Çinli bilim insanları, Türkiye'nin Eskişehir'deki Kızılcaören nadir toprak elementi sahasını mercek altına aldı. South China Morning Post'un haberine göre araştırmacılar, bölgedeki minerallerin oluşum sürecini inceleyerek yeni jeolojik bulgulara ulaştı.
Türkiye'nin kritik mineraller alanındaki potansiyeli uluslararası bilim dünyasının yakın markajında kalmaya devam ediyor.
Çin merkezli South China Morning Post gazetesi, Chao Kong imzasıyla 24 Ekim'de yayımlanan haberinde, Türk savunma sanayisi ve yüksek teknolojisi için hayati önem taşıyan nadir toprak elementlerine odaklandı.

ÇİNLİ ARAŞTIRMACILARDAN KIZILCAÖREN İNCELEMESİ
Çinli bilim insanlarının Eskişehir Kızılcaören sahasının karmaşık jeolojik gelişimini haritalandırdığını belirten gazete, karbonatit bağlantılı kayaç oluşumlarında nadir toprak elementlerinin birikme süreçlerine yönelik yeni bulgular elde edildiğini aktardı.
Araştırmaya öncülük eden Profesör Yang Xiaoyong ve ekibi, inceledikleri mineralizasyonun büyük ölçekli yataklarla karşılaştırıldığında sınırlı olduğunu değerlendirirken, bulguların nadir toprak elementlerinin oluşum süreçlerinin anlaşılmasına katkı sunduğunu açıkladı.

NEDEN ESKİŞEHİR SEÇİLDİ?
Eskişehir, dünyanın en ender madenlerinin bulunduğu büyük bir rezerve ev sahipliği yapıyor.
Enerji Bakanlığı'na göre Beylikova ve Sivrisihar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementleri (NTE) bulunmakta.
Yetkililer, buranın Çin'deki 800 milyon tonluk "Bayan Obo" sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu söylemişti.
Stratejik önem atfedilen bu cevherler enerji, savunma ve teknoloji gibi sektörlerde kullanılıyor.
Türkiye, Eskişehir'deki sahada bulunan cevherler de dahil kritik minerallerin işlenmesi için Çin ile iş birliği yapıyor.
ABD-ÇİN REKABETİNDE TÜRKİYE'NİN STRATEJİK KONUMU
ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının teknoloji ve maden sahalarına taşındığı bir dönemde Türkiye, Eskişehir’deki Beylikova sahasında keşfedilen devasa nadir toprak elementleri (REE) rezerviyle küresel rekabetin yeni aktörlerinden biri haline geliyor.
Yaklaşık 694 milyon tonluk rezerv, Türkiye’yi Çin’in ardından dünyanın ikinci büyük nadir toprak elementi üreticisi konumuna taşıma potansiyeline sahip. Keşfin ardından Ankara, yalnızca hammadde ihracatçısı değil, yüksek teknolojili iletişim, savunma ve enerji endüstrilerinde bölgesel üretim üssü olma hedefiyle küresel tedarik zincirlerinde daha etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.
YÜKSELEN TEKNOLOJİYE YÖN VEREN 17 METAL
REE’ler, kulağa yabancı gelen ancak modern yaşamın görünmez motorları olarak tanımlanan 17 metalden oluşuyor. Cep telefonlarından elektrikli araçlara, rüzgâr türbinlerinden güdümlü füzelere kadar her alanda kritik bir rol oynuyorlar.
Neodim, praseodim, disprosiyum ve terbiyum gibi “mıknatıs metaller”, küresel nadir toprak elementleri ticaretinde değer bakımından yüzde 90’ın üzerinde paya sahip. Üretim süreçleri, yalnızca ekonomik rekabetin değil, aynı zamanda jeopolitik güç mücadelesinin de ana eksenlerinden biri haline geldi.
TÜRKİYE'NİN HEDEFİ: İLK BEŞ ÜRETİCİ ARASINA GİRMEK
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin REE sektörünü geliştirmek amacıyla uluslararası ortaklarla görüşmeler yürüttüğünü açıkladı. Erdoğan, “Türkiye olarak dünyanın en büyük beş nadir toprak üreticisinden biri olmayı hedefliyoruz” demişti.
ÇİN TEKELİNİN KIRILMASINDA TÜRKİYE ETKİSİ
Dünyada nadir toprak elementlerinin yaklaşık yüzde 90’ı Çin’de işleniyor. Pekin yönetimi son yıllarda ABD’ye yönelik ihracat kısıtlamalarıyla küresel hammadde akışında aksamalara neden oldu. Türkiye’nin yeni rezervleri Washington ve Avrupa için stratejik bir nefes borusu olacak.




