KOÇ, DENİZE ATTIĞI ŞİŞEYİ BULAN İSVEÇLİYE KAÇ LİRA ÖDEYECEK?
Nazenin-4 adlı teknesiyle 23 Temmuz'da dünya başlayan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, 25 Kasım Çarşamba günü Atlantik Okyanusu geçişini tamamlayarak Karayiplerde St.Martin adasına ulaşıp, birinci etabı bitirdi.
İstanbul'a dönen Koç'un Akdeniz'de attığı şişeyi bir İsveçli, Mallorca'da bulmuş. Şişeyi getirene 300 dolar verilecek.
''Bunu 1971 ya da 72'de yapmıştık. O zamanlar toplantılarımızı vapurda yapardık'' diyen Koç şöyle devam etti, ''Gemi Karadeniz'e kadar gidip gelene kadar toplantımızı bitirirdik. Bir gün aydede vardı, büyük. Kaptan bizi güverteye çağırdı, bir şişe de viski içtik. Kimin aklına geldiyse haydi içine bir yazı yazıp atalım dedik. Kaptan dedi ki "Ben bedavaya iki seyahat yaptıracağım", ben dedim ki "İki otomobil lastiği vereceğim", biri dedi ki "Otelimde ağırlayacağım" falan. Şişeyi Perşembe günü attık, adam pazartesi günü mesaj elinde Koç Holding'e geldi, dayandı. (Kahkahalarla anlatıyor bu anıyı) Bakalım bu kez de olacak mı? Akdeniz'de attık bir tane. Bir İsveçli, Mallorca'da bulmuş. Bunu bulan nerede bulduğunu bize bildirirse 300 dolar vereceğiz dedikTanışacağız bakalım.''
MART'TA BİTECEK
*Bu seyahat, "19 Eylül'de denize açılıp bir daha karaya ayak basmamak" üzerine planlanmamıştı galiba, değil mi?
Değil. Buradan çıktık Atina'ya gittik. Tekneyi orada bağladık ben bir iş için Paris'e gidip geldim. Nice'ten de New York'a gittim, orada da bir işim vardı. Durarak, kalkarak bir yolculuk bu.
* Arada İstanbul'a geldiniz mi?
Hayır, 19 Eylül'den sonra İstanbul'a ilk kez önceki Pazar günü geldim.
* Çok özlemişler mi sizi?
Çok! Kapılarda karşıladılar. "Bizi öksüz bıraktın" diye sitem ettiler.
* Dönüş ne zaman?
10 Ocak galiba.
* Karayipler'den sonraki rotanız?
Venezüella, Panama Kanalı, Fransız Polonezyası sonra İstanbul.
* O ikinci etap ne kadar sürecek?
Mart'a kadar. Genel kurulumuz olduğu için İstanbul'a gelmem gerekiyor. O yüzden ikinci etabı da hızlı bitireceğiz.
* Kesin dönüş ne zaman?
Tam tarihi veremiyorum ama, iki sene tanıdım kendime. Hayatımı hep stresle yaşadım. Hep zamana karşı yarıştım. Bu defa zaman hiç problem olmasın, rahat rahat, canımız ne isterse onu yapalım, dedim. Ama olmuyor. Mesela şimdi Pasifik gezisine hemen başlayıp bitirmem gerekecek ki Mart'ta genel kurula yetişebileyim.
* "Bu nasıl uzak yol gezisi? Rahmi Bey sıkılınca uçağa atlayıp İstanbul'a gelirse buna dünya turu mu denir?" diye eleştirildiniz.
Okumadım onları ama ben zaten çıkarken söyledim. "İki ayda, üç ayda bir geleceğim, burada işlerimize bakacağız, hasret gidereceğiz" dedim. Tekne olduğu yerde kalacak. Ben onu gittiği yerde yakalamayacağım, birlikte devam edeceğiz.
* Peki nihai hedefiniz nedir?
Ben dünyayı 1963'te uçakla gezdim. Siz ne zaman doğdunuz? Ben 63'te gezdim. O zaman da bana "Ne zorun var dünyayı uçakla gezeceğim diye? Otur yerinde, git Avrupa'ya, git Amerika'ya, gez gel" diyorlardı. Bazı arkadaşlarım hem tenkit hem serzenişte bulunmuşlardı. Şimdi de "Otur, ne diye denizlerde çalkalanıp geleceksin" diyorlar ama, öyle değil. İnsan aklına bir şey taktığı zaman yapmak istiyor.
* Çok merak ediyorum, niye aklınıza bu işe taktınız?
E biz bunu kitap yapacağız, film yapacağız. Bir yandan da belgesel türünde film çekiyoruz.
* Kaptan Cousteau durumu yani?
(Rahmi Bey bazen sadece gülerek yanıt vermeyi tercih ediyor. Bu kez de tatlı bir kahkaha duyuyoruz...)
Teknede iş yaparım
* Teknede size iş veriyorlar mı?
Vermemeye çalışıyorlar ama mümkün değil. Mesela giderken bir dalga çıkıyor, dolaplardaki her şey fırlıyor. Ne yapacaksınız? Onları kaldırıyorum, düzeltiyorum, dolapları bağlıyorum falan... Bir şeyler getirip götürüyorum.
* Atina'dan İtalya'ya doğru giderken tekneniz tonlarca suyla yıkanmış. Hiç o sırada elinizde kova dışarı su boşalttınız mı?
Yok o kadarını yapmıyorum.
* Tekneyle açılınca "Yahu şunu unutmuşuz İstanbul'da" deyip, dara düştüğünüz bir şey oldu mu?
Lobutlarını. Vücut çalışmak için... Onları unutmuşum
* Bütün gün teknede ne yapıyorsunuz?
İnanılmaz, bir dakika boş vaktimiz yok. Her sabah 06.00'da kalkıp güneşin doğuşunu seyrediyoruz. Sonra gece nöbet tutana soruyoruz, ne oldu, ne bitti diye. Birer çay içip gider birer saat daha yatarız. Sonra tıraş, banyo işleri... Arkasından maillere yanıt, günlüğe notlar yazarız. Öğle oldu mu ahçı dikilir başımıza ne yersiniz diye. Öğle uykusundan sonra da yeni gelen maillere yanıt veririz. Hava değişince yelken açar, kaparız. Gemi görürsek onlarla konuşuruz. Akşam yemeğinden sonra film seyrederiz. Deniz havasının etkisiyle uyuruz.
* İyot havası inanılmaz sakinleştirici bir şey değil mi?
Çok, çok, çok. İnsanın sinir sistemini yatıştırıyor, kafasını daha işler hale getiriyor, gece daha rahat uyuyorsunuz. Ondan sonra da kapalı yere girince sıkıntı basıyor.
* Şimdi şu kravatınız bile sizi sıkıyordur herhalde...
Hem de nasıl... Üç aydır şortla dolaşıp şimdi takım elbise giymek zor geliyor tabii.
* Deniz insanı hafifletilmiş; aslında 74'sünüz ama okyanusun ortasında kaç hissediyorsunuz kendinizi?
Oooo, hiç yaş gündeme bile gelmiyor. O kadar mutlu, uçuyorsunuz havalarda...
* Peki okyanusun ortasında, hiç kendi kendinize "Ya Rahmi, boş işmiş o kadar çalışmak, daha cool olsaydın keşke" diyor musunuz?
(Yine bir kahkaha) İsmi lazım değil bir arkadaşını Atlantik'te fırtına yiyince "Ya Rahmi ne zoruna bu işlere giriyorsun" demişti bana.
* Okyanusun ortasından bakınca İstanbul'daki hayatınız daha küçük görünmüyor mu?
Türkiye'deki bazı işler küçük görünüyor. Bu da yapılır mı diye hayretler içinde kalıyorsunuz.
* Hangi işler?
Mesela AB'ye 70-80 arasında girememiş olduğumuza çok hayıflanıyorum.
* Yarıyol partinizde denize attığınız şişenin içinde ne vardı? Kaptan Yosi "Bulan kazanacak" demiş..
Bunu 1971 ya da 72'de yapmıştık. O zamanlar toplantılarımızı vapurda yapardık. Gemi Karadeniz'e kadar gidip gelene kadar toplantımızı bitirirdik. Bir gün aydede vardı, büyük. Kaptan bizi güverteye çağırdı, bir şişe de viski içtik. Kimin aklına geldiyse haydi içine bir yazı yazıp atalım dedik. Kaptan dedi ki "Ben bedavaya iki seyahat yaptıracağım", ben dedim ki "İki otomobil lastiği vereceğim", biri dedi ki "Otelimde ağırlayacağım" falan. Şişeyi Perşembe günü attık, adam pazartesi günü mesaj elinde Koç Holding'e geldi, dayandı. (Kahkahalarla anlatıyor bu anıyı) Bakalım bu kez de olacak mı? Akdeniz'de attık bir tane. Bir İsveçli, Mallorca'da bulmuş. Bunu bulan nerede bulduğunu bize bildirirse 300 dolar vereceğiz dedikTanışacağız bakalım.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:27