BAYRAMDA NELER YAPMAK GEREKİR?
Bayramda yapılacak işler
Sual: Bayramda neler yapmak gerekir?
CEVAP: Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani]
Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir.
Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemeli. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helal değildir.) [Buhari]
(Müslümana üç günden fazla dargın duran, Cehenneme gider.) [Nesai]
(Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinçle iltifatta bulunur.) [İbni Ebi Şeybe]
(Müminin kardeşine üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün sonra, ona selam verip hatırını sormalıdır. Onun selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud]
(Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.) [Beyheki]
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allahü teâlâya arz olunur. Allahü teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten, birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Allahü teâlâ “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ. Malik]
M. Ali Demirbaş - Türkiye Gazetesi
Daha nice bayramlara...
Yarın nasip olursa Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Tabii ki ömrü olanlara. Her sene Kurban Bayramına en az bir ay kala, yazılı ve görsel denilen medya organlarında, haberlerin başköşesine, kurban haberleri kurulur. Yaşayanlarının büyük bir kısmı Müslüman olan ülkemizde, böyle olması normaldir. Ancak haberlerde kurban konusu hep menfi anlatılıyor. Mesela; kurbanlıklar nakil esnasında kaçıyor. İstanbul’da 10 milyon kurbanlık kesiliyorsa kaçan kurbanlık sayısı milyonda 50 değildir. Ama haberlerin yarısını karikatürce kaçışlar işgal eder...
Aylardır et fiyatları ile hükumet mücadele ediyor. Bazı fasoncu ve toptancıların direnmesi ile bir türlü fiyat düşürülemiyor. Bu sefer de kurbanlıklar ateş bahası, ne lüzum var kesmeye kampanyası başlıyor. Müftülere, Prof.’lara koşup beyanat alınıyor. Al sana bir kargaşa daha!..
Kurban kesiminde, kaçak kesim yapanlar sanki cinayet işlemişcesine teşhir ve aşağılanmaya başlanıyor. Kesim esnasında elini kesenler olabiliyor. Hadi o da İstanbul’da milyonda 50 kişi olsun yani ikiyüz binde bir. Yani sözün kısası kurban işi ile uzaktan yakından ilgilenen herkesin yaptığına, olumsuz bir kulp takma telaşı görüyorum...
Beyler Allah aşkına sizin derdiniz ne! Güney Amerika devletlerindeki karnavallarda her türlü rezalet diz boyu, her sene 200 civarında insan ölüyor. Ona tarihten gelen kültür diyoruz. Boğalar insanları sokaklarda kovalayıp önüne geleni eziyor. O da kültür. Almanya faşinglerinde bu sütunlarda anlatılmaz şeyler yaşanıyor. Tünelde boğulanlar cabası. Eh olur böyle şeyler. Kurbana sıra gelince alaya al. Kurban inanların dinî bir görevidir. Lütfen gerekli saygıyı gösteriniz. İnananı da inanmayanı da rencide etmeye kimsenin demokrasiye dayalı en ufak bir hakkı yoktur...
Bütün okuyucularımın, dinleyicilerimin ve seyircilerimin Kurban Bayramını candan tebrik ile daha nicelerine huzur ve saadetle kavuşmalarını niyaz ederim...
İsmail Yağcı - Türkiye Gazetesi
Arefe günü
Sual: Arefe günü neler yapmak gerekir?
CEVAP: Arefe günü yapılacak işlerden bazıları şunlardır:
Arefe günü sabah namazından, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, 23 farz namazın bitiminde selam verince, teşrik tekbiri okumak vacibdir. Bir kere, (Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) denir.
Camiden çıktıktan sonra veya konuştuktan sonra, okumak lazım değildir. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. Bu tekbir getirilen günler, Arefe, bayram ve eyyam-ı teşrik denilen üç gündür, hepsi beş gün ediyor. İlk güne Arefe, ikinci güne bayram, Zilhicce’nin 11, 12 ve 13. günü olan diğer üç güne de, eyyam-ı teşrik [teşrik günleri] deniyor.
Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmak sevabdır, fakat Arefe günü oruç tutmak daha çok sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sur’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevab yazılır.) [R. Nasıhin]
(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]
(Arefe günü tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T. Gâfilin]
(Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.) [Müslim]
(Arefe günü [Besmeleyle] bin İhlâs okuyanın günahları affolup duası kabul olur.) [Ebu-ş-şeyh]
(Şeytan, Arefe gününden başka bir günde daha zelil, rezil, hakir ve kinli görülmez.) [İ. Malik]
(Allahü teâlâ, Arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.) [Gunye]
(Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.) [S. Ebediyye] (İbadet olarak, ilim öğrenmek en faziletlisidir. İlmihal okumakla en uygun ilmi öğrenmiş oluruz.)
(Duanın faziletlisi, Arefe günü yapılanıdır.) [Beyheki]
(Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.) [Deylemi]
(Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur.) [Taberani]
Kulağına sahip olmak, gıybet, çalgı gibi haram olan şeyleri dinlememektir. Eğer biz istemeden kulağımıza gelmişse, günah olmaz.
Gözüne sahip olmak da, haram olan şeylere bakmamak ve mubah olarak baktığı şeylerden ibret almaktır. Diline sahip olmaksa, yalan söylememek, dedikodu etmemek, laf taşımamak, kötü söz söylememek, hatta boş şey konuşmamak, kimseyi diliyle incitmemek demektir. Bunlara riayet eden Arefe gününü değerlendirmiş olur.
Bayramları fırsat bilmelidir
Osman Ünlü'nün yazısı...
Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın ümmetine, nice mübârek günler, geceler ihsân etmiştir. Ramazan ve Kurban Bayramları da bu ihsânın içindedir. Bunları fırsat, ganimet bilerek, Rabbimizin rızasına kavuşmayı talep etmeliyiz.
ANA-BABA DUASI...
Ana-baba hayatta ise, rızâsını almak için uğraşmalıdır. Zira ana-babasını râzı eden kimse için, Cennette iki kapı açılır. Bir kimsenin ana-babası zâlim olsalar dahi onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak câiz değildir. Çeşitli vesilelerle, onların elleri öpülüp, duâları alınmalı, haklarını helâl ettirmelidir. Ana-babanın duâlarını almak için vesilelerden biri de bayramlardır. Bayramlarda, ana-babaya çeşitli hediyeler alıp, bayramları tebrik edilerek, hakları helâl ettirilmeli ve duâlarını almalıdır! Arada kırgınlıklar varsa bu vesile ile giderilmelidir. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselama buyurdu ki:
(Yâ Mûsâ, günahlar içinde bir günah vardır ki benim indimde çok ağır ve büyüktür. O da, ana-baba evlâdını çağırdığı zaman emrini dinlememesidir.)
Eşrefoğlu Rûmî hazretleri buyuruyor ki:
“Akıllılar bu dünyâda şu üç şey ile meşgûl olurlar. Böylece onlar, herkesin üzüldüğü gün, bayram ederler:
1-Dünyâ seni terk etmeden sen dünyâyı terk edesin.
2-Her şeyden kurtulasın.
3-Rabbinle buluşmadan, Rabbin senden râzı olsun.”
Bayram, affa uğramaktır. Bayram, günahlardan kurtulma günüdür. Mü’minin bayramı, günahlarının affedildiği, îmânla öldüğü gündür. Cennette Allahü teâlânın rûyetine kavuştuğu ve Peygamber efendimizi gördüğü gün, mü’minin bayramıdır. Hakiki bayram, Rabbimizin huzûruna, yüz akıyla çıkabilmektir.
Hazret-i Ali;
“Günah işlemediğimiz gün de, bizim bayramımızdır” buyurmuşlardır.
Dâvûd-i Tâî hazretleri, nasihat isteyen kimseye;
“Dünyâ hayâtında oruçlu gibi ol. Ölüm geldiğinde bayram sevinci içinde ol. Halktan yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaç ve dilini koru. Lüzumsuz şeylerden kaçın. Dünyâ ile, âhirete götüreceğin şeyler nisbetinde ilgilen” buyurmuştur.
Sırrî-yi Sekâtî hazretleri anlatır:
“Bir bayram günü hazreti Ma’rûf’u hurma toplarken gördüm ve;
-Bunları ne yapacaksın? diye sordum.
-Şu çocuğu ağlarken gördüm ve niçin ağladığını sordum. Bana yetim olup anne ve babasının olmadığını, arkadaşlarının yeni elbiseleri ve oyuncakları olup kendisinin olmadığını söyledi. Şimdi bunları toplayıp satacağım, ağlamayıp oynaması için ona oyuncak satın alacağım dedi.
Bunun üzerine;
-Bu işi bana bırak deyip çocuğu alıp götürdüm. Yeni güzel elbiseler ve oynaması için bir oyuncak aldım. Çocuk o zaman memnun oldu. Bundan sonra kalbime bir nur geldi, kalbim parladı ve hâlim bambaşka oldu.”
BİR KESE ALTIN...
İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin talebelerinden biri anlatır:
“Bir bayram günü İmâm-ı Şâfiî hazretleri ile berâber mescidden çıktık. Bir mesele hakkında sohbet ediyorlardı. Evlerinin kapısına gelince, bir hizmetçi kendisine bir kese altın getirip, efendisinin selâmı olduğunu ve bunu kabûl buyurmasını ricâ etti. İmâm-ı Şâfiî hazretleri keseyi kabûl etti. Biraz sonra biri gelip;
-Efendim, bir çocuğum oldu fakat yanımda hiç param yok. Sizden Allah rızâsı için biraz para istiyorum dedi. İmâm-ı Şafiî hazretleri keseyi hiç açmadan, olduğu gibi o şahsa verdi. Halbuki biliyordum ki, kendisinin de hiç parası yoktu.”
Şumeyt bin Aclân hazretleri bir bayram günü eğlenen kalabalığa bakarak;
“Eskimeye mahkûm bir elbise ve bir müddet sonra böceklerin yiyeceği et olan şu insanları görüyor musun?” buyurarak kabre girecek bir insanın gaflet içinde eğlenip oynamasına olan hayretini bildirmiştir.
Behlül-i Dânâ hazretleri şu beyitleri sık sık okurlarmış:
“Bayram, yeni elbiseler giyenler için değil, ilâhî azâptan emin olanlar içindir.
Bayram, bineklere binenler için de değil, hatâ ve isyânı bırakanlar içindir...”
Netice olarak bayramlar, tövbe ederek günâhlardan, hak sahipleri ile helâlleşerek kul haklarından kurtulmak ve büyüklerin, ana-babanın, mü’minlerin duâlarını almak için birer vesiledir, fırsattır.