Gündem
  • 12.10.2021 10:04

Erdoğan'ın Suriye'ye operasyon sinyali PKK'yı panikletti

Erdoğan'dan Suriye'de yeni operasyon sinyali teröristler arasında paniğe neden oldu. YPG'liler Amerikalıları devreye sokarken Arap basını haberi flaş olarak verdi.

Kabine toplantısı, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapıldı. Erdoğan, Suriye'den kaynaklanan tehditleri yok etmekte kararlı olduklarını aktardı.
Arap gazeteleri bu haberi şöyle verdi;
YPG'nin Türklere yönelik saldırıları bardağı taşıran son damla olduğunu gösteriyor.. Türkiye cumhurbaşkanı Suriye'de yeni bir askeri operasyonun sinyalini vererek, iki polisin ölümüne ve ülkenin güneyine roket atılmasına neden olan saldırıdan Kürt savaşçıları sorumlu tuttu.
Erdoğan, "Buradan kaynaklanan tehditleri ya oradaki aktif güçlerle ya da kendi imkanlarımızla bertaraf etmeye kararlıyız” dedi.Valilikten ayrı olarak, iki ayrı alana inen mermilerin Türkiye'nin güneyindeki Gaziantep ilinde, Suriye'nin Cerablus kentinin sınırının ötesinde patlamalara neden olduğu belirtildi.Üçüncüsü Cerablus'a indi ve Ankara'nın “terörist” bir örgüt olarak gördüğü ABD destekli Kürt savaşçılar YPG tarafından kontrol edilen bir bölgeden fırlatıldığına inanılıyordu.

SDK Başkanı Ahmed: ABD, Suriye'de kalacağına dair söz verdi

Çatı yapısını PKK'nın Suriye kolu YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri oluşumunun siyasi kanadı Suriye Demokratik Konseyi'nin başkanı İlham Ahmed, ABD'nin Suriye'de kalmaya devam edeceğini söyledi.

Ahmed yaptığı açıklamada, ABD'nin IŞİD'i yok etmek, altyapı inşası ve 10 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından siyasi çözüm arayışında da bir oyuncu olarak Suriye'de kalacağını dile getirdi.Afganistan'dan apar topar çekilme ve ABD'nin Çin'i stratejik gündem maddesi olarak ilk sıraya koyması, Joe Biden'ın Orta Doğu'daki müttefiklerini Afganistan'da olduğu gibi terk edebileceğine dair Kürtlerde de endişeye neden oldu.

 


ERDOĞAN NE DEMİŞTİ

"Suriye'nin kuzeyinden kaynaklanan tehditleri bertaraf etmekte kararlıyız"

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye'den ülkemize yönelik terör saldırılarının kaynağı mahiyetindeki kimi yerler konusunda artık tahammülümüz kalmamıştır. Buralardan kaynaklanan tehditleri ya oralarda etkin olan güçlerle birlikte ya da kendi imkanlarımızla bertaraf etmekte kararlıyız. Polislerimize yönelik son saldırı ve topraklarımızı hedef alan tacizler artık bardağı taşırmıştır. En kısa sürede bu sorunların çözümü için gereken adımları atacağız."

"Türkiye'deki 3,6 milyon Suriyeliyi ve toplamda 5 milyonu bulan yabancı uyruklu sığınmacı varlığını yük olarak görenler meseleye bir de bu açıdan bakmalıdır. Ülkemize karşı yükselen kin, nefret, düşmanlık dalgalarının çoğu defa biz farkında bile olmadan kırılmasında dua ve şükran ifadeleriyle zenginleşen bu tablonun çok önemli rolü olduğuna inanıyorum. Bin yıldır vatanımız olarak bu coğrafyadaki varlığımız devam ettikçe kimi çevrelerin bize olan husumetlerinin bitmeyeceği açıktır. Ama her kökenden her renkten her inançtan her meşrepten 100 milyonlarca insanın desteği ve duası arkamızda olduğu, milletimizin yüreğindeki istiklal ve istikbal aşkı bitmediği müddetçe Allah'ın izniyle kimse bu vatanı elimizden alamaz."

"Bu yükü tek başına üstlenmemiz mümkün değildir"

“Göçmenlerin neredeyse tamamına yakınının hedefinin 'Türkiye'de kalmak' değil, Avrupa'ya hatta belki oradan da başka yerlere geçmek olduğunun altını çizmemiz gerekir. Türkiye, yürüttüğü bu etkili ve kapsamlı sınır güvenliği ve göç politikasıyla Avrupa'nın üstesinden gelemeyeceği bir göçmen akınına uğramasının önüne geçmiştir. Ama artık bizim bu yükü tek başına üstlenmemiz mümkün değildir. Meselenin, her ne kadar verilen sözler tam manasıyla yerine getirilmemiş olsa da sadece maddi külfet paylaşımıyla çözülemeyecek bir boyuta ulaştığını herkes görmeli ve kabul etmelidir. Avrupa başta olmak üzere göçmenlerin hedefi durumundaki ülkelerden, daha fazla, daha gerçekçi, daha samimi sorumluluk üstlenmelerini bekliyoruz. Biz, sınırlarımız içindeki mevcut göçmen meselesinin bir kısmını, güvenliği ve gönüllü olarak geri dönmelerini sağlamak, bir kısmını sosyal ve ekonomik programlarla ülkemize entegre etmek suretiyle çözeriz. Bu çerçevede uyum stratejilerimizi belirledik ve gereken adımları atmaya başladık. Gerisi sığınmacıların hedefi olan yerlerin sorunudur. Göçe kaynaklık eden ülkelerden göçün hedefi olan ülkelere kadar tüm tarafları kucaklayan bir program geliştirilmediği sürece bu sorunun çözümünün mümkün olmadığını da biliyoruz. Türkiye'nin bu doğrultuda atılacak her adıma destek olacağından, katkı sağlayacağından kimsenin şüphesi olmasın."

İLGİLİ HABERLER