Krallığın Orta Doğu'daki güç dengesini yeniden kurmak ve İsrail'in bölgedeki "tecavüzünü" durdurmak için harekete geçtiğini açıkladı.

2 dk okuma
 Krallığın Orta Doğu'daki güç dengesini yeniden kurmak ve İsrail'in bölgedeki "tecavüzünü" durdurmak için harekete geçtiğini açıkladı.

Hızlı Özet

Önde gelen Suudi gazeteci ve yazar Dawood Al-Sharyan, Suudi Arabistan'ın son diplomatik hamlelerini, özellikle Mısır, Türkiye ve Pakistan'ı aynı masa etrafında bir araya getirmesini, "sadece acil bir krizi yönetmenin ötesine geçmek" olarak nitelendirdi.


Suudi Arabistanlı bir medya mensubu, Krallığın Orta Doğu'daki güç dengesini yeniden kurmak ve İsrail'in bölgedeki "tecavüzünü" durdurmak için harekete geçtiğini açıkladı.

Önde gelen Suudi gazeteci ve yazar Dawood Al-Sharyan, Suudi Arabistan'ın son diplomatik hamlelerini, özellikle Mısır, Türkiye ve Pakistan'ı aynı masa etrafında bir araya getirmesini, "sadece acil bir krizi yönetmenin ötesine geçmek" olarak nitelendirdi.

Önizleme

El-Şeryan, "X" platformundaki resmi hesabından yaptığı paylaşımda, Krallığın bölgesel güçleri bir araya getirme hamlelerinin, Orta Doğu'da yeni bir bölgesel düzen oluşturmaya yönelik derin bir stratejik vizyonu yansıttığını doğruladı.

El-Şeryan, Riyad'ın benimsediği "bölgesel sahiplenme" ilkesinin, bölge ülkelerinin sorunlarının çözümünde ilk ve son sözü söyleme hakkına sahip olması, dış vesayetten veya dar güvenlik vizyonlarından uzak durması anlamına geldiğini söyledi.

El-Şeryan, "Suudi Arabistan'ın bölgesel sahiplenme ilkesi çerçevesinde Mısır, Türkiye ve Pakistan'ı aynı masaya oturtması, meselenin kriz yönetiminin ötesine geçtiğini gösteriyor. Bölgenin İsrail önderliğinde yeni bir bölgesel düzene doğru itildiği açıkça anlaşılıyor" diye ekledi.

Riyad'ın yaptıklarının, "Arap ve İslami çıkarları koruyan ve Ortadoğu'nun geleceğinin İsrail önderliğindeki bir güvenlik vizyonuna indirgenmesini engelleyen yeni bir denge arayışını gösterdiğini" açıkladı.

El-Şeryan, Prens Türki El-Faysal'ın birkaç gün önce yaptığı ve bölgenin İsrail vizyonuna göre yönetilmesine izin verilmesinin tehlikesine dikkat çekerek, bunun Arapları karar alma ortakları olmaktan ziyade kararların sadece alıcısı haline getireceğini vurguladı.

Al-Sharyan, Suudi Arabistan'ın bu hamlesinin, bölgedeki büyük jeopolitik dönüşümlerin derinlemesine anlaşılmasını yansıtan erken bir stratejik farkındalığı ortaya koyduğuna inanıyor ve ekliyor: "Suudi Arabistan krizlere yanıt vermekle yetinmiyor, aynı zamanda tek bir tarafın hegemonyasını önleyecek ve büyük Arap ve İslam ülkelerinin çıkarlarını koruyacak yeni dengeler kurmak için çalışıyor."

Bu açıklamalar, Suudi Arabistan'ın güvenlik, ekonomi veya siyasi istikrar konularında bölgesel koordinasyonu güçlendirmeye yönelik yoğun çabalarının ortasında geldi.

Mısır, Türkiye ve Pakistan, stratejik, askeri ve ekonomik ağırlıkları bakımından en önde gelen İslam ülkeleri arasında yer alıyor; bu nedenle bu ülkelerin Suudi çerçevesine dahil edilmesi, derin sonuçlar doğuracak bir adım olacaktır.

Suudi Arabistan'ın adımları, dış eksenlere veya tek taraflı güvenlik vizyonlarına dayanmak yerine, diyalog ve ortaklığa dayalı dengeli bir bölgesel sistem oluşturma arzusunu gösteriyor; bu da Krallığın aktif diplomasiyi ve stratejik dengeyi önceliklerinin merkezine koyan 2030 Vizyonu ile tutarlıdır.

Kaynak: RT


Bu haber 10845 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR