Medya
  • 26.12.2020 18:15

Musa Aleyhisselam ve Hızır Aleyhisselam'ın seyahatinde ibretlik işler

MUSA ALEYHİSSELAM İLE HIZIR ALEYHİSSELAMIN SEYAHATİNDE İBRETLİK İŞLER

Cenab-ı Hak (Celle celalühü) Kehf suresinde hemen hemen hepinizin bildiği bir kıssayı anlattı.
Hızır Aleyhisselam ve Musa Aleyhisselam’ın yolculuğunu..
İmam-ı Buhari’den naklen..
Resûlullah Sallallahü Aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;
Musa İsrailoğullarına hutbe okuyordu. Kendisine şöyle soruldu;
- Bu asırda cümleden daha bilgili kimdir?
Musa (Aleyhisselam) şöyle dedi,
- Cümleden bilgili benim
Ancak ilmini Allahü teala’ya havale edip, “En iyi bilen Allah’tır” demedi.
Bunun üzerine Allahü teala kendisine şöyle vahiy etti;
- Mecmau’l-bahreyn’de (İki denizin birleştiği yer) bir kulum vardır. O senden bilgilidir.
Musa Aleyhisselam şöyle dedi;
- Ya Rabbi!.. Mecmau’l-bahreyn’de a zatı nasıl bulabilirim. Görsem onu nasıl bileyim?
Celal ve İkram sahibi Yüce Hak şöyle buyurdu;
- Yanına bir balık al. O balığı da içerisine 15 sa (Bir sa 3120 gram ağırlık) buğday alan zembil içerisine koy. Derya kenarında yürümeye devam et. O balık nerede canlanırsa o adam ordadır.
Musa Aleyhisselam kendi hizmetinde olan Yuşa Bin Nun bin Efrayim bin Yusuf ile karnı yarılmış çok büyükçe tuzlanmış bir balığı zembile koydu.
Yuşa Bin Nun’a şöyle dedi;
- “Bu balık zembilde canlandığı zaman bana hemen haber ver”
Mecmau’l-bahreyn’de Zeytun diye anılan bir ırmağın kenarında Musa Aleyhisselam’ı uyku bastırdı. Orada bulunan bir taşın yanında yatıp uyudu.
Musa Aleyhisselam uyurken Yuşa zembile bakıyordu. Balığın birazını yemişlerdi. Birden balık zembilden çıktı, suya gitti. Çünkü orada Ab-ı Hayat suyu vardı.
O mübarek suyun bürudeti (Soğukluğu) ve rutubeti zembil içerisindeki balığa isabet edince, balık Allah’ın izni ile dirildi.
Başka bir rivayette balığın dirilmesi şöyle anlatıldı;
Yuşa farkında olmadan hayat suyundan abdest aldı. Abdest sırasında azasından balığın üzerine su sıçradı. Balık böyle dirildi.
Musa Aleyhisselam uyandığı vakit balıktan bir haber sormadı. Yürürken Yuşa da söylemeyi unuttu.
Biraz gittikten sonra Musa Aleyhisselam; “Çok acıktık. Gıdamız olan balıktan biraz getir de yiyelim.” Dedi.
Yuşa, “Ya Musa şeytan bana unutturdu. O balık dirilip suya kaçtı” dedi.
Koşa koşa uyuduğu taşın yanına geldiler. Baktı ki bir adam elbisesine bürünmüş taşın yanında yatıp uyuyor. O kimse Hızır Aleyhisselam’dı.
Uyandığı vakit Musa Aleyhisselam selam verdi.
Hızır Aleyhisselam şöyle dedi;
- Bu diyarda pek selam veren kimse yoktur. Siz kimlerdensiniz ki bana selam verdiniz?
Ben Musa’yım” deyince Hızır Aleyhisselam;
- Beniisrailden peygamber olan Musa sen misin?
Musa aleyhisselam tasdik edip şöyle dedi;
- Size tabi olayım. Sahip olduğunuz ilim ile beni irşad edin.
Hızır Aleyhisselam şöyle cevap verdi;
- Benimle olmaya sen sabredemezsin. Çünkü ben zâhirî şeriatınıza görünür bazı işler yaparım. Onun teviline muttali olmadan zâhirî şeriatınla yaptığımı inkâr eder, sabredemezsin.
Musa Aleyhisselam şöyle dedi;
- İnşallah beni sabırlı bulursun. Ben senin işine muhalefet etmem. Karşı çıkmam.
Hızır aleyhisselam, “Eğer bana tabi olacaksan, işlediğim işten dolayı bana sual sorma. Tâ, ben sana o işin aslını anlatana kadar” dedi.

HIZIR ALEYHİSSELAM’IN DELDİĞİ GEMİ
Sonra..
Şam’a gidecek gitmek üzere bir gemi buldular. Geminin tayfaları üzerlerinde yiyecek ve para olmayınca gemiye almak istemedi.
Geminin sahibi ise yüzlerindeki nuru görünce adamlarını yatıştırdı;
- Onları ben misafir ederim. Yiyeceklerini de ben veririm. Navlun da (geminin yük taşıma ücreti.) istemem.
Her ikisini de geminin alt tabakasına koydular. Orada denize bakan bir delik vardı. Bir serçe kuşu geldi o deliğe kondu. O kuş denizden bir veya iki damla su aldı.
Bunu gören Hızır Aleyhisselam dedi ki;
- Ya Musa senin ve benim ilmim Yüce Hakk’ın ilmi karşısında şu kuşun aldığı su derya karşısında ne kadar az ise o kadar azdır.
Arkasından da geminin zeminini deldi. İçeriye su gelmeye başladı.
Musa Aleyhisselam verdiği sözü unutup karşı çıktı,
- Gemi halkı bizi istemedi. Kaptan ise onları sakinleştirip bizi gemisine aldı. Karşılık olanak da navlun bile istemedi. Sen bize iyilik yapan bu adamın gemisini deldin. Gemidekileri boğacaksın.
Şeraite çok aykırı, büyük bir günah işledin.
Hızır Aleyhisselam şöyle cevap verdi;
- Ben sana demedim mi, benim eşlediğim amellerin güzel tevilleri vardır tevillere vakıf olmadan derhal zahire bakarak hücum eder karşı çıkarsın.
Musa Aleyhisselam mahcup olup şöyle dedi;
- Sözümü unuttum ondan sordum. Unutup işlediğim bir şeyle beni muaheze etme.

HIZIR’IN ÖLDÜRDÜĞÜ ÇOCUK
Bundan sonra gemiden çıkıp Şam’ın nahiyelerine doğru yollandılar.
Musa Aleyhisselam orda bir çocuk gördü. Buluğa yaklaşmış, gayet güzel ve temiz elbiseler giymişti. Çocuklarla ile oynuyordu.
Hızır Aleyhisselam çocuğu çağırıp öldürdü.
Dehşet içerisinde kalan Musa Aleyhisselam feryat etti;
- Sen ne yaptın? Nedir bu? Henüz baliğ, mükellef olmamış bir günahsız çocuğu öldürdün. Bir sebep olmadan onu öldürmen gerekmeden, haksız yere neden öldürdün?
Hızır Aleyhisselam şöyle cevap verdi;
- Bu katli icab ettiren Hakk’ın Yüce fermanı var iken, sen ki daha o fermana muttali dahi olmadan niçin sabretmeyip, bana sual sordun? Ben sana, “Sabredemezsin” demedim mi?
Musa Aleyhisselam, zahiren uygunsuz gördüğü şeye henüz işin sırrına vakıf olmadan iki defa acele ile inkâr yoluna saptığı için çok utandı ve şöyle dedi;
- Eğer bundan sonra sana bir daha bir şeyden sual edersem benimle arkadaşlık eyleme ve yanımdan ayrıl. Çünkü artık özrüm de sona vardı.

HIZIR ALEYHİSSELAM’IN DÜZELTTİĞİ DUVAR
Tekrar yola koyuldular.
Gün battıktan sonra Antakya şehrine geldiler. O gece orası çok soğuktu. Antakya halkı onlara hiç itibar etmedi. Hatta misafir edip yemek bile vermekten kaçındılar.
Hem aç hem de açıkta kaldılar.
Sabah oldu, yolda bir duvar gördüler. Duvarın iki yüz arşın uzunluğu vardı. Yüksekliği de uzunluğuna uygundu. Eğilip yıkılmaya yüz tutmuştu. O haldeydi ki Antakya halkı onun yanından geçmeye korkardı.
Hızır Aleyhisselam duvarın o halini görünce işaret etti (Bazı kitaplarda eliyle sıvadı) duvar düzeldi ve sapasağlam oldu.
Musa Aleyhisselam yine dayanamadı;
- Bunlar bize bir yemek bile vermedi. Misafir etmedi. İsteseydin bunun için bir ücret alırdın. Neden bunlara böyle bir iyilik yaptın? Yıkık duvarı boş yere kuvvetli ve metin eyledin?
Bunun üzerine Hızır Aleyhisselam şöyle dedi?
- Bu vakit seninle benim ayrılmamızın vaktidir. Ancak o acele edip sorduğun şeylerin cevabını vereyim.
O bindiğimiz gemi, on kardeşin idi. Onların beşi kötürümdü. Hiçbir iş yapmaya takatleri yetmezdi. Hep otururlardı. Geçim kaynakları o gemi idi. Ben o gemiyi onlara bir zarar gelmesin diye deldim.
İleride zalim bir padişah vardı. Adı Cülenba bin Kerker’dir.  O zalim hemen önde idi. Gemilere çıkıp yoklarlar. Sağlam gemilere el koyarlar. Gemi sağlam olsa gasp edeceklerdi. İstedim ki, “Bu çürük bir gemidir. Su alıyor” deyip el koymayalar. Bu kardeşler de geçimlerini sürdüre..
Öldürdüğüm çocuğa gelince..
Onun ismi Ceysun’dur. Onun anası ve babası salih idi. Bu çocuk büyüdüğü vakit facir ve fasık olacaktı.
Anası ve babası evlatlarının bu tuğyanına rıza gösterecekti. Ya da ona tam itaat edeceklerdi. Böyle edince de kendileri de salih olmaktan çıkıp tuğyan ehli olacaktı.
Böylece onları şeytanın mekrinden korudum. Onlara ebedi merhamet için çocuklarını öldürdüm.
Yüce Hak; fazlı ve ihsanı ile o aileye bir kız çocuğu insan edeceğini bana bildirdi. O kızı büyüdüğünde bir peygamber alacaktır.
Öldürdüğüm çocuğun yerine gelecek bu kızdan yetmiş peygamber gelecektir.

Duvar meselesine gelince,
O duvar Ahrem ve Hayrem adındaki iki yetimindi. O duvarın altında İLİMDEN VE MALDAN yana saklanmış bir hazine vardı. Bu hazineyi hiç kimse bilmez. Sadece onların vasileri bilirler ki, onlarda burada değildir.
Bu yetimlerin yedinci babası Kâşah adında Salihlerden ve abidlerden bir zattır.
Yüce Hakk’ın muradı şuydu;
- Ben o duvarı doğrultup muhkem edeyim. O yetimler buluğa erip reşit olduklarında o hazineyi bulup çıkartalar. Oradaki İLMİ öğreneler. İlim ehli olarak hazinede ÖĞRENECEKLERİ İLİM İLE ilim ehli olup ilmiyle amel edeler.
Hazine ile de geçinip gideler..
Peki, hazinedeki ilim ne idi? Hazinenin üzerindeki yazıda hepimize ibretlik Allahü teala ne yazdırdı;
Buraya kadar uzunca oldu.
O kısmı müsaadenizle haftaya kaleme alayım.

Rabbim hepimizi doğru ilimle donatsın ve o ilimle de amel ettirsin (amin)
METİN ÖZER / HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER