Erdoğan : Cerrah titizliği ile operasyon yürütüyoruz

••8 dk okuma
Erdoğan : Cerrah titizliği ile operasyon yürütüyoruz

Hızlı Özet

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen TİM 13. İnovasyon Haftası Programı töreninde açıklamalarda bulundu. Fon soruşturmasına ilişkin konuşan Erdoğan, " Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasını müteakip ara ödemeler başlayacak. Yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor." dedi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'fon' açıklaması: Ödemeler sorunsuz devam ediyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şunlar oldu:

Bizleri böylesine güzel bir atmosferde buluşturan Ticaret Bakanlığımıza, Türkiye İhracatçılar Meclisimize ve bu platforma emek veren her bir kardeşime teşekkür ediyorum.

Dün itibarıyla başlayan İnovasyon Haftası'nın bu yılki temasının "İnsanlığın Yeni Evresi" olarak belirlenmesi son derece anlamlı bulduğum bir konu. Bunu özellikle belirtmek istiyorum.

Yapay zeka, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatımızın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyamızın bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespiti şüphesiz çok çok önemlidir, yerinde bir hassasiyetin ifadesidir.

Şu bir gerçek ki; teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörü maalesef dikkate alınmıyor. Daha doğrusu ursanmıyor. İnsanı ve insani değerleri taşıyan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir.

Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır.

İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkanları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi haline gelmiştir.

Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zeka başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini görüyoruz. Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir.

TEKNO-OLİGARKLAR TÜM DÜNYAYI HEDEF ALIYOR

Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir.

100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yapboz tahtası olarak gören bu zihniyetin insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk.

Kimi yerinin teknokrasi, kimilerinin tekno faşizm adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.

Bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dahil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli buluyorum. Türkiye İnovasyon Haftası'nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı veren herkese şimdiden şükranlarımı sunuyorum.

TEKNOLOJİ YARIŞINDA GERİ KALMAK İSTEMİYORUZ

Değerli kardeşlerim, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Milli teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma, geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik.

24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115'e ulaştı. 2002'de 1,2 milyar dolar olan Türkiye'nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık.

Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanımızın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalışıyoruz. Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık.

Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST'lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicorn'u olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicorn'umuz var. 2030'a dek ülkemizden 100.000 teknolojik girişimin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz.

TERMİNAL İSTANBUL 2027'DE AÇILACAK

Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız.

Nisan ayında Türkiye'yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke haline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştım. Destek enstrümanlarımızı güncelliyor, müteşebbislerimizin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete veriyoruz.

Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredimiz bunların en başında yer alıyor.

Yüksek teknoloji destek programı HİT-30'la da Türkiye'nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. Kobilerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık. Yine yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'yla gelecek vizyonumuzu sizlerle paylaştık. Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız.

Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zeka altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız.

BİRÇOK TEMEL MALZEMEYİ İTHAL ETMEK ZORUNDA KALIYORDUK

Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım: Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece %20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor; tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.

Kıbrıs Barış Harekatı'ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektik. Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayiinde 4.500'ü aşkın firma, 1.400'ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık.

Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik. 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde ise ihracatımızı önceki senenin aynı dönemine kıyasla %15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdık.

Bir diğer gurur verici rakam şudur: Türkiye'nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 milyar dolar civarındayken, savunma sanayinde hacimli ürünler dahil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta sihalarımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor: Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.

TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ

Çok değerli konuklar, bu buluşma vesilesiyle bir konuyu dikkatinize çekmek durumundayım. Biliyorsunuz son haftalarda fon piyasamızın belli bir kısmında nükseden bir sorunla yüzleşiyoruz. 17 Eylül'den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık. Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz. Burada 3 tane önceliğimiz var: Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasını müteakip ara ödemeler başlayacak.

SORUŞTURMALAR DERİNLEŞİYOR

İkinci önceliğimiz manipülasyon yaparak haksız kazanç edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor. Yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın.

Benim ihracatçı kardeşim, bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için adeta kılıç kırarkən piyasa düzenbazlıklarıyla üçlü lirasını sadece 3-5 ayda 10'a, 20'ye, 30'a katlayana asla tolerans göstermeyecek. Sağladığı fahiş kazancın bedelini ona mutlaka ödeteceğiz.

Üçüncü önceliğimiz bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk. Maalesef aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremedik. Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna, Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler.

BU HADİSELERDE ÇOK KÖTÜ SINAV VERDİLER

Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler.

Şimdi burada bir hususu önemle ifade etmek istiyorum: Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse; bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekün sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir.

Zira sermaye piyasaları, tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir.

Üstelik bu köprü; borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle, sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hal almıştır.

Değerli kardeşlerim, bir diğer husus şudur: Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyon bulunuyor.

Teknoloji yatırımları, sizin de bildiğiniz gibi yüksek ar-ge maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı, bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır.

Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkan tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz.

SERMAYE PİYASASI ARAÇLARINI TERÖRİZE ETMEK TÜRKİYE EKONOMİSİNİN ALTINI OYMAK OLUR.

Milli teknoloji hamlemizin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarımız oluşturuyor. Hal böyleyken, toplam fon sayısının yalnızca %4,6'sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek, bakın açık konuşuyorum, Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi, ister gazeteci hüviyeti olsun, kimsenin hakkı yoktur.  Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Sahtekarlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim. Ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim.

Daha önemlisi; işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım. Bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili bir üslup kullanmalarını bekliyorum. Onlar ne yaparsa yapsın biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz.

Bu haber 12116 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CHP'den İhraç Edilen 48 İsmin Tam Listesi
Gündem

CHP'den İhraç Edilen 48 İsmin Tam Listesi

Sürecin Arka Planı: İhraç süreci, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın 26 Ağustos'taki açıklamalarına dayanıyor. Sarı, partide üye olarak kalmalarına rağmen başka siyasi partilerin bünyesinde/faaliyetlerinde yer alan kişilerin tedbirli olarak disipline sevk edildiklerini duyurmuştu.

Habervitrini10291 Görüntüleme
Usta Eldiven ile Profesyonel İş Eldiveni Çözümleri
Gündem

Usta Eldiven ile Profesyonel İş Eldiveni Çözümleri

İnşaat, sanayi, üretim ve lojistik gibi sektörlerde çalışanların elleri, günlük iş süreçlerinde farklı mekanik ve çevresel risklerle karşılaşır. Keskin yüzeyler, aşındırıcı malzemeler, kaygan parçalar ve yoğun ekipman kullanımı, doğru kişisel koruyucu donanım seçimini önemli hale getirir. Bu nedenle iş eldiveni, yalnızca günlük çalışma ekipmanı değil, yapılan işin risklerine uygun belirlenmesi gereken temel koruyucu ürünlerden biridir.

Habervitrini9359 Görüntüleme
İstanbul'da binaların altından dere akıyor
Gündem

İstanbul'da binaların altından dere akıyor

Dereboyu Deresi'nde kaydedilen görüntülerde, suyun doğrudan binaların altından aktığı görüldü. Bölgedeki durumu aktaran Kerim Ulak, geçmiş yıllarda akan derelerin üzerinin betonla kapatıldığını ve bu alanlarda yapılaşmaya imar izni verildiğini belirtti.

Habervitrini12833 Görüntüleme
Eğer doğruysa Aziz Başkan baba-oğul ikisini birden yollar
Gündem

Eğer doğruysa Aziz Başkan baba-oğul ikisini birden yollar

Fenerbahçe'de Marco Asensio ile teknik direktör İsmail Kartal arasında yaşandığı öne sürülen gerilimin yankıları sürerken gazeteci Devrim Zengi'den dikkat çeken bir iddia geldi. Zengi, İsmail Kartal'ın oğlu aracılığıyla bazı YouTuber'lara kulüp içinden haber aktarıldığını öne sürerek Aziz Yıldırım'ın da bu konudan rahatsız olduğunu iddia etti.

Habervitrini12189 Görüntüleme