USS Abraham Lincoln İran'a doğru giderken neden "hayalet modu"na geçti?
ABD'nin nükleer uçak gemisi USS Abraham Lincoln, İran'a yaklaşırken Hint Okyanusu ve Umman Körfezi'nde transponderlarını kapatıp "Hayalet Modu"na geçti. Washington, Tahran'ı teyakkuzda tutmak ve muhtemel bir askeri operasyon için belirsizlik oluşturmak amacıyla bu elektronik gizlilik hamlesini yaptı.
ABD ve İran arasındaki jeopolitik gerilim yeni bir boyuta ulaştı. ABD’nin gücünü simgeleyen USS Abraham Lincoln, Tahran'a doğru ilerlerken Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) transponderlarını kapatarak “Hayalet Modu”nu aktive etti. Bu kasıtlı elektronik sessizlik, geminin ticari takip sistemlerinden ve açık kaynak istihbaratından (OSINT) gizlenmesini sağlarken, bölgedeki askeri uzmanlar bu hamlenin askeri ve psikolojik etkilerini masaya yatırdı.
USS ABRAHAM LİNCOLN KARANLIK BÖLGEYE GİRDİ
Hindistan’ın küresel haber ağı Wion’na konuşan uzmanlara göre, uçak gemisinin sinyallerini kesmesinin ardındaki birincil sebep, askeri literatürde Emisyon Kontrolü (EMCON) olarak bilinen "karanlık bölge"ye girilmesinden kaynaklanıyor. Bu durum, Lincoln'ü gerçek zamanlı konumunu ifşa etmekten alıkoyarak, İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) uzun menzilli uçak gemisi füzeleri için sabit bir hedef olmasını engelliyor. ABD, bu “konumsal belirsizlik” ile Hint Okyanusu’nda serbestçe manevra kabiliyeti kazanıyor.

İRAN'IN HEDEF ALMASINI ZORLAŞTIRIYOR
Bununla birlikte transponderların kapatılması, İran'ın yerel ve ticari uydular aracılığıyla yürüttüğü hedef tespit döngüsünü ciddi şekilde karmaşıklaştırıyor. Lincoln, sinyal yokluğunda adeta bir "taktik boşluk" oluşturarak, IRGC’yi çok daha fazla kaynak harcamaya ve saatler süren gecikmeler yaşamaya zorluyor. Modern füze savaşında saatler süren bu gecikme ise hayati bir avantaj sağlıyor.
STRATEJİK BELİRSİZLİK PSİKOLOJİ BASKIYA NEDEN OLUYOR
Lincoln'ün "Hayalet Gemi" statüsüne geçişi, aynı zamanda psikolojik bir araç olarak da kullanılıyor. Bu belirsizlik, İran askeri planlamacılarını tüm güney kıyı şeridi boyunca sürekli yüksek alarmda kalmaya zorluyor, bu da personel ve kaynaklar üzerinde ciddi bir yıpranmaya neden oluyor. Uçak gemisi ister 1000 kilometre uzakta olsun, isterse ufuk çizgisinin hemen ötesinden F-35 savaş uçaklarını havalandırmaya hazır olsun, Tahran üzerindeki "stratejik belirsizlik" baskısı en üst seviyeye çıkarılıyor.

ABD UÇAK GEMİLERİ BÜYÜK BİR ASKERİ OPERASYONA GÜNLER KALA SİNYALLERİNİ KESİYOR
Diğer taraftan, uzmanların belirttiğine göre tarih, ABD uçak gemilerinin büyük bir askeri operasyondan günler önce sinyallerini kestiğini gösteriyor. Tıpkı Haziran 2025'teki "Midnight Hammer Operasyonu" öncesinde olduğu gibi, Lincoln'ün sessizliği, VMFA-314 "Kara Şövalyeler" filosu tarafından yüksek öncelikli görevler için hazırlık yapıldığına işaret ediyor. Geminin hızını ve rotasını gizlemesi, muhtemel bir "1000 hedeflik vuruş" emri verildiğinde, Tahran'ın alacağı ilk haberin bir takip uygulamasından gelen bildirim değil, tepelerinden gelen gizli jetlerin sesi olmasını amaçlıyor.

REJİMİN KOMUTA VERİ BAĞLANTILARINI KESEBİLİR
Lincoln'ün gücü sadece kinetik (fiziksel) vuruşlarla sınırlı değil; genellikle topyekun bir "dijital yürütme" ile başlıyor. EA-18G Growler filosu (VAQ-133), yeni nesil AN/ALQ-249 Orta Bant Engelleyicisi (NGJ-MB) ile donatılmış durumda bulunuyor. Elektronik savaşta çığır açan bu sistemler, birden fazla gelişmiş İran radar ve iletişim ağını eş zamanlı olarak "kızartma" veya aldatma yeteneğine sahip. Growler’lar, Tahran üzerinde tam spektrumlu bir elektronik karartma uygulayarak IRGC'yi etkili bir şekilde "körleştirebilir" ve rejimin komuta veri bağlantılarını kesebilir.

KOMŞU ÜLKELERİN LİMANLARINA İHTİYAÇ DUYMUYOR
USS Abraham Lincoln'ün bir diğer taktik üstünlüğübü ise, ABD’nin diğer müttefik ülkelerden izin alma zorunluluğunu ortadan kaldıran lojistik otonomisi oluşturuyor. USNS Henry J. Kaiser gibi ikmal tankerleriyle desteklenen taarruz grubu, haftanın 7 günü, günde 24 saat "savaş pozisyonunda" kalabiliyor. Bu lojistik dayanıklılık, "Armada"nın Pakistan veya Umman gibi komşu ülkelerin limanlarına ihtiyaç duymadan, İran rejiminin savunma ve psikolojik direncinin ötesinde operasyon yapabilen, kendi kendine yeten "yüzen bir kale" olduğu anlamına geliyor.
Güncellenme Tarihi : 27.1.2026 21:26