Allah’ın kulları iki çeşittir.
Secde edenler, isyan edenler.
Daha önce anlatmıştım… Salih ve habis ruhlar, ruhlar âleminde ayrı ayrı sandukada bulunur.
Allahü teala Âdem Aleyhisselam’ı yarattığında daha içine ruh koymamıştı. Çamurdan yapmış idi. “Secde edin” buyurdu. Şeytan bunların büyük bir kısmını kandırdı. Kandırdıklarının hiç birisi secde etmedi.
Melekler ve salih ruhlar Allahü teâlâ’nın emrini yerine getirip, Âdem aleyhisselâmın o çamurdan bedenine secde ettiler.
Ne için secde ettiler?
Cenab-ı Allah istediği için secde ettiler. Yoksa Âdem Aleyhisselam’a secde etmediler.
Oradaki secde, yere kapanma değil, Âdem Aleyhisselam’a karşı dönüp hafif eğilme şeklindeydi.
İşte burada Allah’ın emrine uyan ruhlar, akıl ve hayalin ermeyeceği türlü türlü mücevherle bezeli sandukaya, emre isyan eden habis ruhlar ise benzetmek gibi olursa tenekeden sandukaya kondular.
Başı bozuk olanın sonu da bozuk olur. Başı düzgün olanın sonu da düzgün olur.
O mücevher işlemeli altın, yakut sandıktaki ruh, huy olarak ne olursa olsun, ne kadar haylaz olursa olsun, onun son nefeste iman etmesi kaçınılmazdır.
Çünkü o ruh, çıktığı yerden gider.
Allahü teala Azimüşşan her ruhun akıbetini bilerek sandıklara koydu.
Salih ruhlar dünyaya ilk geldiklerinde çok sıkılmış bir halde doğarlar…
Geldikleri yerde durduğu sandıkta başka salih ruhlarla beraberlerdi.
Sandıkta bulunan ruhlar, senelerce Cenab-ı Allah’tan yansıyan mübarek nurun ışığı altında oldular.
Birden bire o mücevher sandıktan çıkıp, teneke sandıktan gelenlerin olduğu âleme geçince bu elbette sıkıntıya neden olur.
Bebekler dünyaya gelirken boş yere ağlamıyor yani. Bir sebebi var.
Sonuç olarak, temiz sandıktan çıkanların sonu da temiz olur. Sonu temiz olanın akıbeti de düzgün olur.
Bozuk sandıktan çıkanın sonu da bozuk olur. Sonu bozuk olanın akıbeti çirkin olur.
Ruhlar Âleminde; Allahü teala’nın secde edin emrine anında uyanlar; dünya hayatında geldikleri devire göre Peygamberlere de aynı şekilde itaat ettiler.
Allah’ın emrine tereddüt geçirip uyanlar; dünya hayatında iman ettiler ama günah da işlediler.
Secde etmeyenler ise; dünya hayatında; kitaplı ve kitapsız kâfir, münafık ve mürted oldu.
Peygamber Efendimize ümmet kılınanların için de en kıymetli olanlar; Ehlisünnet vel cemaat kılındı.
Dinin selameti için Silsile-i aliye yolu açıldı. Ve bu yolun büyükleri, onaylı vekil olarak tayin edildi.
Onaylanmamış olarak arada hiç kimse yoktur. Olursa bütün zincir bozulur.
Buna ne Cenab-ı Allah, ne de O’nun Habibi müsaade etmez zaten. Dolayısıyla, Ebubekr-i Sıddık radıyallahü anh’dan şu ana kadar gram bir bozukluk olmadı.
Halkalar halinde ehlisünnet yolu kurulunca; salih kullar yolun büyüğüne bağlandı.
Bu bağlanma bir tesadüf ve kendi çabamızla olmadı.
O büyükler kendisine verilen talebeleri, dünyanın öbür ucundan bile bir mıknatıs gibi çekip kendine bağladı:
Halen Ehlisünnet yolunda olan ve hak bir büyüğe bağlı olan sakın bunu kendinden bilmesin. O yüzden çok çok şükür etsin.
Allah; Peygamber Efendimize ve vekillerine bağlanan samimi ve sadık bir mümini; ateşte yakmaz. Kabirde azab etmez. Mahşerde telaşlandırmaz. Mizanda kafasının üstünde güneşi tutturmaz. Mutlak bir sancak altında ve gölgelikte olur.
O kimseler ahiret hayatının seçilmiş kimseleridir.
İkinci sur ile birlikte kabirler yarıldığında; evvela Ümmet-i Muhammet doğrulacak.
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle haber verdi;
“Kıyamet günü sizler yaya olarak, Binitli olarak ve yüzüstü sürünerek mahşer yerine toplanacaksınız.”
Kabirle Mahşer Meydanı arası 50 bin yıllık yoldur.
Bu yol çok sıkıntılı yoldur.
Birinci kesim, yani Peygamber Efendimize ve vekiline aşkla bağlı sadık Müminler..
Cennete direk girecek olan müminler, kabirlerinden doğrulduklarında karşılarında; bir binit ( Burak) ve İki parçalı CENNET HULLESİ (giysisi) getiren melekleri bulacak.
Bunlar cennet giysilerini giyip, binitine binip Mahşer meydanında kendilerini bekleyen Resûlulllah’a (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kavuşacaklar.
Resûl-i Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimizin, “BİNİTLİ” olarak haber verdiği kimseler bu kimselerdir.
İşte bu nimetlere kavuşmanın yolu; Büyüğünün seni sevmesi senin de büyüğünü samimi olarak sevmendir. O sevgiyle de sadık olmandır.
Hocasının öğrettiklerini yerine getirmeyen, emanetlerine sahip çıkmayan, düşmanlarıyla mücadele etmeyen, hocasına laf dendiğinde duymazdan gelip rengini belli etmeyen ve Allah’tan değil kişilerden korkan asla bu nimetlere kavuşamaz. Çünkü böyle kimseler talebeliğe kabul edilmez.
Saadete kavuşmak için hocan tarafından talebeliğe kabul edilmen şarttır.
Bu kurtuluşun en kestirme yoludur.
Bu dünyada HAK bir büyüğe bağlanmaktan daha büyük bir lütuf, bunun üstüne bir zenginlik yoktur.
Buna şehitlik te dâhildir
Bazı şehitler tek giderler. Ama bir büyüğe bağlananlar ekip olarak gider.
Emin olun bu ihsan, dünyanın bütün zenginliklerinden kıymetlidir.
En saadetli kişi bu ihsana kavuşandır. En bedbaht kişi ise bu ihsanı görüp bildiği halde elinden kaçırandır.
Büyüğünün talebe olarak kabul ettikleri; Peygamber Efendimiz tarafından ümmet olarak kabul edilme şerefine erer.
Bu ancak Allah’ın ihsanı ile olur.
Bunu kazanmak için de sık sık tövbe bol bol dua gerekir.
Hocasının kıymetini bilemeyen, Allah’ın Habibinin kıymetini bilemez. Allah’ın Habibinin kıymetini bilemeyen Cenab-ı Allah’ın kıymetini bilemez.
İşin başı sözün hülasası her şey budur.
Allahü teâlâ’yı anma duygunuzun olması bile tek başına çok büyük nasip.
Çünkü biz kendi başınıza Cenab-ı Allah’ı anamayız, ancak Allah dilerse anarız.
Eğer Allah’ı anıyorsanız o dilediği içindir.
Bu bakımdan kim Allah’ı anıyorsa çok sevinsin ve şükür etsin.
Allah hoşlanmadığı kimseye kendini hatırlatmaz. Ancak sevdiği kimselerin gönlüne kendini düşürür.
Gönlünüzde Allah sevgisi varsa bu sizin Allah’ı sevdiğinizden değil Allah’ın sizi sevdiği içindir. Eğer biriniz Allahü teâlâya aşk derecesinde bağlıysanız, sevincinizden zil takıp oynayın.
Rabbim cümlemizi büyüğü tarafından TALEBE kabul ettiklerinden eylesin (AMİN)
METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ
SOHBET (132)

Hızlı Özet
“Büyüğünün talebe olarak kabul ettikleri; Peygamber Efendimiz tarafından ümmet olarak kabul edilme şerefine erer.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Geçen yıl 659 gazete resmi ilan yayımladı
Türkiye genelinde, geçen yıl resmi ilan yayımlayan gazetelerin sayısı 659 olarak belirlendi.

Tamar Tanrıyar'a şok.. Gözaltı sonrası ilk videosunda ne dedi?
'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla yürütülen soruşturma neticesinde adli kontrol tedbiriyle salıverilen Tamar Tanrıyar ile ilgili yeni bir hukuki süreç işletildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurusu üzerine, Tanrıyar'ın sahibi olduğu 'Siber Haber' isimli YouTube kanalının erişime engellenmesine karar verildi.

Eski Manken Deniz Akkaya, Tartışma Sonrası Kartepe'de Nezarete Alındı
Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde, arkadaşı Kürşat A.'nın evinde kalan eski manken Deniz Akkaya, iddialara göre yaşadığı bir sinir krizi sonrası çıkardığı kavga neticesinde emniyet güçlerince gözaltına alındı.

Tamar Tanrıyar'ın polisteki ifadesi
Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alıkonulduktan sonra adli kontrol koşuluyla salıverilen Tamar Tanrıyar'ın savcılıkta verdiği beyanlar ortaya çıktı. Tanrıyar, 'Cumhurbaşkanına hakaret' ithamını kabul etmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı için canını vermeye hazır olduğunu dile getirdi.