Gündem
  • 10.4.2026 16:30

Ateşkesten bu yana Hürmüz Boğazı'ndan kaç gemi geçti

Hürmüz Boğazı, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından başlayan savaşta önemli bir yer teşkil etmeye devam ediyor.

ABD ve İran'ın 7 Nisan'da anlaştığı iki haftalık ateşkes, dar su yolundan "güvenli geçişin" garanti altına alınması şartını içeriyor.

Ancak bölgedeki gemilere, boğazı izinsiz geçmeye çalışmaları halinde "hedef alınacakları ve yok edilecekleri" yönünde mesajlar iletildi. Bu nedenle son iki gün içinde yalnızca az sayıda gemi geçiş yapabildi.

9 Nisan saat 14.00 itibarıyla, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana boğazdan yalnızca 11 geminin geçtiği tespit edildi. Bunlar üç tanker, bir konteyner gemisi ve yedi kuru yük gemisinden oluşuyor.

Bu veriler, BBC Verify'ın MarineTraffic gemi takip sistemine dayalı analizine dayanıyor. Konum bilgisi paylaşmadan geçen başka gemilerin de olması mümkün.

Bu sayı, çatışmaların başladığı 28 Şubat'tan önce boğazdan günde ortalama 138 geminin geçtiği düşünüldüğünde oldukça düşük.

Geçiş yapan gemilerin ateşkes sayesinde mi hareket ettiği, yoksa yolculuklarının önceden planlanmış olup olmadığı ise bilinmiyor.

İran ve ABD arasındaki kırılgan ateşkes sürerken ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan petrol geçişine izin verme konusunda anlaşmaya uymadığını söyledi.

Bu hafta sonu İslamabad'da yapılması planlanan barış görüşmeleri öncesinde 9 Nisan Perşembe günü Truth Social hesabından paylaşımlar yapan Trump, "Bu bizim yaptığımız anlaşma değil" dedi ve Tahran'ı gemilerden geçiş ücreti almaması konusunda uyardı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatipzade, Amerikan gemilerinin "düşmanca davranışlarda bulunmadıkları sürece" Hürmüz Boğazı'ndan geçebileceklerini söyledi.

Hatipzade, İran medyasına yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı açıktır, ancak teknik kısıtlamalar nedeniyle gemilerin İran güçleriyle koordinasyon içinde olması gerekiyor" dedi.

İran Devrim Muhafızları, 9 Nisan'da İran devlet medyasında yayımlanan açıklamasında, Hürmüz Boğazı'ndan geçmeyi planlayan gemilerin "deniz güvenliği ilkelerine uymak ve deniz mayınlarıyla olası çarpışmalardan korunmak" amacıyla alternatif rotaları kullanması gerektiğini belirtti.

Açıklamada, bu alternatif güzergâhlar bir harita eşliğinde detaylandırıldı. Umman Denizi'nden giriş yapacak gemilerin, Larak Adası'nın kuzeyinden ilerleyerek Basra Körfezi'ne yönelmesi gerektiği ifade edildi.

Ters yönde seyreden gemilerin ise Basra Körfezi'nden çıktıktan sonra Larak Adası'nın güneyinden geçerek Umman Denizi'ne ulaşması gerektiği kaydedildi.

Beş hafta önce başlayan çatışmalardan bu yana yaşanan aksaklıklar, küresel ekonomide şok etkisi yarattı; enerji fiyatlarını dalgalandırdı ve uluslararası tedarik zincirlerinin boğaza ne kadar bağımlı olduğunu gözler önüne serdi.

Boğaz, enerji taşımacılığının yanı sıra mikroçip, ilaç ve gübre üretiminde kullanılan kimyasalların taşınması açısından da hayati öneme sahip.

Çatışmalar sırasında sert şekilde yükselen petrol fiyatları, ateşkes haberinin ardından ilk etapta düşüş gösterdi.

Bununla birlikte denizcilik analistleri, geçişlerin şimdilik oldukça sınırlı kalacağını öngörüyor.

Vespucci Maritime'den Lars Jensen, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Çoğu denizcilik şirketi, geçiş için tam olarak ne gerektiğine dair detaylar ve güvenceler görmek ister. Ancak bu detaylar henüz mevcut değil" dedi.

Jensen "Aslında henüz hiçbir şey değişmedi" diyerek, gemi mürettebatlarının güvenle geçiş yapabileceklerine ikna olmalarının zaman alacağını belirtti.

Bu görüş, Lloyd's List'in genel yayın yönetmeni Richard Meade tarafından da paylaşılıyor.

Meade, gemi sahipleri için hâlâ "çok tehlikeli" bir dönem olduğunu ve belirsizliğin yüksek seviyede devam ettiğini söylüyor.

"İran'ın fiilen boğazın kontrolünü elinde tuttuğunu biliyoruz. Varsayım, gemi sahiplerinin hâlâ İslam Devrim Muhafızları Ordusu'ndan izin almak zorunda kalacağı yönünde… Bunun nasıl işleyeceği ise henüz net değil."

BBC Verify'ın analizine göre, boğazdan geçen üç gemi İran kıyılarına yakın kuzey rotasını izleyerek ülkenin karasularına girdi. Oysa çatışma öncesinde gemiler genellikle daha güneyden, su yolunun ortasından geçiyordu.

Geçişler yeniden başlarsa, Meade'e göre öncelik yüklerini doldurmuş ve bölgede mahsur kalmış tankerlerin çıkışına verilecek.

"Orada haftalardır mahsur kalan yaklaşık 800 gemi var. Çoğu artık yükünü almış durumda, bu yüzden öncelik onları çıkarmak olacak."

BIMCO'dan denizcilik analisti Niels Rasmussen ise iki haftalık ateşkes süresinin de belirsizlik yarattığını belirtiyor:

"Körfez'e büyük bir gemi akını olacağını sanmıyorum… Çünkü şirketler, iki haftalık sürenin ardından tekrar içeride mahsur kalma riskini almak istemez."

Uluslararası Denizcilik Odası Genel Sekreteri Thomas Kazakos da deniz mayınları ihtimaline dikkat çekiyor:

"Gemiler ve denizciler için güvenli seyrüseferin sağlandığına dair açık bir teyit almamız gerekiyor."

Tüm bu risklerin yanı sıra, gemilerin güvenli geçiş için İran'a ödeme yapma ihtimali de yeni bir belirsizlik yaratıyor. Ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak geçiş ücreti talep edilebileceğine dair haberler bulunuyor.

Jensen bu konuda, "İran'ın müzakere pozisyonu, boğazdan geçmek için ücret ödemeniz gerektiği yönünde görünüyor. Denizcilik şirketleri de böyle bir ödeme yapma konusunda çekimser davranacaktır" diyor.

Son haftalarda Hindistan, Malezya ve Filipinler gibi bazı ülkeler kendi gemileri için güvenli geçiş anlaşmaları yaptı.

Ancak geçiş ücreti ödemek, diğer ülkeler ve şirketler için ek bir sorun yaratabilir. Jensen'a göre bu tür ödemeler, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını ihlal edebilir ve bu da denizcilik şirketleri için ciddi sonuçlar doğurabilir.

Quadrant Chambers'tan deniz hukuku uzmanı James Turner da yaptırımların, belirli kişi ve kurumlara yapılan ödemeleri suç saydığını hatırlatıyor.

Turner, BBC Verify'a yaptığı değerlendirmede, bu listede yer alan bir tarafa ödeme yapılmasının yaptırım ihlali sayılacağını, ABD özel bir istisna getirmediği sürece geçiş ücreti ödemenin sorun yaratacağını ifade etti.

Güncellenme Tarihi : 10.4.2026 16:33

İLGİLİ HABERLER