindiğiniz arabalarla havaya uçururuz", "Bindiğin Mercedes'e kadar biliyoruz" ve "Akşama kadar bize dönüş olmasın gerisini siz düşünün artık" şeklinde mesajlar attığı belirlendi.

Habervitrini15048 Görüntüleme
Sırtımızda naylon erittiler
Asayiş

Sırtımızda naylon erittiler

Olay, İstanbul'un Kağıthane ilçesi Merkez Mahallesi’nde meydana geldi. Hakan Ç. ile Görkem Serkan T., iddiaya göre alacak meselesi nedeniyle bir evde darbedildi. ​

Habervitrini14770 Görüntüleme
Denizolgun dosyasında çember daralıyor! İki kritik iddianame
Asayiş

Denizolgun dosyasında çember daralıyor! İki kritik iddianame

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada 10 yıl sonra iki kritik iddianame hazırlandı. Soruşturmada daha önce “yok” denilen otopsi videosunun, fethi kabir kararının alındığı gün ortaya çıktığı belirlendi. Üç Adli Tıp görevlisi hakkında “resmî belgede sahtecilik”, Denizolgun’un özel doktoru olduğu belirtilen Nurettin Demirkol hakkında ise “yalan tanıklık” suçundan dava açıldı.

Habervitrini10009 Görüntüleme