Gündem
  • 26.3.2026 22:00

Erdoğan bölgedeki ülkelere seslendi! "Akan kanlar bizim değil mi?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, Orta Doğu'da devam eden savaşa ilişkin dikkat çeken ifadelere imza atarak bölge ülkelerine seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun atılan her füze ile zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda, Orta Doğu'daki ABD-İsrail ve İran arasında cereyan eden savaşa ilişkin konuşarak bölge ülkelerine seslendi.

"ÇOCUKLAR OKULLARINDA BOMBALARIN HEDEFİ OLUYOR"

Erdoğan, "İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor." diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri ker belaya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan "Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Isfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var?" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bölge ülkelerine seslendi! "Akan kanlar bizim değil mi?"

“SALDIRGANLARIN NAZARINDA Şİİ VEYA SÜNNİ OLMAMIZIN NE FARKI VAR”

"İster İran'da ister Körfez'de olsun atılan her füze ile zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?" ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum, mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar, soruyorum; Bizim değil mi?”

“KARDEŞLERİMİZİN ACILARINA SEYİRCİ KALMAYIZ”

"Şundan herkes emin olsun; Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." diyen Erdoğan, "Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken 1000 yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı eski defterleri yeniden açmayı vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeydi. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek husumeti büyütecek siyonizmin bölgemizi hedef alan 'böl parçala yönet' planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum." dedi.

"2 MİLYAR MÜSLÜMANIN İNANCINA YAPILMIŞ KÜSTAH BİR SALDIRI"

Erdoğan, "Savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir." diyerek şunları kaydetti:

“Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edilmiştir. İsrail, Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslümanın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emre'nin 'kainatın varoluş sırrına açılan kapı' olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir.”

“KUDÜS'E SAHİP ÇIKMAYA İNŞALLAH DEVAM EDECEĞİZ”

"Güzel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. 'La ilahe illallah İbrahim Halilullah' lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs'e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz. Bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız." ifadelerini kullandı.

“MİLLETİMİZ, 'İYİ Kİ TÜRKİYE'Yİ AK PARTİ YÖNETİYOR' DİYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız. Ana Muhalefet Partisi'nin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye'nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin. Milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamd ediyor. İyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor diyorlar." şeklinde konuştu.

"ÖNCELİĞİMİZ SAVAŞIN OLUMSUZ EKONOMİK ETKİLERİNDEN HALKIMIZI KORUMAK"

"Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz." ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

“CHP'li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye'nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'na artık kendi seçmeni bile kaale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP'li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arizi durumlar Allah'ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle bitirdi:

"23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ'den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah'ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz."

 

Güncellenme Tarihi : 26.3.2026 19:55

İLGİLİ HABERLER