İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi, Batman'da 'Türkiye Yüzyılında Terörsüz Türkiye Paneli'nde açıklamalarda bulundu. Sürece dair kanun 467 vekilin oyuyla kabul edilen kanunu hatırlatan Çiftçi, "Bu kanun neticesinde terör örgütüyle herhangi bir pazarlık yapıldı mı? Kesinlikle yapılmadı. Herhangi bir taviz verildi mi? Verilmedi. Dolayısıyla cumhurbaşkanımızın iradesi neyse devletimizin iradesi neyse, meclisimizin iradesi neyse o kabul edildi." dedi.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Batman'a gelen İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi, kentte Valiliği ziyaret etti. Valilik Şeref Defteri'ni imzalayan Çiftçi, Vali Ekrem Canalp ile görüşerek kentte yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Çiftçi, daha sonra Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı yerleşkesindeki Kristal Park Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen "Bölge Valileri ile Terörsüz Türkiye Toplantısı"na katıldı.
Bakan buradan sonra ise Türkiye Yüzyılında Terörsüz Türkiye Paneli'nde açıklamalarda bulundu.
Açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Bir gün ilçe jandarma komutanımız geldi. Bana dedi ki 'Kaymakam Bey görüyorum ki mesai saatlerinden sonra köylere gidiyorsunuz. Fakat biz bundan endişe ediyoruz. Burası sizin geldiğiniz yerlere benzemez. Dolayısıyla başınıza herhangi bir şey gelir. Güvenlik açısından biz gerekli tedbirler almamış oluruz. Bundan dolayı ne olur bize haber verin. Biz giderken gerekli güvenlik tedbirlerini alalım'. Ben de düşündüm, hak verdim. Herhangi bir şey olduğunda sorumluluk onların boynunda kalmasın diye giderken haber vermeye başladım. Köylere gidiyorum, Allah sizi inandırsın önde bir akrep dediğimiz araçlar var. Askeri araçlardan, jandarmanın kullandığı araçlardan... Ortada benim aracım. Arkada da bir akrep daha var. Yani üç araç beraber gidiyoruz. Bu söylediğim 2001-2002 yıllarında Erzurum'da geçerli olan bir tablo.

Ben bir kaymakam olarak kendi bulunduğum yere gündüz vakitleri içerisinde gidiyorum ve gündüz dönüyordum. Ben devletin bir kaymakamı olarak bu şekilde yapıyorsam vatandaşın hali niceydi... O dönemlerde ilçemize öğretmen ataması oluyor. Her atama döneminde öğretmenlerimizden özellikle daha önceden göreve başlayanlar gelip müracaat ediyorlardı bizi ilçe merkezine veya yakın yerlere görevlendirin diye. Kimse köylerde çalışmak istemiyordu çünkü can güvenliğinden endişe ediyordu. Bunun için zaman zaman toplantılar yapıyorduk öğretmenlerimizle.
"YILLARCA BİRBİRİMİZLE KAVGAYA TUTUŞTUK"
O günler geride kaldı. Bugün 2026 yılındayız. 2024 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız bir çağrı yaptı Malazgirt etkinliklerinde. Hepimiz hatırlıyoruz onu. Çünkü buna ihtiyacımız vardı. Yıllardır işte Türk, Kürt, Arap ayrılığa düşmüştük. Cenab-ı Hak buyuruyor ki Allah'a itaat edin, peygamberine itaat edin, birbirinizle ayrı düşüp de ayrılıp parçalanmayın. Aksi halde gücünüz, kuvvetiniz gider diyor. Dolayısıyla biz uzun yıllar birbirimizle kavgaya tutuştuk. Gücümüz, kuvvetimiz gitti, ayrıştık. Dolayısıyla bundan sonra da sözümüzün etkisi azaldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın iç cepheninin tahkimi çağrısı bu açıdan son derece önemliydi. Nitekim iki sene içerisinde gördük. Meclis bu işe bu sürece sahip çıktı. Bu Terörsüz Türkiye bir devlet politikası haline geldi. Ardından Sayın Devlet Bahçeli güçlü bir destek verdi. Geçmişte söylediklerini bir tarafa bırakarak Türkiye'nin geleceği noktasında sadece elini değil gövdesini de taşın altına koydu. Muhterem Cumhurbaşkanımız baştan beri zaten güçlü ve siyasi irade koydu bu işin içine önüne.
Meclis başkanımız 21 tane toplantıyı bizzat kendisi yönetti. Alınan kararlar mecliste daha daha sonra hukuki bir zemine dönüştü ve 467 milletvekilimizin destekleriyle çok güzel, güçlü bir kanun ortaya çıktı. Bu 467 milletvekilimizin iradesi şu açıdan da önemli. Değerli dinleyenlerim. Demek ki milletvekillerimiz siyasi irade için bir araya gelebiliyor. Bir araya gelebildiğini göstermiş olduk. Bunun için başka şeyleri yapabileceğimizi de göstermiş olduk.
"HERHANGİ BİR TAVİZ VERİLMEDİ"
Bu güçlü irade neticesinde belki sivil anayasayı da yapabileceğiz. Ben bundan da ümit varım. Bu 467 tablosunu gördükten sonra ben Terörsüz Türkiye sürecinde Sayın Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu liderlikten dolayı bu sürece vermiş olduğu güçlü destekten dolayı Sayın Devlet Bahçeli'ye, Sayın Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş'a her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sayın milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Hakikaten son zamanlarda Türkiye'de olmayan bir siyasi konsensüs yaşanmış oldu ve çok güzel bir kanun ortaya çıktı. Bu kanun neticesinde terör örgütüyle herhangi bir pazarlık yapıldı mı? Kesinlikle yapılmadı. Herhangi bir taviz verildi mi? Verilmedi. Dolayısıyla cumhurbaşkanımızın iradesi neyse devletimizin iradesi neyse, meclisimizin iradesi neyse o kabul edildi ve o çizgide yürüyoruz şu anda.
Herhangi bir bu noktada vatandaşımızın endişesi olmasın. Son iki yüzyılın en güçlü dönemini yaşıyoruz. Şu anda devletimiz en güçlü döneminde. Ben zaman zaman yurt dışına gidiyorum bunu yurt dışında yaptığım toplantılarda da temaslarda da resmi ziyaretlerde de görüyorum. Türkiye artık küresel etkiye sahip bir bölgesel güç haline geldi. Bunda Sayın Cumhurbaşkanımızın da büyük emekleri katkıları var. Süreci ilmek ilmek dokudu ve hamdolsun bu günleri de görmüş olduk. İnşallah Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge bu süreç başarıya ulaşacak. Ben bundan en ufak bir endişe duymuyorum, şüphe duymuyorum. Çünkü bizim birliğimiz, beraberliğimiz belki biraz küllenmişti ama şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesiyle o kül üflendi. Çünkü biz bu işe kendimiz soyunduk. Bu iradeyi kendimiz ortaya koyduk."




