Yaşam
  • 10.12.2010 19:29

MEVLANA'NIN "ŞİFRELERİ" ÇÖZÜLDÜ

KONYA - Meyerovitct'in manevi oğlu, Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat
Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr.
Abdullah Öztürk, yaptığı açıklamada, İslamiyeti seçen
Meyerovitct'in aynı zamanda bir sufi olduğunu ve Müslüman
olduktan sonra "Havva" ismini kullandığını belirterek,
"Mevlana'nın eserleri Mecalisi Sebai, Fihi Mafih ve Mesnevi'yi
Fransızca'ya çeviren Meyerovitct, aslında Mevlana'nın
mesajlarındaki şifreleri çözmeyi başarmış ender kişilerden
biridir. Pek çok Batılı'nın Mevlana'yı tanıması hatta Müslüman
olmasına vesile olan Meyerovitct, verdiği konferanslarda
Mevlana'nın eserlerinde işaret ettiği hikmetleri açıklıyordu"
dedi.
Öztürk, bugün herkesin Mevlana'yı daha fazla merak ettiğini ve
modern yaşamda başa çıkamadığı dertlerine Mevlana ile çözüm
yolu bulmaya çalıştığını dile getirerek, "Meyerovitct'in
videoya aldığım konferanslarından, Mevlana'yı anlamak
isteyenler için, O'nun ağzından bir sunum hazırladım.
Görüntülü ve yazılı olarak bu anlatıları paylaşmayı, hem
Hazreti Mevlana'nın hem de İslamiyet'in bir batılı gözüyle
doğru tanıtımı için çok önemli görüyorum. Meyerovitct; modern
bilimin 1930'da ortaya koyabildiği atom bombasının tehlikesini
ve 9 gezegenin bulunduğunu Mevlana'nın daha 13. asırda
bildiğini ortaya çıkardı" diye konuştu.

MESNEVİ, KÖKTEN DİNCİLİĞİ, BAĞNAZLIĞI VE TUTUCULUĞU REDDEDİYOR
Prof. Dr. Abdullah Öztürk'ün hazırladığı Meyerovitct'in
Mevlana'yı, Batılı bir aydının dilinden anlatan açıklamaları
şöyle:
"Fransız dini yetkililerden aldığım bilgilere göre
Müslümanlığı kabul edenlerin çoğu aydın kişilermiş. Bunlar bir
şeyler arıyorlardı ve aradıklarını, özlemlerini İslam dininde
buldular. Çünkü yaradılış efsanesi artık bu özlemleri
karşılamıyordu ve maddecilik de onları bütünüyle düş
kırıklığına uğratıyordu.
Ben Mevlana aracılığıyla, okulda, üniversitede okutulandan,
gazetelerde, televizyonlarda anlatılanlardan çok farklı bir
İslam dini keşfettim. Buna "derin bir İslam dini" diyebiliriz.
Söylemekten gurur duyuyorum, Mevlana'nın son çevirdiğim eseri
benim 10 yılımı aldı. Olağanüstü güzel ve büyük bir eserdir
bu... Maddeciliğin bütün kimlik ağırlıklı yanına karşın,
sanıyorum batı maneviyata susamıştı.
Bunun da yaşadığımız dönem için çok önemli olduğunu
düşünüyorum. Her yıl Konya'ya gidiyorum ve Mevlana'nın kenti
olduğu için O'nu çok seviyorum ve orada olduğum sırada kendimi
Konyalı hissediyorum. Kaldı ki benim için İslam ile
yakınlaşmayı temsil eden Türkiye'yi de çok seviyorum.
Mesnevi'de, kökten dinciliği, bağnazlık ve tutuculuğu,
gelenekselliği, kuralcılığı reddeden, çok nitelikli, bütünüyle
samimi, hoşgörülü, benim inanışıma uygun bir İslam dini
buldum. Türkiye'de çok mutlu oluyorum ve kendimi Türk
hissediyorum. Bugün, dünyanın her yanı bilinmektedir. Oysa
birkaç yüzyıl önce durum hiç de böyle değildi. Herkes kendi
yurdunda yaşıyor, başkalarını tanımıyordu.
Dönemimizin ihtiyacı olan ve tatmin edilmemiş maneviyat
ihtiyacı nedeniyle, kabuğuna çekilerek yaşamanın artık mümkün
olmadığını düşünüyorum. Ayrıca bilimdeki gelişmeler evrenin
eskiden sanıldığı gibi olağanüstü değil çok şaşırtıcı olduğunu
göstermiştir.
İŞTE MEVLANA'NIN SIRLARI
Düşündüğümüzde, bir milyar yıl önce sönmüş bir yıldızın ışığı
saniyede 300 bin kilometre hızla bize ulaşır, dolayısıyla
aramızdaki mesafe çok kilometre etmektedir, gördüğümüzü
anlıyoruz. Ama aynı zamanda Mevlana'da olağanüstü olan şey,
kaldı ki İslamı kabul etme nedenim de bu değildir, sanıyorum
öngörüleridir ve insanları özellikle de bilime tutkuyla
sarılan gençleri etkilemektedir.
Düşünün, Mevlana atomu keserseniz güneş sistemini bulursunuz
diyor. İçinde ve çevresinde dönen gezegenler bulunduğunu
söylüyor, ama dikkat etmek gerektiğini de belirtiyor. Çünkü bu
atomlar ağızlarını açtıklarında, bütün dünyayı yok edebilecek
bir ateşin çıkacağını ekliyor. Görüldüğü gibi, 13. asırda atom
bombasının tehlikelerinden söz ediyor. Dokuz gezegenin
bulunduğunu söylüyor. Oysa bilim bunu ancak 1930 da ortaya
koyabildi.
Daha önceleri yedi gezegenin bulunduğu sanılıyordu.
Sekizincisini 1840'larda bir Fransız bilim adamı,
dokuzuncusunu 1930 da Amerikalı bir bilim adamı buldu. Ama
Mevlana daha o dönemde dokuz gezegen olduğunu biliyordu.
Batı'da güneşin dünya çevresinde döndüğü söylenirken, Mevlana
dünyanın öbür gezegenler gibi, küçük bir gezegen olduğunu
söylüyor. Hatta gerçekten olağanüstü başka şeyler de söylüyor.
Dünyada yaşayan bütün canlılar yıldızların etkisindedir. Güneş
bitkileri, hayvanları etkiler, ay denizi etkiler gibi ve
dahası bilinmeyen birçok şey daha söylüyor.
Ben Sorbonne Üniversitesinde İslam Felsefesi doktorası
yaparken, İslam dinini keşfettim, ama Mevlana üzerine olan bu
doktorayı yapmadan önce, üniversitede öğrenim görürken bize,
Müslüman düşünürlerden hiç söz etmediler.
Bize, Alman, İngiliz, Latin, Yunan gibi ulusların
filozoflarından söz ediyorlardı, ama asla Müslüman
düşünürlerden söz etmiyorlardı. Alınacak çok yol var,
yapılacak çok iş var. Artık İslam dinini seven, Müslümanlığı
kabul etmiş aydın kimseler var. Bunlar İslam dininin özünde
neler bulunduğunu dünyaya tanıtmalılar."

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 00:45

İLGİLİ HABERLER