CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamalarından satır başları şu şekilde: 21 Mayıs’tan itibaren ir süreç yaşıyoruz, biz zorunlu ve hukuki süreci yürüten arkadaşlar olarak diğer arkadaşlarımızı dışlamadan kollektif aklı çalıştırarak, mevcut hukuk düzeni içerinde ama kendi siyasal yaklaşımlarımızı içerecek şekilde bir orta yol bulalım, konuşalım ve diyalog mekanizması oluşturmak istedik.
BİR ÇEŞİT PARALEL YAPI OLUŞTU
Diyalog heyeti kurmak istedik.
Bu konuda MYK'da karar aldık.
İyi niyetli girişimler oldu.
Partimizde görev yapan abilerimiz ve 3 belediye başkanı orta yol bulmak istedi.
Ancak bu girişimler olumlu sonuçlanmadı.
Diyalog kapısını açık tutuştuğumuz halde biz el uzattıkça arkadaşlar yumruk sıktı.
Bu bizim açımızsan zorlu bir süreç.
İyi niyetli çabaları gösterdik.
Tükendiğimiz yerde öyle bir noktaya geldik ki bir çeşit iki başlılık oluştu partide.
Bir CHP Genel Merkezi var ve bayramlaşma için bir gün belirliyor, arkadaşlarımız aynı gün ve aynı saatte bir gün belirliyor.
Grup toplantısı yapacağımızı söylüyoruz biz ve arkadaşlarımız grubu gelmeye meyyal olmadığı halde sırf bu duyuruyu yaptığımız için gelelim, grup toplantısı yapalım ve Genel başkanı konuşturmayalım noktasına geliyor.
Bir çeşit paralel yapı oluştu.
İlginizi Çekebilir Ben CHP Parti Sözcüsüyüm ama başka bir arkadaş da CHP Parti Sözcüsü olarak televizyonlara çıkıp demeç veriyor.
MYK üyelerimiz var, başka bir yerde MYK toplantısı yapıyorlar.
Hiç bir kurum çok başlı, daha doğrusu ikili yapıya müsaade etmez.
Rövanşist bir anlayışta değiliz.
CHP'de itiraz kültürü, parti içi muhalefet, siyasal mücadele hep var ama CHP'nin kırmızı çizgileri de var.
Bu kırmızı çizgileri onun kurumsal yapısı.
Hiç birimiz CHP'nin kurumsal yapısının örselenmesine izin veremez.
ARINMA MI SİYASİ TASFİYE Mİ?
Bizim için bir ilke.
Partinin kırmızı çizgileri partinin kurumsal kimliği.
Partinin kurumsal kimliğini zedeleyen açıklama ve eylemleri not ettiğimizi söyledik.
Genel Başkanımız arınmadan söz eti.
Süreci iki biçimde yürütüyoruz.
Birincisi arınma ile ilgili meseleler.
Şu anki mutlak butlan ile partinin karşılaşmasına neden olan, haklarında şaibe bulunan ve iddianamelerde yer alan arkadaşlarımızla yollarımızı ayırmayı birinci şey olarak değerlendirdik.
Aynı zamanda partinin kurumsal kimliği ile ilgili iş ve eylemlerle ilgili bir başka süreç işleyebilir önümüzdeki zamanlarda. 9 vekil mutlak butlan davasında adı geçen ve kamuoyunda sıkça tartışılan kişiler bu arkadaşlarımız.
YENİ İSİMLER GELECEK Mİ?
Bunu değerlendirmedik.
Her ne kadar mahkeme kesin karar vermese de 2 buçuk yıldır CHP Genel Başkanlığı yapan biri ve ayrıca Manisa Milletvekili.
Diğeri de 15 milyon CHP ve diğer seçmenin ön seçimlerde aday adayı olarak belirlediği ve şu anda tutuklu olan İBB Başkanı.
Bunlarla ilgili bir değerlendirme yapılmadı.
Gündeme gelmedi.
Ancak partinin kırmızı çizgileri ile ilgili durduğumuz yerde durmaya devam ediyoruz.
Elimizde liste yok.
Birinci önceliğimiz partinin organlarını işler halde tutabilmek ve partinin önüne bir yol haritası koyabilmek.
Disiplin ile ilgili süreçleri yakından takip ediyoruz.
Bireysel bir süreç değil.
Sayın Genel Başkan da bu süreci bireysel bir süreç olarak görmüyor.
Ancak parlamentoda yaşadığımız şeyler yenilir yutulur cinsten değil.
Bir partini Genel Başkanı konuşma yapacağım diyor ve yapamazsınız deniliyor.
Bu bireysel bir kızgınlık ve rövanşist bir anlayış içinde değiliz.
Sayın Kılıçdaroğlu'nun gönlü çok geniştir, affedicidir.
Ancak bu bireysel mesele değil.
Bir müddet sonra partini kurumsal kimliği kırmızı çizgimiz oluyor.
Bu hepimizin görevi.
Herkesin buna riayet etmesi lazım.
Parti içinde siyasal mücadele yapılır ama partiyi zedelemeyelim, ayrıştırmayalım.
Genel Başkan Salı günü Meclise gelseydi öylesi bir kutuplaşmış bir ortam vardı ki çok sıkıntılı şeyler olabilirdi.
Kimsenin burnunun kanamasını istemedik.
Partiyi ayrıştırmak istemedik.
Zorlamaya gerek yok.
DİSİPLİNE SEVK EDİLEN İSİMLERE KAPI AÇIK MI?
Hiç bir şey için olmuş bitmiş bir durum yok.
CHP bir cenderenin içinde. ve biz partiyi buradan çıkarmak için bir görev aldık.
Bu arkadaşlarımızla yapmak istiyoruz ve arkadaşlarımızın sürece katkısı olabilir.
Disiplin süreci işletilmemiş olan arkadaşlarımız var, disiplin sürecinde olan arkadaşlarımızın da katkısı olabilir.
Biz parti sorumluluğu içinde hareket etmeliyiz.
CHP'nin kapıları açık değil.
Önümüzdeki süreçte partinin önüne nasıl bir yol haritası koyabileceğimize ilişkin konuşabiliriz.
Düşman değiliz, hepimizin partisi.
Birlikte AKP'ye karşı mücadele eden yoldaşlarız.
Hukuki zorunluluk ortaya çıkmış, gelin bu zorunluluktan partiyi nasıl çıkarabilirizi konuşuyor.
Partiyi bu hukuki zorunluluğa sokan da biz değiliz.
Bizim iş ve eylemlerimizle parti bu noktaya gelmedi.
Bu arkadaşlarımızın iş ve eylemleri ile parti bu noktaya geldi.
Kurultaysa gelin yapalım, hangi yöntem ve şartlarda yapacağız, olağan mı olağanüstü mü yapacağız, hangi tarihte yapacağız.
Bunların hepsini konuşmaya ihtiyaç var.
Parti Meclisi arkadaşlarımızla bunu konuşacaktık istifa etmemiş olsaydılar.
Partinin seçilmiş organı.
Ben de Kemal Bey de seçilmiş. 57 parti meclis üyesinin tamamı seçilmiş.
Gelin oturup konuşalım dedik.
Kurultayı konuşalım dedik.
İstifayı tercih ettiler, üzgünüz.
Arkadaşlarımız olmadan kurultayı konuşmak zorunda kaldık.
İki tartışma var.
Biri şu: Parti Meclisi tüzüğümüzün amir hükmüne göre yedek üyeler çağırıldıktan sonra bile 3'te 2 çoğunluğun yani 40'ın altına düşerse düşmüş sayılır diyor.
Arkadaşlarımız da biz istifa ettik ve Parti Meclisi düşmüş sayılır.
Parti Meclisi için kurultay yapılmalı diyorlar.
Yapamıyoruz.
Mevcut tedbir kararı devam ettikçe ve kesinleşmedikçe kurultay yapmamız hukuken mümkün değil.
Parti Meclisi var olan arkadaşlarımızla toplanır ve karar alır.
Parti Meclisi hangi sayıya düşerse düşsün delegelerimiz kendi imzaları ile kurultay yapalım dese hatta Genel Başkan yarın kurultaya gidiyoruz bile dese bu hüküm karşısında kurultaya gidemiyoruz.
Böyle bir durum var.
Parti Meclisinden bir kurultay çıkaramayız bu koşullarda.
İMAMOĞLU İHRAÇ EDİLECEK Mİ?
Bunu değerlendirmedik.
Bununla ilgili bir şey söylemem mümkün değil.
Ne Parti Meclisinde ne de MYK'da bunu değerlendirmedik.
ÖZGÜR ÖZEL CHP'NİN MANİSA MİLLETVEKİLİ Böyle bir değerlendirme yapmadığımız için bu değerlendirme üzerine bir değerlendirme yapmayayım.
Özgür Özel bizim için CHP'nin Manisa Milletvekilidir.
Dolayısıyla partinin kurumsal kimliği çerçevesindeki iş ve eylemlere aykırı davranışlara devam ederse onun da disipline sevki söz konusu olabilir.
Onun bir ayrıcalığı yoktur.
Hepimiz için geçerli, Kemal Kılıçdaroğlu için de geçerli.
Ekrem İmamoğlu ise CHP'nin Cumhurbaşkanı aday adayıdır.
Resmi adaylık süreci ancak ve ancak adaylıkla ilgili resmi süreçler başladıktan sonra resmi yazışmalar ile ortaya çıkacağı için, adaylık statüsü bir statüdür, o ana kadar geçen süre de aday adaylığı sürecidir.
Böyle bir değerlendirmeyi yapmadık bununla ilgili ama mevcut pozisyonu Sayın İmamoğlu'nun 15 milyon CHP'li ve vatandaşla CHP'nin koyduğu sandıklarla seçtiği aday adayı arkadaşımızdır.
BAŞKA BİR PARTİ KURARLAR MI?
Arkadaşlarımızın başka bir parti arayışı ve siyasal yolculuğa çıkmakta olduklarını görüyorum, kendileri de söylüyorlar.
Parti arıyorlar ve bir takım partililerle temasa geçtiler.
Sayın Özel, kapatılma ihtimaline karşı yedek bir parti olarak kurguladık dese de CHP'nin Genel Başkanının böyle bir şey söylemesini hiç doğru bulmuyorum.
Kim kapatabilir CHP'yi, böyle bir şey mümkün mü?
Bir yedeklenme arayışı içinde olduklarını görüyorum, ayrıca izledikleri siyasal stratejinin de buna hizmet ettiğini görüyorum.
Yani uzlaşmaya yanaşmayan, geren, ayrıştıran, CHP tabanını ve örgütlerini bir yere taşıma anlayışında olduklarını görüyorum.
Bunu saklamıyorlar da.
Bu stratejinin de altında yatan başka bir siyasal örgütlenme, bunu da saklamıyorlar.
Biz hala konuşmaya, oturmaya yakınız, hala bir yol vardır.
Yeter ki niyetler salih, net ve açık olsun.




