PATLAMAYI HAKLI BULAN AZAT EKİNCİ'NİN EŞİNİN CANLI BOMBA ELALTUNTAŞ'A ÇÖPÇATANLIK YAPTIĞI ORTAYA ÇIKTI
Bombalı saldırıların planlayıcısı olduğu sanılan Azat Ekinci'nin eşi Kevser Ekinci, eylemleri haklı buldu. Kevser Ekinci, tek üzüntüsünü ise şöyle dile getirdi: Keşke eylemler İngiltere veya ABD'de yapılsaydı'
Polisin gözaltına alarak sorguladığı kişiler, yakınlarının saldırılarla bağlantısını kabul etmezken, intihar saldırılarının beyni Azat Ekinci'nin eşi eylemleri savundu. Sinagog saldırılarının planlayıcısı ve finansörü olarak aranan Azat Ekinci'nin eşi Kevser Ekinci, verdiği ifadeyle polisi bile şaşırttı. Bombalı saldırıları onayladığını söyleyen Kevser Ekinci, 'Ancak eylemler keşke yurtdışında yapılsaydı. İngiltere ve ABD'de yapılsaydı, amacına ulaşmış olurdu' dedi. Ekinci, eşinin de 'cihad' için evden ayrıldığını söyledi. Kevser Ekinci, saldırıya katılanların zihniyetini de gözler önüne serdi: 'Hiçbir mezhebe inanmıyoruz. Türkiye dar-ül harp (savaş alanı) olduğu için, devletin resmi imamlarının arkasında namaz kılmayız. Onlar Müslüman değil. Türkiye'de cuma namazı da kılmayız.' Kevser Ekinci, canlı bombalardan Gökhan Elaltuntaş'ın nişanlısı Yasemin'le arkadaş olduklarını da açıklayarak, 'Ankara'da onları ben tanıştırdım. Yakında evleneceklerdi' dedi.
Mesut Çabuk'un eşi serbest
Şişli'deki Beth Israel Sinagogu'na kamyonetle intihar saldırısı düzenleyen Mesut Çabuk'un eşi Aysun Çabuk sorgusundan sonra çıkarıldığı DGM'de serbest bırakıldı. Bingöl'deki evlerinde polis tarafından gözaltına alınıp İstanbul'a getirilen Aysun Çabuk ile yine Bingöl'den getirilen Bedriye Arslan, Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulandı. Çabuk ve Arslan, sorguları tamamlandıktan sonra dün sabah İstanbul DGM Başsavcılığı'na sevk edildi. Savcı Mehmet Ergül, 'canlı bomba' Mesut Çabuk'un eşi Aysun Çabuk ve Bedriye Arslan'ı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Terörle Mücadele Şubesi'nde gözaltında tutulan Mustafa Aslıhan ve Mümine Koç adlı zanlılar da DGM'deki Adli Tıp Kurumu'na sağlık kontrolüne getirildi. Ercan ÖZTÜRK
Dar-ül harp nedir
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi savcıları Yılmaz Aktaş ve Ömer Tuncay İpek'in, 2000 yılında yapılan Hizbullah operasyonlarından sonra açtıkları davanın iddianamesinde, 'dar-ül harp' ve 'dar-ül İslam' kavramları şöyle anlatılıyor: Hizbullahi inanışa göre, Hizbullah davasına sahip çıkmayan ve davanın dışında kalan herkes, kitap ehli olsun veya olmasın, 'Hizb-ul şeytan'dır. Laik ve yozlaşmış İslam ülkeleri dahil, kapitalist-sosyalist, mevcut tüm sistemler, İslam'a aykırı olup, 'dar-ül harp'tir. İlahi toplumun kurulması için, şeytanın, icabında 'zor kullanarak' ortadan kaldırılması gerekir. Allah egemenliğinin ve şeriatın yürürlükte olmadığı Türkiye'de, 'Dar-ül harp' ilkeleri uygulanmalıdır. Böyle bir devletin birimlerince inşa edilen camilerde namaz kılmak, dini faaliyetlerde bulunmak günahtır. Bu nedenle faaliyetler, camii ve mescitlerin dışına kaydırılmalı. Tebliğe ve davet faaliyetlerine, kitabevlerinde, tarikat, cemiyet, esnaf ve okullarda devam edilmelidir.
aksam
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:10