Medya
  • 8.6.2019 22:43

Sidre-i Münteha'nın dört ırmağı

Resûllullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdu;
O ağacın (Sidre-i Münteha) altında dört ırmak akıyordu. İkisi zahir, ikisi batın idi.
Cebrail’e bu ırmakları sorunca şöyle cevap verdi;
- O batın olan ırmaklar cennete gider. 
Zahir ırmaklar ise dünyaya gider ki; birisinin adı Fırat, diğerinin adı Nil Nehridir.

Bir ırmak daha gördüm..
Etrafında yakuttan, inciden ve zebercedden haymeler (Çadırlar)  kurmuşlardı.
Irmağın kenarında yeşil kuşlar gördüm. Boyunları deve boynuna benziyordu.

Cebrail şöyle dedi;
- Bu gördüğün Irmak Kevser Irmağıdır. Hak teala bunu sana nasib etti.
Bu manada Kur’ân’da şöyle anlatıldı :
- Biz sana Kevser Irmağını ihsan ettik. ( Kevser suresi 1’nci Ayet-i kerime Mealen)
Resûllullah şöyle devam etti;
- Bu ırmak; yakuttan ve zümrütten çakıl taşları üzerinde akıyordu.
Suyu sütten bile beyazdı.
Ondan bir bardak (tas) alıp içtim. Baldan da tatlı idi. 
Kokusu ise miskten daha latif idi..
O ağacın (Sidre-i Münteha) altında ayrı bir çeşme daha akıyordu.
Cebrail bu çeşmeyi şöyle anlattı;
Bunun adına, “Selsebil” derler.
Selsebil’den iki ırmak peydah olur.
Onlardan birisinin adına Kevser, diğerine de Rahmet adını verirler.
Bu ikisi de cennetin kapısının önüne akar.
Cennete girmeye layık olan insanlar, içeriye girmeden önce bu ikisinden içmek zorundadır.
Kapıya gelen insanlar Kevser’den içtikleri zaman; kalbe dair afet, fenalık, kötü huy ve düşük âdetlerin cümlesi yok olup, kalp pâk olur.
Arkasından Rahmet Irmağına girip; burada yıkanıp, gusül ederler.
Erkekler yıkandığı zaman ; Âdem’in cüssesinde olurlar. Boyları altmış zira, enleri yedi arşın olur.
Herkes dünyadaki suretinde ve 33’er yaşında olur.

(NOT : Fizyolojiye göre bu mesafe 75 cm ile 90 cm arasında değişmektedir)
Bu hesaba göre erkeklerin boyları;45 ile 54 metre arasında değişecektir.
Bir Arşın ise; parmak ucundan omuza kadar uzunluğu ifade eder. Bu mesafe de ortalama 75,8 cm. dir.
Bu ölçülere göre; erkeklerin enleri cennette : 5 metre 30 santim civarında olacaktır)
Hanımlar Rahmet Irmağına girip yıkandığında; 18 yaşında bakire kız olurlar. Kızlıkları hiç bozulmaz. Anne ile kızı aynı yaşta olur.
Buradan sonra cennete alınırlar.
Onlar için bir daha kocakarı (Yaşları aynı kalır) olmak veya ihtiyarlamak yoktur.
İşte o suların başı yani kaynağı buradaki Selsebil çeşmesidir.

Gördüm ki, Sidre’nin önünde saf saf olmuş melekler geçerler.
Safları birbirine bitişiktir.
Safları o kadar uzundu ki; Bir başta çok sürat ile uçan bir kuş olsa, yüz yılda öbür tarafa yani sonuna varamazdı.
Bu melekler esen yelden bile hızlı gidiyorlardı.
Birinin üzerinden ok atsan; okla beraber gider, ok onu geçemezdi.
Bu melekleri görünce sordum;
- Ya Cebrail, Bu melekler ne kadar çoktur. Nereden gelir nereye giderler.
Cebrail cevap verdi;
- Ya Resûllullah, Yaratıldığım vakitten beri bunlar böyledir. Arkası hiç kesilmeden bunlar böyle geçip giderler. 
Nereden gelip nereye gittiklerini ben de bilmem.

Cebrail’in sözünden sonra kendi kendime, “Bunlar ne kadar da çok” diye hayret ettiğimde, o anda hemen Cebrail’e şu Ayet-i Kerim’e vahyolundu;
Rabbin askerlerini ancak kendisi bilir. (Müddessir suresi.. 31. Ayet mealen)
Cebrail’de bana tebliğ etti.
Bundan sonra önüme 3 kase getirdiler.
Birinde şarap (Bildiğiniz şarap değil tabi ki, aslında şerbet) , birinde bal ve birinde de süt vardı.
Ben sütü alıp içtim.
Cebrail şöyle dedi;
-Ya Resûlullah, İslam fıtratını seçtin. Ümmetin İslam dininde sabit oldu.
Şarabı alsaydın; Ümmetin azgın ve şaşkın olurdu.
Bir Kefser Havzı da mahşerde vardır.
Bu havuz Peygamber Efendimiz’in şu mübarek sözüyle aşikar oldu;
- HAVZ için Kıyâmet günü bana bir takım cemaatler gelir. Ancak ben onları üzerimde çokça salâvat getirdikleri için tanırım.
Bu hadis-i şerifi ulema şöyle açtı;

Havz’a iman vacibtir. Çünkü Havz üzerine Kuran-ı Kerim’de Ayet-i Kerime vardır.
Havz-u Kevser ikidir. Bunun birisi mahşer yerindedir.
Resûlullah Sallalahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz Sırat’ı geçmeden önce ümmeti ile beraber bu havzın suyunu içecektir.
Resûllulah Efendimiz, Havzın başında kendine gelenleri dünyada tanımadığını, onlar arasında kendisine çokça salâvat okuyanları ahiratte tanıdığını beyan etti.
İhtimal odur ki; Melekler o kulların okudukları salâvat-ı şerifeleri berzah aleminde Resûlullah Efendimize bildirdikleri için o kimselerin ruhları Peygamber Efendimize ülfet eder (kaynaşır) ve onları bu sebeple tanır.
Bu Hadis-i Şerif’i bu mana ile açar isek;
- Onlar Havz’ımın yanıma geldikleri zaman ben onları çokça salâvat okumalarından dolayı hasıl olan nurla tanırım.
Onlar çokça salâvat okudukları için çok güzel kokarlar Bundan dolayı ben onları tanırım.
Bu havz’ın suyundan içen Ümmet-i Muhammed, Mahşerin sıkıntısından ve Cehennem korkusundan emin olur.
Cennet-i Alâ’ya sorgusuz sualsiz girecek olanlar, hesab öncesi bu havuzdan içecektir.
Bu havzın etrafındaki su içme kaseleri yıldızlardan bile çoktur. Bu sudan bir içen bir daha susamaz ve cehennem azabı görmez.
Rabbim bize de nasib etsin inşallah..

DERLEYEN : METİN ÖZER


 

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER