
Ömer Çelik: Bir pazarlık söz konusu değildir
Ömer Çelik, İmralı'dan gelen "silah bırakma" çağrısını değerlendirdi. Çelik yaptığı açıklamada, "Irak ve Suriye'deki bütün unsurlar tasfiye edilmeli. Burada devletin nitelikleri ile ilgili bir pazarlık söz konusu değildir" dedi.
Türkiye dün, yeni bir dönemin kapılarını araladı.
Artık Türkiye'de "terörsüz" bir dönem başlıyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısının ardından dün, İmralı'dan beklenen açıklama geldi.
İmralı ziyareti sonrası DEM Parti heyeti, PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın mesajını kamuoyuna duyurdu.
Öcalan yaptığı çağrıda, "örgütün lağvedilmesi ve silah bırakmasını" söyledi.
Bunun üzerine bugün konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, terörsüz Türkiye hedefine ulaşmanın zamanının geldiğini söyledi.
Çelik, açıklamasının devamında bütün unsurların tasfiye edilmesini söyledi ve şöyle dedi:
“DEVLETİN NİTELİKLERİYLE İLGİLİ PAZARLIK SÖZ KONUSU DEĞİL”
Bu çerçevede PKK, YPG, PYD hangi isimle olursa olsun tüm uzantıları, terör örgütü kendini feshetmeli. Terör örgütü dediğimizde Irak ve Suriye'deki unsurları ile terör örgütünün tasfiyesini ifade ediyoruz. Farklı kimliklere sahip olsak da etnik kimlik olarak kendisini Türk, Arap, Kürt olarak adlandıran vatandaşlarımızın olması, adlarımızın farklı olması doğaldır ama hepimizin soy adı Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Bunu pekiştirmek için bu irade ortaya konuldu. Hiçbir emperyalist emellerin hayata geçirilmesine Türkiye müsaade etmeyecektir. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı Harekatları ile bu iradeyi ortaya koyduk. Türkmen kardeşlerimize silah çekenler karşısında Türkiye'yi bulacaktır.
Onların refahı Türkiye'nin garantisi altındadır. Hangi millet ve mezhepten olursa olsun bütün unsurlar için kardeşlik siyaseti Türkiye Cumhuriyeti tarafından yürürlüktedir. Bunun arkasında Türkiye'nin devlet aklıdır. Burada devletin nitelikleri ile ilgili bir pazarlık söz konusu değildir, bir al ver hiçbir şekilde söz konusu değildir.
“KÜRT SORUNU DA BAŞÖRTÜSÜ SORUNU DA CUMHURBAŞKANIMIZIN İRADESİ SAYESİNDE ÇÖZÜLDÜ”
Dünden itibaren gündemdeki konu PKK'nın silah bırakması, feshi ve lağvedilmesi. Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı dönemden itibaren milletimizin yasakların kalkması, vesayet tuzaklarının kaldırılmasında ortaya koyduğu iradenin sembolü olan konuşmaları vardır.
Bunlardan biri Diyarbakır'daki konuşmasıdır. 12 Ağustos 2005'teki konuşmada Türkiye ne kadar İstanbul Konya ise o kadar Diyarbakır'dır; bu ülkenin her yerinin, her sesinin farklı bir lezzeti vardır. Kürt sorunu bu milletin bir parçasını değil hepsinin sorunudur demiştir. Bu tarihi bir konuşmadır.
Burada Kürt sorunu bu milletin tamamının sorunudur ifadesi önemli ve stratejik ifadedir. Bu ifade meselesi sadece etnik mesele olarak ele almamakta Türkiye'nin meselesi olduğunu ifade etmektedir. Cumhurbaşkanımız Kürt sorunu bizim sorunumuz demiştir ve yasakların kaldırılması için büyük mücadele vermiştir. Aynı şekilde bu mücadeleyi başörtüsünde de vermiştir, Alevi kardeşlerimizin sorunları için de bu meseleye tüm Türkiye'nin sorunu olarak bakmıştır.
Bu çizginin devamı olarak yeni dönemde hedeflere ulaşacak eylem planının ana maddelerini açıklamıştır. Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatı demokrasinin yükseltilmesinin yaklaşımlarını barındırmaktadır. Kürt sorunu da başörtüsü sorunu da Cumhurbaşkanımızın bu iradesi sayesinde çözüldü.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNE ULAŞMA ZAMANI”
Bugün geldiğimiz noktada artık terörsüz Türkiye hedefine ulaşma zamanı olduğunu ifade ediyoruz. İç cepheyi güçlendirme çağrısında, iradesini net şekilde ortaya koyması, TBMM'de ayrıntılı şekilde ifade etmesi, arkasından sayın Bahçeli'nin tarihi çağrısı Türkiye'de iç cepheyi güçlendirecek yeni bir irade ortaya çıktı. Bunun esas amacı terörsüz Türkiye'dir. Terör örgütünün silah bırakması ve tamamen feshedilmesi esastır.
Cumhurbaşkanımız silahlarını gömsünler ve öyle terk etsinler demişti. Şimdi etrafımıza bakınca, soykırımcı siyaset başındaki Netanyahu'nun bölgedeki haritaları değiştirme, David koridoru gibi bir takım karanlık siyasetlerin yürürlüğe konulmaya çalışıldığını görüyoruz. Türkiye jeopolitik gerçeklerine uygun kardeşlik siyasetini ortaya koymuştur.
“TEK VATAN, TEK BAYRAK, TEK MİLLET İLKESİ”
Devletlerin sert ve yumuşak güç unsurları vardır. Bütün güvenlik birimlerimiz Türkiye Cumhuriyeti demokrasisini, vatandaşını korumak için mücadele etmektedir. Yumuşak güç olarak silah bırakma çağrısı sık sık yapılmaktadır. Bir çatışmada da terör örgütü üyelerine silah bırakma çağrısı yapılmaktadır.
Terör örgütüne fesih çağrısı terörsüz Türkiye merceğinden değerlendirilmektedir bizim açımızdan. Bütün bu süreç Cumhurbaşkanımızın talimatı ile devlet kurumları tarafından bu sürecin nasıl evrileceği hassas şekilde takip edilecektir.
Bütün gelişmelere bakış açımız, 12 Ağustos 2005'te Diyarbakır'da ve tüm Türkiye'de olmak üzere tek vatan, tek bayrak tek millet ilkesi esasında olacaktır.