Gündem
  • 26.9.2003 13:20

ARINÇ'TAN YÖK'E ÇAĞRI : KIŞLAYA GİTME MECLİSE GEL

MÜSİAD'ın Geleneksel Perşembe Toplantıları'na katılarak Meclis'in denetim fonksiyonu hakkında bir konuşma yapan Arınç, bir soruya verdiği cevapta, "Kara Kuvvetleri Komutanı'nı ziyaret eden YÖK Başkanı'nı Meclis'e davet ediyorum. Gelsin, bu konuyu milletin Meclisine, milletin vekilleriyle görüşsün'' dedi. TBMM Başkanı Bülent Arınç, YÖK'ün yeniden yapılandırılması konusundaki tartışmalara ilişkin olarak, ''Kara Kuvvetleri Komutanı'nı ziyaret eden YÖK Başkanı'nı Meclis'e davet ediyorum. Gelsin, milletin meclisine, milletin vekilleriyle bu konuyu görüşsün'' dedi. MÜSİAD'ın geleneksel olarak düzenliği Perşembe Toplantıları'nın dün akşamki programına konuk olarak "Sosyo Ekonomik Sistemde TBMM'nin Denetim Fonksiyonu" hakkında bir konuşma yapan TBMM Başkanı Arınç, milletin iradesini yansıtan Meclis'in itibarının eskisiyle kıyaslanamayacak düzeyde arttığını söyledi. Güçlü Meclis'in milletin iradesinin güçlü olması anlamına geldiğini vurgulayan Arınç, yeni yasama döneminde yeni projeleri yürürlüğe geçirdiğinde Meclis denetiminin daha fonksiyonel hale geleceğini ifade etti. Meclis'teki araştırma komisyonlarının yargısız infaz veya siyasi linç kurumu gibi görülmesinden rahatsız olduğunu kaydeden Arınç basını daha duyarlı olmaya çağırdı. Daha sonra izleyicilerden gelen soruları cevaplayan TBMM Başkanı Bülent Arınç, son günlerde yaşanan YÖK tartışmalarına ilişkin bir sual üzerine şunları söyledi: MECLİS YÖK YASASINI DEĞİŞTİREBİLİR Mesele aslında çok basit, YÖK bir anayasal kurumdur. 1982 Anayası'nın 130. maddelerinde YÖK'ün niçin kurulduğu, üyelerinin nasıl seçleceği hangi görevleri yerine getireceği belirlenmiştir. Bu meclis Anayasa maddesini değiştirebilir mi değiştirebilir, bu Meclis YÖK yasasını değiştirebilir mi? Değiştirebilir, değiştiremez diyen bir Allah'ın kulu varsa onu somut olarak görelim. Mecliste çoğunluğu bulunan bir hükümetin Anayasa için 367 yasalar için asgari 139 azami kaç kişi bulunuyorsa onun bir tane fazlasıyla istediği yasayı değiştirebilir mi değiştirebilir. Anayasanın değiştirilemez maddeleri belli, değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceek maddeleri belli. Ankaranın başkent oluşu anayasanın temel emridir. Hatta bunun Kayseri olma noktasında, Mersin olması noktasında bir teklif bile veremezsiniz. Ama YÖK'le ilgili Anayasanın maddesi değiştirilemez maddeler içinde mi? Hayır. Bu gürültü nerden kopuyor ki? ANAYASA MAHKEMESİ YOLU AÇIK Biz bunu demokratik yoldan değiştireceğiz diyen insanlara hakaret edemezsiniz o insanlar millet adına hareket ediyor. Yanlış yaparlarsa Anayasa Mahkemesine gidersiniz. Muhalefet partisinin anayasaya gitme hakkı var. 110 tane milletvekilinin Anayasa Mahkemesine gitme hakları var. Dersiniz ki mecliste çoğunluklarıyla çıkardılar ama yanlış bir iş yaptılar. Anayasa mahkemesi yanlış varsa iptal eder. Hükümet la yüsel değil, çıkardığı yasalar denetime tabi. BAŞINDAKİ KİŞİLER HARİÇ HERKES YÖK'TEN ŞİKAYETÇİ İkincisi bu YÖK dediğimiz olay uzun süreden beri Türkiye'nin kamuoyunu meşgul ediyor. YÖK Başkanı, YÖK Genel kurulu, YÖK üyeleri, YÖK denetleme kurulu bir kanun çerçevesinde görev yapan bir kurum. Ben bildim bileli YÖK başkanı eleştiriliyor, YÖK'ün yaptığı icraatlar eleştiriliyor. Bugün üniversitelerin içinde bulunduğu sıkıntılar dile getiriliyor. YÖK Koordinasyon Kurulu olmalı, şöyle bir yapılanmaya gidilmelidir diye, 3 dönemdir milletvekli olarak banim önümde en az 30 tane dosya var. Üniversite öğretim üyeleri bunu istiyor, üniversite öğrencileri bunu istiyor, üniversite öğrencilerinin velileri bunu istiyor. YÖK'ün kendi üyeleri bunu istiyor. Sadece bazı rektörlerimiz ve YÖK'ün başındaki kişi hayır bir kelimesi bile değiştirilemez diyorlar. Arkadaşlar gürültü içersinde özü kaçırmayalım. Bu kadar bağırmanın çağırmanın tozu dumanını bir kenara koyalım. Şöyle ortalık dağıldıktan sonra bir bakalım. Bu YÖK'ten, YÖK'ün yeniden yapılandırılmasından, YÖK'ün bugün ihtiyaçlarının karşılayamadığından, hatta YÖK yok olsun diye pankart taşıyanlardan habersiz misiniz? Bir sıkıntı var, Ahmet, Mehmet Hasan isim verilerek bir sıkıntı yok. Bu kurulun görevini yapamadığını, hem mali açıdan, hem özerklik açısından hem personel ve idari yönetim açısından yanlışları olduğunu söylüyorlar. Kim söylüyor. Evvelki akşam bir televizyonda YÖK'ün üyesi söylüyor. Bir rektör söylüyor, bir bilim kurulu üyesi söylüyor. Bunun zamanında sayın Cumhurbaşkanınında diğer cumhurbaşkanlarımızın da şikayetci olduğu, siyasetçilerimizin, bilim adamlarının, yazarların aydınların sık sık yökten şikayetçi olduklarını biliyoruz. YANLIŞ YAKIŞIKSIZ İFADELERİ GARİPSİYORUM Şimdi bu hükümet diyor ki, ben bu sıkıntıyı çözmek istiyorum. Anayasada değil kanunda değişiklik yapacağım diyor. Buna karşı asmalı, kesmeli laflar söylenemez, Rektörün sözü fevkalade gariptir, garipsediğimi söylemek istiyorum, YÖK'ün kanununu değiştirmek isteyenler Cumhuriyeti düşmanı, kendileri de bu Cumhuryetin düşmanlarının şehit ettiği Kubilay noktasına getirmek, fevkalade talihsiz, yanlış, yakışıksız bir ifadedir. Böyle bir şey olmaz. Kim Cumhuriyet düşmanı. Meclis, yasama yetkisini millet adına kullanır. Millet temsilcileriyle Meclis'te bulunuyor. Arkasında 11 milyon oy almış bir hükümetin her konuda söyleyeceği söz vardır. Buna karşı halk olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, muhalefet olarak iktidarın içindeki milletvekilleri olarak birşeyler söylemesi mümkün. Ama kimsenin hakaret etmesi doğru değil, asması, kesmesi doğru değil. ÜNİVERSİTELERİMİZ REFORMA MUHTAÇ Bu böyle bir hadise değil ki YÖK yasası bugüne kadar değişmedi mi? 6-7 defa değişti. Peki o zaman bu gürültüler koptu mu, niye şimdi kopuyor. Neden şimdi, nasıl, niçin, bütün bunları herkes biliyor. Ben bu konuda bir taraf olmak istemem ama doğruyu söylemek mecburiyetindeyim. Üniversitelerimiz bir reforma muhtaçtır. Bizim bazı üniversitelerimizde bilimsel çalışma durmuştur. Niçin durduğu herkesce malumdur. Bu milletin evlatları Anayasanın 42. maddesi gereğince öğrenim özgürlüğüne sahiptiri. Hiçkimseyi inancından, etnik kökeninden, mezhebinden, kıyafetinden dolayı, yaşantısından dolayı, özel hayatındaki özel konumundan dolayı ayırt ederek öğrenim özgürlüğünden ayırt edemezsiniz. Bunu yaparsanız sıkıntı olur. Seul'de bir kızcağızla karşılaştık. Sayın başkanım, siz de mi buradaydınız dedi. Okuduğunu söyledi. Babası Mercan'da Darendeli bir esnaf, 7 tane çocuğu olan bir esnaf , kızım seni okutacağım demiş, dünyanın neresinde olursa olsun okutacağım, ben aç kalacağım, çay bile içmeyeceğim, ekmek bile yemeyeceğim seni okutacağım demiş. İnanın gözlerim yaşardı, pırıl pırıl afacan bir kızımız, biz burda 7 kişiyiz dedi. Avusturalya, Avusturya, Macaristana gitmişler. Okumak için gidiyorlar. Benim ülkemde okuyamayan Güney Kore'de okuyor, orada başarıyla eğtimini tamamlıyor, milletini seven bir Türkiye Cumhuriyeti olarak geri dönüyorsa bu işte bir şey var arkadaş. SIKILI YUMRUKLA EL SIKIŞILMAZ Baskıcı, despotik, yargılayıcı bir kurum olamaz, her kurum la yüsel olamaz sorumluluğu bellidir. Görevleri bellidir. Bir bürokratın bir kamu görevlisinin 'ben ne istesem o olur, siz bana hiçbir şey yapamazsınız dediği bir ülkeyi varsayabilir misiniz? ABD'de Avrupada böyle midir. Seçilmişlerin TBMM'de kendilerine Anayasa ile verilmiş hakları kullandırtmam, gerekirse silaha başvururum diyecek bir insan hangi demokratik ülkede yaşayabilir. Böyle bir şey olamaz. Ben sayın Başbakan'ın o uslubunu takdir edecek noktada değilim, sayın Rektörlerin de sayın Başbakanın da hepimizin de böyle çok önemli, hassas bir konuda, Toplumun duyarlı olduğu bir konuda sorumsuz davranamazlar. Bir açık oturumda, bir yök üyesi, bir rektör, bir bilim kurulu üyesi bu rektörler başka türlü konuşamaz, çünkü korkuyorlar demiş. Korkunun egemen olduğu bir üniversitede siz bilimsel özgürlükten bahsedemezsiniz, korkunun egemen olduğu bir ülke ilerleyemez. Korkunun egemen olduğu bir ülkede hiçbir uyum yasası işe yaramaz. Demokrasinn tek tarifi vardır. Korkulardan kurtulma rejimi, bütün özgürlüklerin bileşkesi ifade özgürlüğü, benim kıyafetim de bir ifade özgürlüğüdür. Benim düşüncem, düşüncemi ifade etmem, tartışmam, anlatmam, başkasının hoşuna giden değil, başkasını şok eden sözler söylemem benim özgürlüğüm. Sıkılı yumrukla el sıkışılmaz. Bunların hiçbirini kabul etmiyorum. Bazı geçmişteki tecrübeli büyüklerimiz de aman bu netameli işe dokunmayın diye akıl veriyorlar. Millet adına iktidar olmuş insanların bir yasa değişikliği yapma konusunda lütfedin özgürlükleri olsun. Gelin sizlerle oturalım konuşalım diyorlar. Genel kurulla oturdular. Bir diyalog ortaya çıktı. Bugün Yıldız Üniversitesinin sayın rektörü diyorki çok iyi neticeler aldık neredeyse sona yaklaştık. Ama ne olur bu kavga içinde meseleyi büyütmeyin iye feryat ediyor. CUMHURBAŞKANI DİYALOG ÖNERMELİ Sayın cumhurbaşkanımızın da bu konuda mutlaka çok iyi bir rol oynaması gerektiğini düşünüyorum. Taraflara bilimsel olarak konuyu konuşun ama dışarıya taşırmayın demesi lazım. Bir baskı, bir yıldırma, bir korku, bir tehdit haline getirmeyin dememiz gerekiyor. Ben şahsen bu düşüncedeyim. Karakuvvetleri Komutanını ziyaret eden sayın YÖK başkanını Meclise davet ediyorum. Gelsin milletin meclisinde Meclis'in başkanıyla bu konuyu görüşsün. Sayın komutanın mutlaka değerli fikirleri vardır. Saygı duyuyorum, hassasiyet göstermişlerdir. Benim de çok büyük hassasiyetlerim var, bu konuda çok iyi bilgilerim var, beni ziyaret etsinler. Açık bir davetiye kendilerine, ben sivil iradenin gücünü, milletin gücünü temsil ediyorum. Milletin ta kendisi olan Meclis'e sayın YÖK Başkanını davet ediyorum." Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:44

İLGİLİ HABERLER