Olayın arkasında Türk medyasının yüzeysel geçtiği, ama İsrail güvenlik bürokrasisinin (Mossad ve IDF) uykularını kaçıran somut bir saha gelişmesi var.
İbranice ve İngilizce kaynakların manşetlerine yansıyan işin perde arkası detayları:
1. Abu al-Duhur Hava Üssü’ne Saldırının Gerçek Sebebi: Türk İHA’ları ve Radar Hamlesi
İsrail Hava Kuvvetleri, 18 Ağustos gecesi Suriye’deki Abu al-Duhur Askeri Hava Üssü’nün pistlerini 8 ayrı hava saldırısıyla vurdu. İsrail resmi makamları olayı örtbas etmeye çalışsa da Zman Yisrael ve KAN kanalı İsrailli üst düzey güvenlik kaynaklarına dayanarak bombayı patlattı:
İsrail istihbaratı, Ankara’nın bu üsse Türk yapımı insansız hava araçları (İHA/SİHA), Türk personeli tarafından işletilecek gelişmiş bir radar sistemi ve yerli hava savunma sistemi SİPER konuşlandırmak üzere olduğunu tespit etmiş.
"Kırmızı Çizgi Aşıldı": Tel Aviv, Türk İHA’larının ve radar sisteminin bu üsse yerleşmesini "İsrail'in Doğu Akdeniz ve Suriye hava sahasındaki mutlak hava üstünlüğünü bitirecek bir tehdit" olarak kodladı.
Zman Yisrael’e konuşan askeri kaynak: "İsrail hava saldırısı emri verildiğinde, Türk askeri lojistik kamyonları Suriye sınırından üsse doğru yola çıkmaya hazırdı" dedi. Pistlerin vurulma amacı, Türk kargo uçaklarının veya İHA'larının üsse inmesini engellemekti.
2. Mossad Başkanı'nın Gizli Diplomasisi ve Şam'a Verilen Muhtıra
Israel Hayom ve Suudi kaynakların doğruladığı bilgilere göre; İsrail Başbakanı Netanyahu’nun özel temsilcisi ve Mossad yetkilileri, Suriye hükümeti yetkilileriyle gizli kanallardan görüşerek doğrudan şu uyarıyı yaptı: "Türk İHA’larının ve hava savunmasının güneye inmesine izin verirseniz bu bizim için doğrudan savaş sebebidir".
Suriye bu uyarıyı dikkate almayınca İsrail üssü bombaladı ve Netanyahu’nun sözcüsü sosyal medyadan "Erdoğan'ı suçüstü yakaladık, geri adım atmak zorunda kaldı" propagandasına başladı.
3. İsrail Medyasındaki Derin Korku: "Pazarda Türk İHA’larının Gerisinde Kaldık"
Jerusalem Post gazetesi bu askeri gerilimin hemen ardından İsrail savunma sanayiinin durumunu masaya yatıran çarpıcı bir analiz yayımladı. Analizde İsrail için çok acı bir tablo çiziliyor:
Pazar Payı Çöktü: İsrail, 1995-2023 yılları arasında küresel İHA pazarının 1 numaralı tedarikçisiydi. Ancak Baykar ve TUSAŞ’ın oyuna girmesiyle tablo değişti. İsrail’in toplam savunma ihracatında İHA’ların payı 2022’de %25 iken, 2024’te %1’e kadar geriledi.
Küresel Hakimiyet Bayraktar’da: Aynı dönemde Baykar’ın tek başına 1.8 milyar doların üzerinde ihracat yaptığı, Akıncı, Aksungur, Anka ve 600’den fazla Bayraktar TB2’nin sahaya inerek İsrail teknolojisini pazardan sildiği vurgulandı.
"Suriye Semalarında Hava Savaşı Riskı": İsrailli uzman Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak, Globes ve JPost’a yaptığı değerlendirmede: "İki ülke eskiden silah satışı için rekabet ediyordu, şimdi ise Suriye semalarında Türk SİHA’ları ile İsrail hava kuvvetlerinin karşı karşıya gelme ihtimalini konuşuyoruz" dedi.
4. İsrail Basınının Ortak Özeti ve Manşet Dili
İsrail’in ana akım gazetelerinde (Haaretz, Times of Israel) şu ortak kanaat öne çıkıyor:
Tel Aviv yönetimi, Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki varlığını artık sadece PKK/YPG’ye karşı bir sınır operasyonu olarak görmüyor. Ankara’nın Lazkiye, Halep ve İdlib hattına İHA/SİHA üsleri kurarak Doğu Akdeniz’e inmesini ve Şam yönetimi üzerindeki nüfuzunu artırmasını doğrudan İsrail’i çevreleme stratejisi olarak okuyorlar.




