TÜRKİYE ORDUSU MISIR’DAN ZAYIF!
Merkezi New York’ta bulunan Dış İlişkiler Konseyi adlı düşünce kuruluşunun Ortadoğu uzmanı ve Yönetmeden Hükmeden Ordular: Türkiye- Mısır-Cezayir kitabının yazarı Steven Cook, Türkiye modelinin taşıdığı anlam ve Türkiye deneyiminden Ortadoğu için çıkarılabilecek sonuçlar hakkında Taraf gazetesinden Özgün Özçer'e açıklamalarda bulundu.
İşte o söyleşiden öne çıkanlar:
- Mısır’ı ziyaret eden ilk cumhurbaşkanının Batı veya diğer Arap ülkelerinden bir lider değil de Abdullah Gül olması anlamlı mı?
Elbette, Türk hükümetinin bölgede lider ve yapıcı rol oynama çabalarıyla da tutarlı. Türkiye’nin yakın çevresinde neler yaşandığına ilgi gösterdiği açık. Mısır da, yakın çevresinde siyasi çalkantı yaşayan önemli bir ülke. Türk hükümetinin Mısırlı yetkililere tavsiye sunabileceklerini hissettiğini düşünüyorum.
- Türk modelinden sıkça bahsediliyor. Kitabınızda da vurgulamış olduğunuz gibi, bu model üzerinden iki ayrı ve birbirleriyle çelişkili örnek kastedilmiyor mu?
Çok doğru, Türk modelinin insanlara göre farklı bir anlamı var. İlk defa Türk modeli terimi ile karşılaştığımda, bunu, Türkiye’nin bir nevi Batılı destekçileri kullanıyordu. Örneğin 15 yıl ve daha öncesinde Türk ve yabancı gözlemcilerin Türkiye’de ordunun rolü hakkında kaleme aldıkları klasik yazılarında bunu görüyorsunuz. Buradaki Türk modelinde, askerin siyasette düzenleyici bir rol oynadığı tezahürünü görüyorsunuz. İkinci tezahüründe ise daha yeni ve AKP’nin iktidar olduğu bir modele rastlıyorsunuz. İslami kökleri olan bir partinin resmen laik bir siyasi sistemde yetki mercilerini elinde toplaması demokrasiye henüz geçişini tamamlamamış diğer Müslüman ülkeler için bir model oluşturuyor.
- Demokratikleşme süreci bakımından hangisi daha geçerli bir örnek?
Birinci modelle ilgili esasında bir yanılgı olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir çelişki var: Türkiye demokrasiye ordu sayesinde değil, orduya rağmen geçti. Bu bazıları için radikal bir görüş zira onlar için Türkiye 1940’larda çok partili bir düzene geçince barışçıl bir şekilde iktidar devri yaşayınca demokrasi oldu. Bu doğru, Türkiye’de demokratik pratikler vardı ancak askerin gerek rolü gerekse siyasi kurumları düzenleme, anayasa yazma çabaları Türk demokrasinin kalitesine gölge düşürüyordu. Bu yüzden bana göre Türkiye’de gerçek bir demokrasiye geçiş dönemi Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uyum sağlamak için hazırladığı 2002-2003 yıllarındaki Anayasa değişiklik paketleriyle başladı.
"Türk ordusu daha ideolojik"
- Siyasi İslam uzmanı Mısır asıllı akademisyen Dr. Omar Ashour, Mısır ordusu Türk ordusundan daha az ideolojik ve daha pragmatik demişti. Sizce her iki ordu arasında benzerlikler ve farklılıklar neler?
Türk Silahlı Kuvvetleri, Mısır ordusundan çok daha kurumsallaşmış ve toplumun geri kalanından hiç şüphesiz çok daha soyutlanmış bir yapıda. Türk ordusunun daha ideolojik olduğu görüşüne katılıyorum. Mısır, Mübarek dönemi süresince neredeyse ideolojiden kaçınır hale geldi, Mısır ordusu ise adeta körü körüne pragmatikti.