Medya
  • 4.10.2020 15:20

Resûlullah'ın mucizeleri!.. Şefaat dileyen geyik

PEYGAMBER EFENDİMİZİN MUCİZELERİ!..
AVLANAN GEYİĞİN TALEBİ

Ehl-i sünnet olan her mü’minde biraz ihlâs vardır. Takvâ ile ve ibâdet yapmakla, kendisine (Feyz) denilen kalb nûrları gelir. Bir Velînin kalbinden saçılan bu feyzlerden alırsa, ihlâsı çabuk ve çok artar. (Takvâ), harâmlardan nefret etmek, harâm işlemeği hâtıra bile getirmemektir.
Feyzler, Resûlullahın mubârek kalbinden yayılmaktadır. Gelen feyzleri almak için, Resûlullah’ı sevmek lâzımdır. Sevmek de, Onun ilmini, güzel ahlâkını, mu’cizelerini, kemâlâtını öğrenmekle hâsıl olur.
Resûlullah da, onu görüp severse, feyz alması çoğalır. Bunun için, sohbetinde bulunup, güzel yüzünü görenler, tatlı sözlerini işitenler, daha çok feyz aldılar. Eshâb-ı kirâm, bunun için, çok feyz alıp, kalbleri dünyâ sevgisinden temizlenerek, ihlâs sâhibi oldular. Kavuştukları nûrlar, feyzler, Evliyânın kalblerinden dolaşarak, zamanımıza kadar geldi.
Bir kimse, kendi zamanında bulunan bir Velîyi tanıyıp, çok sever ve sohbetinde bulunarak, kendini sevdirirse, Resûlullahın mubârek kalbinden Velînin kalbine gelmiş olan nûrlar, bunun kalbine de akarak kalbi temizlenir.
Resûlullah’ın “sallallahü aleyhi ve sellem” tevellüdü zemânlarında görülen hâlleri, mu’cizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevâbdır.
Kendileri de anlatırdı. Eshâb-ı kirâm “radıyallahü anhüm” da, bir yere toplanıp, okurlar, anlatırlardı. 
Allahü teâlâ, bütün Peygamberlerine vermiş olduğu mu’cizelerin hepsini Muhammed Aleyhisselam’a da verdi.
Muhammed aleyhisselâmın binlerce mu’cizesi göründü, dost düşman herkes de bunu söyledi.( Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye)
Resûlullah’ı hatırlamak ve hatırlatmak için Yüce Hak sağlık ve nefes verdikçe zaman zaman biz de o Mübarek mucizelerini yazıp anlatacağız.
Bugün hem çok duygulu hem de unutulmayacak güzellikteki bir mucizesi olan geyiğin şefaatini nakletmek istedim.

ŞEFAAT DİLEYEN GEYİK
Bu rivayeti; Beyhaki Delailünnübüvet’inde, Teberani ve Ebu Nuaym Delail’inde Kadi İyad‘ın Şifa-i şerif’inde anlatıldı.
Hepsinin de kaynağı Ümm-ü Seleme anamızdı. Şöyle anlattı;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz sahrada idi..
Sırtı dönük iken bir ses duydu;
- Dur Ya Resûlullah.
Aynı seda aynı şekilde 3 kere tekrar edildi.
Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sesin geldiği yana gidince gördü ki; bir Arabi bir geyiği avlamış ve geyiği de sıkı sıkıya bağlamıştı. Avcı Arabi örtüsüne sarılıp yatıyordu.
Peygamber Efendimize seslenen bağlı haldeki geyikti.
Resûlullah Efendimiz geyiğin yanına varıp sordu;
- Hacetin nedir?
Dile gelen geyik;
- Yâ Resûlullah, Bu Arabi beni avladı. Benim dağda iki küçük yavrum var.
Onlar gayet küçük olduklarından ot otlayamazlar. Ben onların yanından ot otlamak için ayrıldım. Ot otlayıp da yavrularıma süt olsun diye aceleyle yerken bu Arabi beni avladı, ayaklarımı bağladı.
Sizden hacetim; bana kefil olup salınmaktır.
Serbest kalıp gidip yavrularımı emzirip, karınlarını doyurayım.
Yavrularıma halimi anlatıp, benim yokluğumda ot yemeyi öğreteyim.
Yanımda da biraz da ot götüreyim ki alışalar. Ta ki o otları yiyerek geçineler. Helâk olup ölmeyeler.
Bunları yaptıktan sonra tekrar buraya geleyim. Beni siz bağlayın. Ondan sonra bu Arabi bana ne yaparsa yapsın.

Resûlullah Efendimiz geyiği dinledikten sonra şöyle dedi;
- Ben sana kefil olduğumda sen gelmezsen nasıl olacak?
Geyik cevap verdi;
- Eğer gelmezsem mirîye mal (Devlete ait, devlet malı) tahsil edip topladığı mirîye ihanet edenlerin azabına uğrayayım.
Geyik Resûlullah Efendimiz ile bunları konuşurken Arabi uyandı.
Peygamber Efendimiz Arabiye durumu anlattı.
Arabi şöyle dedi;
- Bu geyik nasıl konuştu. Hiç vahşi hayvan yakalandıktan sonra bırakıldığın da bir daha geri gelir mi?
Peygamber Efendimiz şöyle cevap verdi;
- Allah dilerse gelir.
Bunun üzerine Arabi şöyle dedi;
-Eğer sen kefil olursan geyiği salarım. Geyik gelmezse onun yerine seni öldürürüm.
Bunun üzerine peygamber Efendimiz şöyle cevap verdi;
- Eğer geyik dönüp gelirse o zaman sen Müslüman olur musun?
Arabi, “ Tamam. Söz olurum” dedi.
Sözleştikten sonra Peygamber Efendimiz geyiğin iplerine Mübarek eli ile çözdü.
Sırtını sıvazlayıp kendisine 5 saat mühlet verdi ve bıraktı.
Geyik gittikten sonra Peygamber Efendimiz Arabi ile birlikte beklemeye başladı.
4 saat geçmişti ki geyik çıktı geldi.
Peygamber Efendimiz geyiğe sordu;
- Bir saatin daha vardı. Niçin tez döndün?
Geyik şöyle anlattı;
- Ya Resûlullah, canım yavrularım senin yoluna kurban olsun. İki yavruma süt vermeye gidince bana şöyle dediler;
-  Ey ana senin vücudundan gelen bu güzel kokudan zaten karnımız doydu. O kadar doyduk ki bir şey yemeye takatimiz kalmadı. Bir şey yemek bize gına gelir oldu. Artık ölünceye kadar süt emmesek ve hiç ot otlamak da damağımızdaki bu güzel koku ile hep doymuş oluruz.
Onların bu sözü üzerine şöyle dedim;
- Ey yavrularım.. Size başıma geleni anlatayım da o güzel kokunun sahibini öğrenin.
Sizi doyuran o güzel koku, Ahir Zaman Peygamberi Muhammed Mustafa’nın (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kokusudur. Mübarek eliyle bağımı çıkardı ve sırtımı sıvazladı. İşte sizi doyuran o koku, mübarek elinden çıkan kokudur.

Olup biteni yavrularıma anlattıktan sonra bana kefil olduğunuzu ve Arabi’nin yanında beklediğinizi haber verdim.
Ya Resûlullah.. Yavrularım beni beklediğinizi duyar duymaz ısrarla içirdiğim sütümü bıraktılar. İkisi de şöyle dedi;
- Ey ana biz burada şimdiden o güzel koku ile gıdalandık. Bizi merak etme biz doyduk ölmeyiz. Sen derhal git. Bizim yanımızda hiç oyalanma. Erken git ki O Sultanı kefaletten halas eyleyesin. Olur ki o Arabi bilmeden kendisine bir kötü kelam eder. Arştan üstün Peygamberin gönlünü kırabilir.
Ya Resûlullah.. Yavrularımın sözünü dinleyip erken geldim.
O Arabi , geyiğin sözlerini hayretler içerisinde ağzı açık kalmış bir şekilde dinliyordu. Sonra Hidayet-i rabbâni yetişti ve o saat;
- Şehâdet ederim ki, Allah’dan başka ilah yoktur ve şehâdet ederim ki Muhammed Allah’ın Resûludür. (Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü)
Arabi bu sözle İslam şerefi ile müşeref oldu. Kalbi yumuşadı ve dile gelen geyiği serbest bıraktı.
Bundan sonra geyik sahrada sevinip sıçrayarak, “Allah’dan başka ilah yoktur ve şehâdet ederim ki Muhammed Allah’ın Resûludür.” Dedi ve yavrularına seğirtti.
Yüce Hak hepimizi Habibi’nin, sevgi, muhabbet ve şefaatine kavuştursun  (AMİN)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ




 

İLGİLİ HABERLER