Ömer Çelik: Türkiye ateşten uzak duracak
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran'a yönelik suikast ve saldırıları "hukuksuz ve gayrimeşru" olarak nitelendirerek, bölgenin kontrol edilemez bir kaosa sürüklendiği uyarısında bulundu. İsrail'in devlet yerine terör örgütü gibi hareket etmesini eleştiren Çelik, çözümün askeri yığınaklarda değil, müzakere masasında olduğunu vurguladı. Türkiye'nin milli güvenliği ve bölge barışı konusunda tavizsiz olduğunu belirten Çelik, "Türkiye dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Ülkemiz bu ateşten uzak duracaktır." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrası gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu. İran'a yönelik saldırılar ve bölgedeki tırmanan gerilim hakkında konuşan Çelik, uluslararası toplumun yanlış stratejilerini sert bir dille eleştirdi.
İran’daki son gelişmeleri değerlendiren Çelik, üst düzey yetkililerin hedef alınmasının tabloyu değiştirdiğini belirterek, "Bugün İran ile ilgili olarak bütün olumsuz gelişmelere ek olarak yeniden üst düzey yetkililere suikast yapıldığı ve onların hedef alındığı haberleri geldi. Tabii burada bambaşka bir tablo çıkıyor. Amerika'dan yapılan açıklamalara baktığımızda Hürmüz Boğazı'nın kapatılması şeklinde İran'ın kendisini savunmasına dönük bir senaryonun gündeme doğru düzgün alınmadığı, hatta İran'ın uğradığı haksız ve hukuksuz saldırı karşısında yapacağı bazı şeylerin tahmin edilmediği şeklinde birtakım değerlendirmeler geliyor." dedi.
GEÇMİŞTEKİ HATALAR VE IRAK SAVAŞI HATIRLATMASI
Uluslararası aktörlerin geçmişte düştüğü hataların benzerlerinin bugün de tekrarlandığına dikkat çeken Çelik, "Maalesef bunu geçmişte de gördük. Irak Savaşı'nda da yanlış istihbaratlar ve yanlış değerlendirmelerle çok büyük facialara yol açacak işler yapılmıştı. Sonradan ortaya çıktı ama çok büyük bedeller ödendi. Şimdi uluslararası hukuk açısından, kurala dayalı düzen açısından İran tamamen haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya. Burada rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan bahsediliyor, füze sisteminden bahsediliyor." ifadelerini kullandı.

"ÇÖZÜM MÜZAKERE MASASIYDI"
Sorunların çözüm yerinin savaş sahası değil, diplomasi masası olduğunu vurgulayan Çelik, "Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı." şeklinde konuştu.
KONTROL EDİLEMEZ BİR KAOS RİSKİ
Mevcut gidişatın tehlikelerine işaret eden Çelik, "Şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması gerekirken ve yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan şey daha çok ülkeden daha çok savaş gemisi istemek ve daha çok ülkeden daha çok savaş uçağı istemekten ibaret oluyor. Bu gidişin sonu iyi değil. Bu gidiş, bu işi başlatanların da kontrol edemeyeceği bir noktaya gelir." uyarısında bulundu.
“BİR ÇIKIŞ PLANINIZ YOKSA HİÇBİR İŞE GİRMEYECEKSİNİZ”
Stratejik hataların bedelinin ağır olacağını söyleyen Çelik, "Bu işlere girerken bir karar verilir ama aynı şekilde çıkma kararı verildiğinde işin içinden çıkılmış olmaz. O yüzden hayatın her alanında temel ilke şudur. Bir çıkış planınız yoksa hiçbir işe girmeyeceksiniz. Hele uluslararası toplumu böylesine sarsacak, Hürmüz Boğazı meselesinden bölge barışını tehdit edecek gelişmelere kadar sonuçlar doğuracak bir iş karşısında böylesine bir tablonun ortaya çıkması, kız çocuklarının okullarda iki kere bombalanarak vurulması büyük bir felakettir." dedi.
“SUİKASTLAR VASITASIYLA DÜNYADA ÇOK KÖTÜ İŞLERİN KAPISI AÇILMIŞ OLUR”
İsrail’in yöntemlerini sert sözlerle eleştiren Çelik, "Ama daha büyük felaketlerden bir tanesi de şudur. Bunların yanına koyulacak şekilde İsrail'in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasıdır. İsrail'in yaptığı bütün saldırılar gayrimeşrudur, haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Şimdi bir de buna hedef aldığı ülkeye dönük olarak suikastların gerçekleşmesi ekleniyor. Devlet nedir, örgüt nedir, devletin örgütten farkı nedir sorusu burada karşımıza çıkıyor. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan muğlaklaşırsa bu suikastlar vasıtasıyla maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur." ifadelerini kullandı.
“BİR AN EVVEL BU SAVAŞ DURMALIDIR”
Barışın ancak müzakereyle gelebileceğini belirten Çelik, "O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır. Müzakere masası kurulmalıdır ve bu müzakere masası temelinde bütün sorunların çözüleceği iradeyi dünya ortaya koymalıdır. Daha çok savaş gemisini oraya yığmak, Kızıldeniz Boğazı'na getirmek Kızıldeniz Boğazı'nın güvenliğini sağlamayacaktır. Yani bir ülkenin rejimini sevmiyorum diye bombalamak çok kötü işlerin kapısını açar. Dünyanın her tarafında bu olur ve bu dünyada hiç kimse için iyi olmaz. Artık ulusal barışla bölgesel barış, bölgesel barışla küresel barış arasında mesafe kalmamıştır. Bunlar iç içe geçmiştir. İsrail'in yerleşim alanlarını genişletme kararı hiçbir hukuki temeli olmayan işgalciliktir demiştik." dedi.
“SİYASİ MEZHEPÇİLİĞE BAŞVURANLAR YARARLI İŞ YAPMIYOR”
Toplum içine sokulmaya çalışılan nifak tohumlarına karşı uyarıda bulunan Çelik, "Mezhep tartışmalarından uzak durulması gerekmektedir. Bu tartışmaları içimize kim sokuyorsa, bilelim ki bunlar çok tehlikeli ve birtakım dış destekli gündemlerdir. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken durulması gereken yer Türkiye'nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, düzeni ortaya kaldırmaya çalışan şer şebekelerine karşı kararlı durmaktır. Siyasi mezhepçiliğe başvuranlar yararlı iş yapmıyor." ifadelerini kullandı.
"BİZİ ÇATIŞMAYA ÇEKMEYE ÇALIŞAN SİYONİST DENKLEMİN FARKINDAYIZ"
Türkiye'nin bölgesel denklemlerdeki uyanıklığını dile getiren Sözcü Çelik, "İran'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine karşı olan her şeyden uzak durulması gerekir. Türkiye'yi belli bir çatışmaya çekmeye çalışan siyonist denklemin de farkındayız. Türkiye diplomasi masasının güçlenmesi için gücünü kullandı ve kullanmaya devam ediyor. Egemenlik haklarımızı korumak konusunda son derece hassasız, ayrıca kurulan kumpasın da farkında olduğumuzu söylemek istiyorum." açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonunu hatırlatan Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman 'Mesele Sünnilik veya Şiilik meselesi değildir. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır' temelinde yaklaşımını en güçlü şekilde ortaya koymuştur. Şimdi komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunun içerisinde durulması gereken yer birincisi Türkiye'nin milli güvenliği konusunda kararlı olmaktır. İkincisi bölge barışının korunması konusunda kararlı olmaktır. Üçüncüsü küresel barışı da tehdit eden ve kurala dayalı düzeni ortadan kaldırmaya çalışan bütün şer şebekelerine karşı durmaktır." dedi.
SİYASİ MEZHEPÇİLİĞİN TEHLİKELERİ
Dini değerlerin siyasi amaçlara alet edilmesine karşı çıkan Çelik, "Bütün bunun içerisinde tutup da mezhep tartışması açmak, mezhepler üzerinden ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak ve bugün alınması gereken ilkeli duruşun zeminini tahrip etmeye çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye'ye faydası yoktur. Komşu halklara ve kardeş ülkelere de bir faydası yoktur. Bu tartışmaların açılması son derece tehlikelidir. Sırf mezhebimizdendir diye, aynı mezhepteniz diye onun haksızlığına göz yummak siyasi mezhepçiliktir. Bugün mazlum olup da bizden farklı bir mezhebe sahip olduğu için onun yanında durmamak, onun hakkını savunmamak, sırf mezhebimiz farklı diye o mazlumun hakkını savunmamak da siyasi mezhepçiliktir. Bunları asla kabul edemeyiz, asla meşru göremeyiz ve ülkemizin içerisinde bu fitnenin sokulmasına asla müsaade etmemeliyiz." şeklinde konuştu.
“DÜNYADAKİ EN GÜÇLÜ SES CUMHURBAŞKANIMIZIN SESİ OLMUŞTUR”
Barış için uluslararası iş birliğinin önemine değinen Çelik, "Bir diğer konu çeşitli bölge ülkelerine dönük saldırılar ve füzeler atılması konusunda da söyledik. Bunun yanlış olduğunu, komşu ülkelerin ve kardeş ülkelerin hedef alınmaması gerektiğini ifade ettik. Bunun çok başka sonuçları olacaktır. Doğru olan, bütün bölge barışını savunan kardeş ülkelerle birlikte ve bu savaşın çıkmasını istemeyen bütün kardeş ülkelerle birlikte hareket etmekti. Avrupa’da nitekim İspanya Başbakanı Sanchez gibi saygıdeğer siyasetçilerin ortaya koyduğu tutumla birlikte diplomasi masası, barış, adalet ve hakkaniyet temelinde bir inisiyatifin güçlü bir şekilde ortaya konulması gerekiyordu. Burada bu saldırganların dengelenmesi ve saldırganlara karşı bu bloğun ortaya çıkması gerekiyordu. Bunun da her zaman dünyadaki en güçlü sesi Cumhurbaşkanımız olmuştur. Cumhurbaşkanımızın dirayeti, Cumhurbaşkanımızın gücü ve Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu masa denklemi çeşitli olaylarda negatife giden süreçleri pozitife döndürme açısından son derece güçlü bir inisiyatif ortaya koymuştur ve dünyada alınmış sonuçları vardır. Bu durum test edilmiştir, denenmiştir ve sonuçları onaylanmıştır. Kurala dayalı düzen açısından bu yaklaşım son derece önemlidir. Dolayısıyla bunun yanlışlığını, gerekçesi ne olursa olsun ifade ettik. Komşu ülkeler hedef alınmamalıydı." dedi.
"MİLLİ GÜVENLİĞİMİZ ERTELEME KABUL ETMEZ"
Son olarak Türkiye’ye yönelik füze iddialarına ve milli güvenlik prensiplerine değinen Çelik, haberi şu sözlerle noktaladı:
"Ülkemize gelen füzelerle ilgili de şunu söylemek isterim. İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Tabii bizim de gördüğümüz bazı şeyler var. Bunu çeşitli radar sistemlerinden görebiliyoruz. Dolayısıyla bütün bu tartışmayı şöyle bağlayalım. Eğer bu oradaki ayrı küçük bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış, pusulasını şaşırmış bir yaklaşım ise şimdilik Türkiye burada duruyor. Ama aynı zamanda da Türkiye dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Ülkemiz bu ateşten uzak duracaktır. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez. Pazarlık kabul etmez. Herhangi bir tenzilatı kabul etmez. Dolayısıyla biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz."
Güncellenme Tarihi : 17.3.2026 21:03