Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın ev sahipliğinde, 8 ülkenin katıldığı R4 ve R4+E3 toplantısı İstanbul’da gerçekleşti. Toplantıda Filistin, Hürmüz Boğazı, Yemen ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi konular ele alındı. Öte yandan, Bakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nda İsrail’in ateşkes ihlallerine tepki göstererek Gazze’ye insani yardım ulaştırılması ve çocukların korunmasının önemini vurguladı. Fidan, Filistinli, İngiliz ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla da görüştü.
Türkiye’nin girişimiyle ilk kez R4 ve R4+E3 formatında bir araya gelen 8 ülkenin dışişleri bakanları arasındaki toplantı, İstanbul’da gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın ev sahipliğindeki toplantıda Filistin meselesi, Hürmüz Boğazı’ndaki durum, Yemen’deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı’na çözüm arayışları gibi konular ele alındı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün İstanbul’da R4 Dışişleri Bakanları Toplantısı’na (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) ev sahipliği yaptı. Toplantı öncesinde aile fotoğrafı çekildi.
GÜNDEMDE FİLİSTİN VE BÖLGESEL KRİZLER VAR
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen R4+E3 Dışişleri Bakanları Toplantısı, İtalya’nın da katılımıyla başladı. Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan oluşan R4 ülkeleri ile İngiltere, Almanya ve Fransa’nın yer aldığı E3 ülkelerinin katıldığı görüşmelerde, bölgesel ve küresel güvenlik meselelerinin ele alındı.
Bakan Fidan’dan yoğun diplomasi trafiği! Filistin, Pakistan ve İngiliz mevkidaşlarıyla görüştü
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, R4 Dışişleri Bakanları Toplantısı Bakan Fidan'ın ev sahipliğinde saat 13.30'da başladı. R4 mekanizması, Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından bölgesel sahiplenme anlayışı temelinde kalıcı istikrarı desteklemek ve bölgesel meselelerde diyaloğu güçlendirmek amacıyla oluşturuldu.
İstanbul'da, İtalya'nın da katılımıyla düzenlenen R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) +E3 (İngiltere, Almanya, Fransa) Dışişleri Bakanları Toplantısı başladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya; İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammad Ishaq Dar, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan katıldı.
AÇILIŞ KONUŞMASI BAKAN FİDAN'DAN
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı kapsamında diplomasi trafiğini sürdürdü. Konferansın açılışında konuşan Fidan, küresel çatışmaların uluslararası sisteme duyulan güveni zedelediğine dikkat çekerek, İsrail’in ateşkes ihlallerinin güvensizliği artırdığını söyledi.
Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmelere değinen Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelik taşıdığını belirtti. Fidan, anlaşmazlıkların adil bir siyasi çözümle giderilmesi gerektiğini ifade etti.
ARABULUCULUK VE BÖLGESEL SAHİPLİK VURGUSU
Uluslararası krizlerin çözümünde diyalog ve arabuluculuğun önemine işaret eden Fidan, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna arasındaki görüşmeler, Karadeniz Tahıl Anlaşması ve Somali-Etiyopya arasındaki Ankara süreci gibi girişimlerini hatırlattı.
Fidan, kalıcı barış için tarafların süreci sahiplenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Mekke İttifakı bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumak için kuruldu” dedi. Balkan Barış Platformu’nun da bölgesel iş birliği ve somut çözümler açısından önem taşıdığını belirten Fidan, arabuluculuğun Türkiye’nin diplomatik stratejisinin merkezinde yer aldığını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan Şahin ile 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı marjında bir araya geldi.
FİLİSTİNLİ MEVKİDAŞIYLA GÖRÜŞTÜ
Bakan Fidan, konferansın marjında Filistin Dışişleri Bakanı Farsin Ağabekian Şahin ile bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin diplomatik kaynaklardan edinilen bilginin dışında ayrıntı paylaşılmadı.

İNGİLTERE VE PAKİSTAN İLE TEMAS
Fidan, İstanbul’da düzenlenen Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın katıldığı R4 ile İngiltere, Almanya ve Fransa’nın yer aldığı R4+E3 dışişleri bakanları toplantıları kapsamında da temaslarda bulundu.

Bu çerçevede İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile ayrı ayrı görüşen Fidan’ın temaslarına ilişkin açıklamalarda görüşmelerin ayrıntılarına yer verilmedi.
TOPLANTILARIN ARDINDAN BAKAN FİDAN'DAN AÇIKLAMALAR
Bakan Fidan, gerçekleştirilen toplantının ardından da önemli açıklamalarda bulundu. Fidan'ın açıklamaları şöyle:
"Bugün oldukça yoğun bir uluslararası diplomasiye ev sahipliği yaptık. İstanbul'da hem ilk önce bölgesel dörtlü toplantımızı yaptık, daha sonra bölgesel dörtlü Avrupa üçlüsü ve İtalya'nın katılımıyla 8 ülke bir araya geldik. Öncelikle bölgesel dörtlü toplantımızdan başlamak istiyorum. Bugünkü yaptığımız toplantı yedinci toplantıydı. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan katılımıyla bölgesel dörtlü olarak bölgemizin sorunlarını, çözüm metotlarını bugüne kadar yapılan işlemleri, alınan tedbirleri, sorunların geldiği noktayı, çözümlerin ilerlediği aşamayı detaylı bir şekilde masaya yatırma imkanımız oldu. Tabii ki bölgemizdeki sorunlar, Hürmüz Boğazı'nın kapalılığı, İran'a olası muhtemel bir atak, daha sonra bölgede Husilerin Suudi Arabistan'a yaptığı saldırı ve bizim yaptığımız dayanışma ve bu çatışma nasıl sonlandırılabilir? Yine bölgede İsrail'in istikrarsızlaştırıcı rolü Filistin, Gazze, Batı Şeria başta olmak üzere Lübnan ve Suriye'deki muhtemel istikrarsızlaştırıcı hamlelerini de konuştuk. Bunlara yönelik görüşlerimizi, tedbirlerimizi tekrar tekrar gözden geçirdik.
"DİYALOĞU, DİPLOMASİYİ TERCİH ETMEK EN DOĞRU YOL"
Daha sonra Avrupalı meslektaşlarımızla bir araya geldik. Gerçekten hem Avrupa ülkelerinin, hem belli başlı İslam ülkelerinin bir araya gelerek hem bölgesel konuları hem küresel konuları detaylı bir şekilde masaya yatırmaları, bu konuda tabii görüş alışverişinde bulunmaları önemli. Tabii ki konuların başında iki savaş alanı geliyor. Bunlardan birincisi şu anda Körfez'deki savaş nedeniyle kapalı olan Hürmüz Boğazı ve Babülmendep'in inkıtaya uğraması zaman zaman oradaki geçişlerin risk altına girmesi ve diğer taraftan Karadeniz'deki seyri sefer güvenliğinin şu anda hemen hemen ortadan kalkmış olması. Bu ikisi dünyanın hem enerji, ihtiyacını hem gıda ihtiyacını hem de serbest ticaret rejimini inanılmaz bir şekilde etkilemekte. Bütün hükümetlere coğrafya ayrımı gözetmeksizin vatandaşları üzerinde, piyasalar üzerinde, finansman üzerinde inanılmaz bir basınç ve yük oluşturmakta. Tabii ki sorumlu devletlerin rolü bu sorunlara mümkün olduğunca barışçıl çözümler aramak. Tabii biz bunları masaya detaylı bir şekilde yatırdık. Hem Ukrayna'daki savaş hem İran, Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan'a yapılan saldırılar... Daha sonra İsrail'in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı potansiyel rolü bütün bunların önüne nasıl geçilebilir ve bölge ötesinde olan diğer sıkıntılı konular... Bütün bunların hepsini masaya yatırdık. Bunlara yönelik ortak pozisyonlarımız nelerdir? Tabii ki masanın etrafındaki bütün ülkeler bir defa daha fazla savaşın yaygınlaşmasını istemiyorlar. Savaşın hem Körfez'de hem Ukrayna'da bir an önce durmasına ve ateşkesin olmasına taraftarlar. Bu önemli. Bütün ülkeler diplomasinin, diyaloğun tek yolu olduğunu konusunda hemfikirler. Tabii bu önemli. Bu mesajı bütün taraflara aynı şekliyle verme, iletme kararı aldık. Özellikle İran'a yönelik yeniden yapılacak bir saldırının gerçekten bölgedeki savaş ve çatışmayı tekrar yaygınlaştırmaya yol açacağı konusunda hemfikiriz. Bunun yerine diyaloğu, diplomasiyi tercih etmenin en doğru yol olduğu konusunda hemen hemen bir fikir birliği sağladık.
Tabii ki diğer taraftan boğazın hemen açılması, Hürmüz Boğazı'nın açılması gerekiyor. Suudi Arabistan'a yönelik yapılan saldırıların da durması gerekiyor. Bütün bunları uygun diplomatik yöntemlerle nasıl yapabiliriz? Ne türden araçlar, yöntemler, argümanlar kullanılabilir? Bunları da detayla masaya yatırdık. Tabi bu toplantı hem katılımcıları itibarıyla hem gündemi itibarıyla hem mekanı itibarıyla son aylardaki belki en önemli diplomatik olaylardan biriydi. İki önemli komşu coğrafyadaki aktörlerin tam da bu iki coğrafyanın ortasında olan geçişkenliği sağlayan Türkiye'de, İstanbul'da, Asya'yı ve Avrupa'yı birleştiren bir mekanda, boğazın hemen kenarında bir araya gelmeleri de tabii ayrıca önemli bir sembolik anlama sahipti.
Bu açıdan katılımcı bütün bakan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ortaya koydukları emek ve çaba önemli. Aynı şekilde endişe ediyor olmaları, aynı şekilde çözüm arıyor olmaları ve bunu da karşılıklı dayanışma içerisinde, işbirliği içerisinde yapma arzuları bizi ziyazesiyle memnun etti. İnşallah buradan sonra kendileriyle Cumhurbaşkanımız tarafından da kabul edilmek üzere Dolmabahçe Sarayı'na hareket edeceğiz."

"İRAN'A YAPILACAK ASKERİ BİR MÜDAHALE ÇÖZÜM DEĞİL"
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"Bugünkü toplantıda aslında altını çizmemiz gereken nokta bizim istisnasız bir şekilde hep beraber diyaloğun tek çözüm yolu olduğu meselesi. Burada tabii hiç kimsenin başka ülkenin haklarına vesairesine tecavüzüne izin veriyoruz manasına gelmiyor veya Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasına da izin vereceğiz manasına gelmiyor. Fakat burada daha fazla savaşın yaygınlaşmasına meydan vermeden, daha fazla yıkıma yol açmadan bu meseleyi nasıl halledebiliriz? Onun parametreleri açıkçası konuşuldu. Burada detaylara girmek istemiyorum. Ama önemli olan ifade ettiğim gibi masa etrafındaki ülkelerin İngiltere ve Fransa, Almanya, İtalya, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye'nin aynı fikirde olmaları ve bu konuda dünyaya aynı mesajı vermeleri. Tabii ki Hürmüz Boğazı'nın bir an önce açılması gerekiyor. Piyasalara olan negatif etkisinin artık ortadan kalkması lazım. Ama dediğim gibi İran'a da yapılacak askeri bir müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Bunu hiç kimse şu anda onaylamıyor. Onun yerine diplomasinin en iyi yol olduğu konusunda Türkiye'nin görüşü vardı zaten. O görüş diğer ülkeler tarafından da paylaşılıyor. Paylaşılmakta da kalmıyor. Aynı zamanda savunuluyor.
"UCUZ BİR SİYASİ HAMLE"
"Bu platforma bu formata niye ihtiyaç duyduk? Açıkçası biliyorsunuz zaten bu iki format da kendi içerisinde, kendi bulundukları coğrafyadaki sorunlarla ilgili çalışan formatlar. Avrupa üçlüsü var, diğer taraftan bizim bölgesel dörtlümüz var ve bu bölgesel dörtlünün gerçekten ortaya koyduğu çok verimli sonuçlar var. Ve bir noktada aslında iki coğrafyada meydana gelen sorunlar her iki tarafı da etkilediği için bir araya gelip sorunları topyekun konuşma, görüşme kararı aldık. Tabii bizim platformumuzun en önemli özelliği gayresmi bir platform olması, esnek olması, serbestçe fikirlerimizin ortaya konması, bu fikirler etrafında bir takım politikaların oluşturulması, gerekirse somut eylem aşamalarının belirlenmesi gibi çok fazla faydası var. Yani hem yapısı itibariyle hem uygulaması itibariyle bu açıdan biz bu formatın doğru olduğunu düşündük. Aynı zamanda Orta Doğu'da olan bir olayın Avrupa'yı, Avrupa'da olan olayın Orta Doğu'yu etkilediği bir dünyada yaşıyoruz. Her iki coğrafyada birbirinin yani coğrafi olarak, tarihi olarak bir noktada kültür olarak devamlılığı yapıyor. Türkiye bunların tam geçiş noktasında bulunmakta. Az önce de ifade ettim konuşmamın başında. Karadeniz'de olan hususlar Orta Doğu'yu Afrika'yı işte çok derinden etkiliyor. Yani Ukrayna ve Rusya'daki tahılın dünya marketlerine çıkamaması Mısır'da büyük bir krize sebep olabiliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki kapanıklık, tıkanıklık Avrupa'da çok ciddi enerji krizine ve fiyatlarının artmasına sebep oluyor Dolayısıyla bu iki platformun artık yan yana gelip beraber çalışmasından daha normal bir husus yok. Diğer soruya gelince değerli arkadaşlar yani seçimlere giderken İsrail'de yapılan retoriklerde Türkiye'nin kullanılması meselesini biz kategorik olarak reddediyoruz. Yani buradaki siyasal ucuzculuğun efendim Türkiye'yi yererek, şeytanlaştırarak bir takım siyasal radikal partilerin tabanda oy toplama çabalarını da açıkçası ucuz bir siyasi hamle olarak görüyoruz. Bunu da çok ciddiye anlayacak bir tarafı yok.
Bütün katılımcıların ortak fikri mümkünse en kısa zamanda bir ateşkesin ve buna dayalı bir barış anlaşmasının Ukrayna'da hayata geçmesi. Masadaki bütün taraflar bunu can-ı gönülden ister durumda. Bunun olmadığı takdirde Karadeniz'deki seyri sefer güvenliğinin bir an önce hayata geçmesi konusunda adımlar atılması konusunda yine bir talep var. Türkiye'nin bu noktada mevcut oynadığı rolü ve yaptığımız girişimleri biz kendilerine anlattık. Türkiye özellikle tahıl girişimiyle alakalı şu anda ne türden girişimlerde bulunuyor, taraflarla ne konuşuyor, onun istişaresini yaptık. Kendimizin ayrıca bu meseleyle ilgili onlarla istişare etmek istediğimiz hususlar vardı. Onları da kendileriyle görüştük yani ya savaş dursun durmuyorsa enerji ve tahıl konusunda bir istisna getirilsin taraflar tarafından biliyorsunuz iki buçuk yıl önce Türkiye bunu mümkün kılmıştı yani iki ülke birbirini yok edesiye aslında savaşırken bari uluslararası piyasalar ve diğer ülkeler aynı şekilde etkilenmesin durumu var. Umarım bir an önce ateşkes gelir, barış gelir, bu sıkıntı da kökten çözülür. Ama şu anda cari meselelerimiz, biz Ukrayna'da ve Rusya'da şu anda bulunan tahılı nasıl dünya piyasalarına çıkartacağız, bunun için neler yapabiliriz. Bazı teklifler var, görüşler var, tartışmalar var. Onu ilgili taraflarla konuşuyoruz arkadaşlar."




