Medya
  • 18.1.2020 21:27

Nur-u Muhammedi (11).. İbrahim Aleyhisselam'a şeytan mancınığı

NUR-U MUHAMMEDİ (11)
İBRAHİM ALEYHİSSELAM'A ŞEYTAN MANCINIĞI


Dört bir yandan tutuşturdukları odun o kadar hızlı yandı ki, 7 fersah mesafeden yanına yaklaşılamaz hale geldi. 
Uçan kuşlar uçamaz, havadakiler yanar oldu.
Nemrud, Dellal’i (Yüksek sesle ilan eden, duyuran. Tellal) çağırttı;
- Yarın yer tanrısı İbrahim’e azab edecektir.Cümleniz seyre gelin. Gelin de görün bakalım asi olanların sonu ne oluyormuş..
Dellalin çağırması üzerine Nemrud’dan korkanlar bölük bölük seyre geldiler.
Zincire vurulmuş haldeki İbrahim Aleyhisselam’ı getirip Nemrud’un önünde durdurdular.
Nemrud şöyle bir teklifte bulundu;
- Ya İbrahim gel bizim putumuzu öv ve kurtul.
İbrahim Aleyhisselam şu cevabı verdi;
- Ey Nemrud, Allah’dan kork.. Put ne şeydir ki onun kendine faydası yoktur ki sen ona taparsın. Gel Allah’a iman et. Kıyamet günü cehennem azabından vücudunu kurtar.
Nemrud sinirden adeta kudurdu;
- Atın bunu ateşe. Göreyim bakayım Bunun Allah’ı onu nasıl kurtaracak?
Nemrud’un adamları İbrahim Aleyhisselam’ı ateye atmaya götürdüler ama sıcaklığın şiddetinden yanına bile yaklaşamadılar.
Durumu Nemrud’a haber verdiler. Kafirlerin cümlesi aciz kaldı.
Nemrud vezirlerine ferman eyledi;
Buna derman nicedir. İbrahim’i ateşe hasıl atacağız?
Her birisi farklı bir çare söyledi ama hiç birinin olacağı yoktu.

ŞEYTANIN YAPTIĞI İLK MANCINIK
Nemrud ve adamları çaresiz ve şaşkın bir şekilde düşünürken, şeytan bir ihtiyar suretine girip Nemrud’un yanına geldi ve şöyle dedi;
- Ey Nemrud niye bu kadar şaşırmış haldesin?
Nemrud’da;
- Ey ihtiyar, İbrahim bizim tanrılarımızı inkar ve zemmeder. Cümlesini kırıp paramparça etti. Ben da ona ceza vermek için yaktığım bu ateşte cem ettim. Lakin ateşin harından yanına varılmıyor. Yanına varamadığımız için İbrahim’i ateşe atamıyoruz.
Şeytan şöyle dedi;
- Ya Nemrud ne var ki böyle şaşırırsın. Bunun çaresi çok kolaydır. Tez bana birkaç ağaç getirin.
O ağaçları getirdiler. Mel'un şeytan o ağaçlardan tarihteki ilk mancınığı yapıp hazır hale getirdi.
Dünyada en evvel mancınık yapan şeytandır.
Bundan sonra İbrahim Aleyhisselam’ı mancınığa oturttu..
Aşağıda bunlar olurken Sübhan olan Yüce Hak’dan sema ehline ferman geldi;
- Yere bakın.
Sema ehlinin cümlesi nazar eyleyip İbrahim Aleyhisselam’ı mancınıkda otururken gördüler.
İbrahim Peygamberi o halde görünce; Bütün sema ehli, cümle mahlukat, insan ve cinden başka birden feryat edip, Kadir, Kayyum, Ferd ve Samed olan Yüce Mevla’ya tazarru ve niyaz edip şöyle dediler;
- Ey bizim Rabbımız ve sahibimiz, Şânı büyük nimeti her şeye şamil Allah, İbrahim senin Halilin'dir. Yarde ondan başka seni tevhid eden kimse yoktur. O şimdi ateşe atılıyor.
Habibin Hazret-i Muhammed’in Mübarek nuru (Nur-u Muhammedi) onun alnındadır. O büyük nur hürmetine bize müsade ver, Ya Rabbi gidip onu kurtaralım.

Onlar böyle niyaz edince; Aziz ve Celil olan bol lütuf ve kerem sahibi Yüce Allah; azamet celali ile şöyle buyurdu;
- O İbrahim benim Halil’imdir. O’ndan başka Halil’im yoktur. Ancak O’nun Allah’ı benim.
O’nun benden başka Allah'ı ve mabudu yoktur. 
Siz ona gidin.Eğer sizden yardım isterse siz yardım edin.Size izin.
Eğer yardım teklifinizde benden başkasına iltifat etmez ise hemen terk edin.
Ben onun cümle halini bilirim. O’nun muini ve yardımcısı benim.
Benim Halil’im ve benim aramı terk edin. Benim kudret eserimi müşahede edesiniz.
Bu arada aşağıda şeytan mancınığı fırlatmak istediğinde, mancınık bir türlü boşalmıyordu.
Uğraştılar ama bu mümkün olmadı. Mancınığı kıpırdatamadılar. 
Şaşkın haldeyken gördüler ki İbrahim Aleyhisselam şu tesbihi okuyordu;
- İlah yoktur ancak sen varsın. Sübhansın. Hamd sana mahsustur. Mülk senindir. Ortağın yoktur.

Mancınık İbrahim Aleyhisselamı bir türlü fırlatmayınca şeytan bir şeytanlık daha düşündü.
Burada bir büyük günah işlenirse mancılık çalışır” dedi.
Bu pis iş işlendiğinde, mancınık İbrahim Aleyhisselam’ı fırlattı.
İbrahim Aleyhisselam ateşe doğru giderken sulara müekkel bir melek gelip şöyle dedi;
-Ya İbrahim, ben sulara müekkelim. Eğer dilersen suyu salayım ateşi söndüreyim.Yeri soğutup temizleyeyim. Seni pak yere indireyim.
İbrahim Aleyhisselam şöyle dedi;
- Benim senden dileğim yoktur. Var işine git.
Peşinden rüzgara müekkel olan melek geldi.  Şöyle dedi;
- Ya İbrahim istersen sana yardım edeyim. Rüzgarları salayım. Cümle ateşleri kafirlerin üzerine saçayım.Yeri soğutup seni pak bir yere indireyim.
İbrahim Aleyhisselamın ona da cevabı aynı oldu.
Sonra yerlere müekkel olan melek geldi. Onu da geri çevirdi.
Bu sırada İbrahim Aleyhisselam ateşe yakınlaşmıştı.
Cebrail Aleyhisselam Sidre-i Münteha’daki makamından tekrar bütün hacetleri bitiren Yüce Hakk’a şöyle niyaz etti;
- Ya Rabbi sevgili Habibinin hürmetine İbrahim Aleyhisselam’a necat ihsan eyle.
Bunun üzerine şöyle bir izzet hitabı geldi,
- Git, eğer senden bir hacet dileğinde bulunursa kurtar.
Cebrail Aleyhisselam göz açıp kapayıncaya kadar bir vakitte İbrahim Aleyhisselam’a yetişti.
Selam verdi, İbrahim Aleyhisselam selamını aldı.
Cebrail Aleyhisselam, “Ya İbrahim bir ihtiyacın var mı?” diye sordu.
İbrahim Aleyhisselam şöyle cevap verdi;
- Senden gelecekse bir ihtiyacım yoktur.
Yardım teklifini geri çevrilen Cebrail Aleyhisselam şöyle dedi;
- O zaman Rabbından iste.
İbrahim Aleyhisselam bu kez sordu, Rabbımdan ne isteyeyim?
Cebrail Aleyhisselam, “Vücudunu iste.. Onu ateşte yakmasın” dedi.
İbrahim Aleyhisselam buna şöyle cevap verdi;
-Vücudum benim değil ki onu yaratan da Rabbimdir. Canım da benim değildir. Canımı veren de Rabbimdir.
Cebrail Aleyhisselam o zaman şöyle teklif etti, “O zaman halini arz et
Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam;
Arza ve suale ne hacet. Rabbim cümle halimi bilir. O’nun halimi bilmesi bana yeter. Suale hacet yoktur. O’nun kuluyum. Dilerse yakar dilerse kurtarır.
(Hasbi an suali ilmühu bihali hasbiyellahü ve ni’vel –vekil)

Devamında şöyle dedi;
- Senden bitecek hacetim yoktur. Sen de benim gibi aciz bir kulsun. Sende Rabbına muhtaçsın. Benim halimi, seni beni ve on sekiz bin alemi yaratan bilir. Gayberi bile rızık verip terbiye eden bilir ve görür.
Bu konuşmadan sonra; her türlü mekandan münezzeh ve müberra olan şanı büyük Yüce Allah şöyle buyurdu;
- Ey ateş serin ve selamet olasın.. ( Enbiya suresi 69. Ayet)
Yani İbrahim’i selamette tut. Onu yakma. İzzetim celalim hakkı için sana yedi cehennem dibinde azab ederim.

Bundan sonra ateş, bağ ve bahçe oldu.
Ateşin içi yemyeşil bir bahçe kesildi. 
Ateşlik alan gül gülistan oldu. Reyhan oldu. Bülbüller her odunun üzerinde ötmeye başladı.Konan kuşlar Şanı büyük Allah’ı tesbihe başladılar.

Cebrâil aleyhisselam da kendisine arkadaş oldu. Cennet’ten gömlek ve yaygı getirdi ve onu Cennet nîmetleri ile doyurdu. 
Ateşte yedi gün kaldığı rivâyet edilir. 

DEVAM EDECEK

DERLEYEN : METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER