Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'nin lig aşamasının ikinci haftasında deplasmanda Aston Villa'ya 6-0 gibi farklı bir skorla boyun eğdi.
Spor yazarları, Aston Villa - Fenerbahçe maçını değerlendirdi.
Ömer Üründül: "Bir tek Oğuz Aydın ayakta kaldı"
| Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ndeki ikinci maçında Birmingham'da hezimete uğradı.
Futbolun temel noktaları var; fizik güç, mücadele, hücumu düşünürken savunma tedbirlerini bırakmamak, çok basit hatalar yapmamak ya da bunları en azda tutmak… Dün bu önemli ilkeler Fenerbahçe adına adeta sahada yok sayıldı.
Basit hatalarla yenen goller, bilhassa ilk yarıda rakibi hücumda tehdit ederken değerlendirilemeyen pozisyonlar bu sonucu doğurdu.
Fenerbahçe'yi farklı Rize galibiyetinden sonra eleştirmiştim.
Bir defa İsmail Kartal 15 günlük arayı fiziksel olarak hiç değerlendirmemiş.
Dün de gördük ki Greenwood'un ayakta duracak hali yok, Guendouzi de eski kimliğinin çok uzağında.
Bunlara bir de İsmail Yüksek eklendi… Her zaman hırslı olan ve savaşan bu futbolcuyu bugüne kadar ilk kez bu kadar etkisiz gördüm.
Greenwood'u çıkarmak için neden o kadar beklendi?
İki santrforu kıyaslıyorum, biri net iki gol kaçırmanın dışında Vedat Muriqi sahada yok.
Karşı tarafta Jackson fırtınalar estirdi.
Vedat çalım atamıyor.
Günümüz futbolunda bu da büyük bir sorun.
Villa Park'ta bir tek Oğuz Aydın'ı ayrı tutarım.
Takımı pozisyonlara taşıyan bir numaralı isimdi.
Ondan sonra gelen isim de Archie Brown'dı.
Eğer bir takım topla rakibinden fazla ya da eşit oranda oynuyorsa, sürekli hücumu düşünüyorsa 6 gol yiyip hiç atamıyorsa o takımda çok ciddi sorunlar var demektir.
(SABAH) Güntekin Onay: "Savaşmak yok, hata çok, kalite yok" |
Fenerbahçe, dün Aston Villa deplasmanında bir hazırlık maçındaymışçasına oynadı.
Fenerbahçe için en son söylenecek şeyi en başta ifade edeyim.
Her şeyden önce Fenerbahçe’nin dün akşamki maçtaki mücadele gücü ve yediği gollere gösterdiği reaksiyon bir jübile maçı temposundaydı.
Bakıyorsunuz maç 3-0 olmuş takımda hiç bir reaksiyon yok.
Aston Villa Premier Lig’in ilk 6 haftasını sancılı geçirmiş ve sadece 1 maç kazanabilmiş bir takım.
Dün de sadece 3’üncü bölgede hızlı hareket ederek, hatalardan faydalanarak 6 gol buldular.
Çünkü Fenerbahçe’nin tüm savunma oyuncuları sanki 1 adım eksik atıyor.
Sanki ayaklarında ağırlık var.
Kolay çalım yiyorlar, hızlı oyuncular karşısında çaresiz kalıyorlar.
BÖYLE OYNAMAYA HAKKI YOK
Gelelim orta sahaya.
İsmail Yüksek mücadele gücü yüksek, top kazanan bir oyuncu profili ancak top ayağında iken sadece basit oynaması gereken bir orta saha.
Dün kaybettiği toplarda kendini aşma çabası yüzünden.
İrfan Can’ın temposu zaten malum.
Hücumda Vedat asla Şampiyonlar Ligi seviyesinde değil.
Çabuk değil, süratli değil, üst düzey bir tekniği yok ve sağ ayağı yetersiz.
Tüm bunlara Greenwood’un gamsız futbolunu da eklersek ortaya böyle bir tablo ve maalesef böyle bir skor çıktı.
Fenerbahçe, Roma karşısında herkesin söylediği gibi çok iyi bir futbol oynamadı ama çok savaştı.
Dün akşam ise Villa Park’ta topla iyi işler yaptığı bölümler olsa da top rakipteyken hiç savaşmadı.
Futbolda böyle skorlar olabilir ama bu seviyede her zaman %100’ü vermek zorundasınız.
Fenerbahçe’nin bir Şampiyonlar Ligi maçını üstelik de deplasmanda bir hazırlık maçı temposunda oynamaya hakkı yok. (HÜRRİYET) Bülent Timurlenk: "Yetenek eksikliği" | Karşındaki rakip mayıs ayında İstanbul'da Avrupa Ligi kupasını kaldıran 11'inden sadece 4 futbolcuyla ve sezona da kötü bir form grafiğiyle başlayarak çıkmışsa sen de çok formda bir Roma'ya akılcı bir futbol oynamışsan umutlu olursun… İsmail Kartal, Asensio'yu ne zaman 11'de düşünmese anında bir sakatlık açıklamasının gelmesi manidar… Kante, Rize maçında yorgunluk sinyalleri veriyordu.
Bu yaşta arka arkaya maça çıkması elbette normal değil.
Yine de bugüne kadar oynadığı karşılaşmalarda çok iyi bir kesici olan İsmail'in belki de kariyerinin en kötü maçını oynamasına hiç gerek yoktu.
İlk gol kornerden Guendouzi'nin uzaklaştıramadığı, Skriniar'a çarpıp giden top.
İkinci golde Vedat'ın tembel topu ve İsmail'in uyumasıyla kaptırılan top… Ardından yine İsmail'in bireysel top kaybı… Orta sahada kalabalık bir kadrosu olmasına rağmen Fenerbahçe'nin, Şampiyonlar Ligi seviyesinde yetenekli ayak eksikliği çektiği kesin.
Ayağına her top geldiğinde ıslıklanan Greenwood'un da bundan etkilenip oyuna hiç girememesiyle birlikte Fenerbahçe'nin hücumdaki bir şeyler yapmaya çalışan tek adamı Oğuz Aydın kaldı.
Kenarda Garnacho, Buendia, Abraham ve Goretzka'yı oturtma lüksüne sahip Unai Emery, çok kolay çözdü rakibini.
İlk yarıda sadece iki faul yapan F.
Bahçe, ikinci devrede fark büyürken ikili mücadelelerden daha çok rakibin gölgesini kovalayan futbolcularla sahadaydı.
Saray'dan sonra F.
Bahçe de Devler Ligi'nde ağır tokat yedi.
Şimdi haftanın hakemleri açıklanır, kimse de bu maçları hatırlamaz.
(SABAH) Cem Dizdar: "Hep birlikte göreceğiz...
" | Futbol epeydir savunma yapamadan oynanan bir oyun değil maalesef!
Beri yandan parayı, alabileceğin adı bilindik oyunculara yatırarak oynanan bir oyun da değil.
Ülke iki akşamdır bu sorunu izliyor, ancak ya teknik adam ya da bazı oyunculara yıkarak işin içinden sıyrılabileceğini varsayıyor!
Öyle olmuyor işte.
Hazırlığın yoksa, birbirini geliştirmiyorsan, ülkeye ya da takıma ait sorunları “hakem”e bağlayarak işin içinden sıyrıldığını sanıyorsan, bunlar geliyor başına.
Dün akşam ilk devre top daha fazla Fenerbahçe’de.
“Gol beklentisi”, üç gol atmış rakibin haniyse iki katı.
Üç net pozisyon kaçırıp üç “basit gol” yemişsen sorun sandığından çok daha büyük demektir!
“Transfer lobileri”nin pençesine düşmüş ülke harcadığı milyonlarca Euro’ya rağmen ısrarla hala hayal kırıklığı üretiyorsa, bakış açısındaki odağı değiştirme zaman gelmiş geçmiş bile.
Devre dışı bırakıp Her maçın bir fatura ödeyeni bulunur ülkemizde.
Bu maçta hesap büyük ihtimalle ülkenin yetiştirmekte zaman kaybettirdiği İsmail Yüksek’e çıkacak görünüyor.
Oysa yapılabilecekleri yapamayan, yapılabilecekler konusunda çalıştırılmayan, paraları su gibi harcayıp hayalkırıklığı yaratanlara, yeni hayaller emanet edenlere hiçbir şey söylenemeyecek yine.
Bilgiyi ısrarla devre dışı bırakıp, kanaatler ve varsayımlarla işleri yürütmek...
İşte buraya kadar.
Geri kalan maçlarda bu mağlubiyetlerden ne kadar öğrenebildiğimizi mi ölçeceğiz yoksa “büyük güç olan taraftar”la kazandığımızı mı varsayacağız, yaşayıp hep birlikte göreceğiz...
(FANATİK) Halil Özer: "Felaket gece" |
Fenerbahçe Avrupa tarihinin en kötü maçlarından birini oynarken kalesinde 6 gol gördü.
Yumurta kolisi gibi yarım düzineyi dizip gönderdiler Fenerbahçe’yi.
İlk yarıya bakıyorsun.
Fenerbahçe kötü mü oynadı?
Hayır.
Ancak derli toplu oynarken öyle çok ferdi hatalar yaptılar ki faturayı anında kestiler.
Kante’nin oynamaması ilk yarıda ağır bir bedel ödetti Fenerbahçe’ye.
Özellikle İsmail bir iki top kaptı ama belki de kariyerinin en kötü maçlarından birisini oynadı.
O kadar çok top kaybetti ki bunlar Fenerbahçe kalesine su yol elektrik olarak geri döndü.
Ama gol pozisyonlarına bakarsan neredeyse eşit.
Vedat iki tanesini öyle böyle değil çok net iki pozisyonu harcadı.
Ardından Oğuz’un şutu üst direkten döndü.
Ev sahibi takımın neredeyse üç atağı da gol oldu.
İşte her iki takımın arasındaki en belirgin fark buydu.
Tabii orta alan böyle olunca (Guendouzi’yi de unutmamak lazım) stoperlerimiz sürekli sıkıntıya düştü.
Hızlı ve çabuk adamlarla karşı karşıya kaldı.
Ne Ederson’un ne de Ake ile Skriniar’ın yapacak bir şeyi vardı.
Bir tek Oğuz’u takımdan ayrı tutuyorum.
İlk yarının en iyisiydi.
Ve bu adam neredeyse iki yıl Fenerbahçe’de yedek oturdu.
Greenwood geçmişin kötü anılarıyla oynadı, dolayısıyla o ıslıklar altında başarılı olamadı. 2. yarı ise tam bir faciaydı.
Ve ne yazık ki yine İsmail sahnedeydi.
Öyle hatalar yaptı ki takım olarak tamamen çaresiz kaldılar.
Zaten 4. golden sonra tam teslimiyet oldu.
Gelen gol oldu, giden gol oldu.
Bu yarıda da oyuna asılan yine Oğuz’un dışında bir kişi yoktu.
Herkes tel tel döküldü.
Ama şu var.
Bu maçın tek sorumlusu teknik direktör İsmail Kartal’dır.
Ya arkadaş takım felakete giderken daha senin ilk yarının ortalarında duruma uyanman lazımdı.
Ama yok hoca mışıl mışıl. 2. yarıya yine aynı kadroyla çıktı.
Hele İsmail’i ısrarla oyunda tuttu.
Böyle bir hoca olur mu arkadaş.
Yazık gerçekten çok yazık...
(MİLLİYET) Serkan Akcan: "Yüksek kırılma" |
Aston Villa deplasmanında Fenerbahçe için en kötü senaryo nedir sorusunun cevabı sanırım Kante’nin yokluğu olurdu.
Nitekim başlangıç planında oyuncunun hafif sakatlığından kaynaklı bir tercihle İsmail Yüksek oynadı.
Kante’nin olmadığı planda Fenerbahçe resmen kabusu yaşadı.
İsmail o kadar bariz ve sık hatalar yaptı ki Birmingham’da oyuna bir türlü tutunamadı temsilcimiz.
Maç 1-0 olana kadar Fenerbahçe oyunun dengesini elinde tuttu.
İkisi net sayılacak pozisyonlar üretti, özellikle Vedat Muric’nin karşı karşıya kaçırdığı pozisyon maçın kırılma anlarından biri oldu.
Buna mukabil Aston Villa golleri bizzat İsmail Yüksek’in hataları üzerinden kolay bulunca, devre bir anda 3-0’a geldi.
Kante yokken sırtı dönük top alma ve taşıma işlerini neredeyse hiç yapamayan İsmail çıkarken kaptırdığı toplarla büyük bir hayal kırıklığına sebep oldu.
Kabus...
İsmail Kartal’dan beklenti devreye 3-0 geride girdikten sonra oyuna erken müdahale etmesiydi elbette.
Ne var ki, hoca sahadaki her şeyden memnun olacak ki hiç bir hamle yapmadan ikinci yarıya başladı.
Ama hatalar bitmek bilmedi.
Oğuz Aydın’ı çıkarsak Fenerbahçe’de işini iyi yapan tek bir futbolcu göstermek zordu.
Fenerbahçe bu kadroyu Şampiyonlar Ligi ve ligde sonuna kadar gidebilmek için kurmuşken, Lukaku’dan Kante’ye kadar bir çok yıldızını kullanamıyor.
Aston Villa deplasmanı İsmail Kartal ile İsmail Yüksek başta olmak üzere kimsenin hatırlamak istemeyeceği bir kabus olarak duracağa benziyor.
Roma karşısında harika bir ikinci yarı çıkardıktan sonra hocanın istifasıyla bir anda türbülansa giren Fenerbahçe, ligde düze çıkma emareleri gösteriyor olsa da Aston Villa deplasmanındaki bu hezimet Şampiyonlar Ligi için umut kırıcı oldu. (FANATİK) Tunç Kayacı: "Hesabını vermeli" | Fenerbahçe, Villa Park’ta çok ilginç bir ilk yarı oynadı.
Rakibi bu kadar ceza alanına rahatlıkla sokarsanız sonuçta karambolden de olsa yenik duruma düşersiniz.
Ardından fabrika ayarlarını yakalayan maç dönen etkili hücumlar yapan her an beraberliği yakalar diyebileceğimiz bir Fenerbahçe izledik.
Ama ilk 45 dakika bittiğinde skor tabelasında 3-0'lık bir skor vardı.
Nasıl oldu derseniz, iyi oynarken bu sonuç geldi klasik Türk futbolunun hastalığı depreşti.
Tam çıkarken İsmail menşeili iki hata pahalıya patladı, Jakson da bu fırsatları iyi değerlendirdi.
Aslında Aston Villa değişim içinde kendini bulmaya çalışan bir ekip.
Ev sahibi özellikle takım savunması açısından tam dişimize göre ama hücumsal bakımdan atletizmi yüksek bir takım.
Sonuçta Premier Ligi takımıyla oynuyorsunuz ve sizin yapamadığınız pozisyonları onlar yapabiliyor.
Özetle iyi oynarken basit hatalardan kalemizde 3 gol gördük… Açıkcası bu kadar üst düzeyde futbolculara sahip Fenerbahçe’nin böyle acemice golleri kalesinde görmesi yakışmadı..
İkinci yarıya altından kalkılması zor bir skorun ezikliğiyle başladık.
Yine de Aston Villa’nın hataya müsait savunması bize biraz da olsa umut veriyordu.
Ancak hem skor hem de psikolojik üstünlüğü alan İngiliz ekibi iyice rahatladı.
Dün gece kariyerinde belki de en kötü maçlarından birini oynayan İsmail, yediğimiz 4 golün 3’ünde hatalarıyla ön plandaydı.
Lyon ve Roma maçları... 90 dakikaya baktığımızda sanki Lyon ve Roma maçlarını oynayan takım bu değildi.
Maçın sonucunu sadece İsmail’e yıkamayız.
Guendouzi'nin sadece koşarak tribünleri aldatan futbolunun da artık geçerli olmadığını gördük.
Tabii ki maç öncesi basın toplantısında galibiyet için oynayacağız diyen İsmail Kartal’ın da bu hezimetin hesabını vermesi gerekir… Kimse o eksik bu eksik mazeretlerine sığınmasın çünkü iki takım arasında bu skor kadar fark olduğunu düşünmüyorum. (FANATİK)


