Piyade birliklerinin durdurucu gücünü artırmak amacıyla tasarlanan sistem, özellikle meskûn mahal, gece operasyonları ve ani gelişen tehditlere karşı yüksek hareket kabiliyeti sunar.
Öne Çıkan Teknik ve Operasyonel Özellikleri
Menzil ve Çap: 125 mm çapa sahip olup etkili menzili 2,5 kilometredir.
Ağırlık ve Boyut: Füze ve fırlatma tüpü toplamda 16 kg’ın altındadır, uzunluğu ise 1,1 metre civarındadır. Bu sayede tek bir asker tarafından kolayca taşınıp omuzdan ateşlenebilir.
Güdüm ve Görüş: Bünyesindeki Kızılötesi Görüntüleyici Başlık (IIR) ve Ataletsel Ölçüm Birimi (IMU) sayesinde gece ve gündüz koşullarında "At-Unut" prensibiyle çalışır.
Vuruş Modları:
Doğrudan Vuruş: Hedefe doğrudan yönelir.
Üstten Vuruş (Top-Attack): Tankların zırh bakımından en zayıf noktası olan tavan bölgesine dikine dalarak imha sağlar.
Harp Başlığı: Reaktif ve kompozit zırhlara karşı yüksek nüfuz kabiliyetine sahip Zırh Delici Tandem (ikili patlayıcı) başlık taşır.
Kapalı Alan Ateşleme: İki aşamalı (hibrit) roket motoru mimarisi sayesinde, füze tüpten yumuşak bir çıkışla fırlatılır; esas motor tüpten ayrıldıktan sonra çalışır. Bu sayede bina içi veya kapalı alanlardan güvenle ateşlenebilir.
Güncel Gelişmeler ve Kullanım Alanları
Çok Yönlü Görev Kabiliyeti: Yalnızca tank ve zırhlı araçlara karşı değil; insansız kara araçlarına (İKA), hafif zırhlı araçlara ve entegre platformlara adapte edilebilmektedir.
Hava Hedeflerine Karşı Etkinlik: Son testlerde IIR arayıcı başlığının hassasiyeti sayesinde kamikaze İHA (Şahid-136 muadili) gibi alçak irtifa hava hedeflerini de vurarak operasyonel esnekliğini kanıtlamıştır.
İhracat Başarısı: Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesinin yanı sıra Malezya gibi ülkelerin de dikkatini çekmiş ve yurt dışı pazarında teslimat/tedarik süreçlerine konu olmuştur.
(1).jpg)
Tanklara karşı geliştirildi, gökyüzünde hedefi vurdu: KARAOK! Hava hedefi başarısı neyin habercisi? ‘Bu çok önemli bir adım’
Türk savunma sanayisinin geliştirdiği yerli ve milli sistemler, sahip oldukları kabiliyetlerle öne çıkmaya devam ediyor. ROKETSAN’ın KARAOK füzesi, gerçekleştirdiği son testte dikkat çeken bir başarıya imza attı. Başlangıçta farklı bir görev için geliştirilen KARAOK’un ortaya koyduğu sonuç, sistemin kullanım alanına ilişkin yeni bir kapıyı araladı. Peki KARAOK’un bu başarısı teknik açıdan ne ifade ediyor, hangi hedeflere karşı kullanılabilir ve gelecekte hava savunma konsepti içerisinde nasıl bir rol üstlenebilir?
Türk savunma sanayisinde geliştirilen sistemlerin farklı tehditlere karşı kullanılabilmesine yönelik çalışmalar yeni sonuçlar ortaya koyuyor. ROKETSAN tarafından geliştirilen, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından aktif olarak kullanılan KARAOK Portatif Tanksavar Füzesi, dikkat çeken bir performans sergiledi. İhracatına yönelik sözleşmeler de imzalanan portatif füze sistemi, Şahid-136 kamikaze İHA’ya benzer özelliklere sahip bir hava hedefini başarıyla vurdu.
Testi dikkat çekici hale getiren unsur ise imhanın gerçekleştirilme biçimi oldu. KARAOK, ‘hit-to-kill’ (kafa kafaya çarpışma) yöntemiyle hedefe doğrudan çarptı. Görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlığı ve ‘at-unut’ özelliği bulunan sistemin bu performansı, başlangıçta zırhlı kara hedeflerine yönelik tasarlanan füzenin farklı görevlerde değerlendirilebilmesinin önünü açabilecek bir kabiliyet de ortaya koydu.

Peki KARAOK’un bu başarısı teknik açıdan ne ifade ediyor, hangi hedeflere karşı kullanılabilir ve gelecekte hava savunma konsepti içerisinde nasıl bir rol üstlenebilir?
Konuyu Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş ve Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ ile mercek altına aldık.
'FÜZENİN SAHİP OLDUĞU GÜDÜM VE HEDEFLEME KABİLİYETİ ÇOK ÖNEMLİ'
Coşkun Başbuğ’a göre KARAOK’un hava hedefini başarıyla vurması, füzenin sahip olduğu teknolojik altyapının farklı tehditlere karşı da değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor. KARAOK’un başlangıçta tanksavar görevi için geliştirildiğini hatırlatan Başbuğ, füzenin sahip olduğu güdüm ve hedefleme kabiliyetlerinin hava hedeflerine karşı gerçekleştirilen testin temelini oluşturduğuna dikkat çekti:
“Bizim ürettiğimiz sistemlerde artık kara, hava ve deniz hedeflerine yönelik farklı kullanım alanları için Ar-Ge çalışmaları yürütülüyor. KARAOK da bunun örneklerinden biri. 125 mm çapında ve 16 kilogram ağırlığında olan, bir asker tarafından taşınabilen ve farklı platformlardan atılabilen bir tanksavar füzesi. Fakat üzerinde yapay zeka destekli kabiliyetler, gelişmiş güdüm sistemi, görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlık ve ‘at-unut’ özelliği bulunuyor. Dolayısıyla sistemin yalnızca bir kara hedefiyle sınırlı kalması gerekmiyor.”
“KARAOK, ALÇAK HAVA SAVUNMASINA ADAY BİR SİLAH HALİNE GELEBİLİR”
KARAOK’un daha önce hareketli ve sabit kara hedeflerine yönelik olarak geliştirildiğini belirten Coşkun Başbuğ, aynı teknolojinin hava hedeflerine karşı denenmesinin de bu nedenle önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Başbuğ, “Karada hareketli veya sabit bir hedefi tespit edip takip edebilen ve doğrudan hedefe yönelen bir füzenin, aynı kabiliyetlerinin hava hedeflerine karşı kullanılıp kullanılamayacağı test edildi. Burada da başarılı bir sonuç alındı ve hava hedefi tam isabetle vuruldu. Bu, sistemin mevcut kabiliyetlerinin farklı bir hedef setine uyarlanabileceğini göstermesi bakımından önemli” ifadelerini kullandı.
KARAOK’un özellikle alçak irtifadaki tehditlere karşı değerlendirilebileceğini belirten Başbuğ, füzenin İHA ve SİHA gibi hedeflere karşı kullanılmasının yeni bir seçenek oluşturabileceğini söyledi:
“Bana göre KARAOK, alçak hava savunması için aday bir silah haline geliyor. Yani mevcut hava savunma paketine yeni bir unsur eklenmiş oluyor. Özellikle İHA ve SİHA gibi tehditlere karşı kullanılabilmesi önemli. Bir sistemin hem kara hedeflerine karşı görev yapabilmesi hem de uygun şartlarda hava hedefini vurabilmesi, sahadaki birliklerin elindeki seçenekleri artırır. Bu nedenle yüzde 100 sonuç alınmış olması da ayrıca sevindirici bir gelişme.”
“ÇOK UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA SİSTEMİ OLARAK DÜŞÜNÜLMEMELİ”
Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş ise KARAOK’un hava hedeflerine karşı kullanılabilmesinin önemli bir gelişme olduğunu belirtirken, sistemin kullanım alanının doğru tanımlanması gerektiğine de dikkat çekti.
KARAOK’un yüksek irtifada veya uzak mesafelerde bulunan hedeflere karşı klasik hava savunma sistemlerinin yerini alacak bir çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Karakuş, asıl avantajın yakın mesafedeki tehditlere karşı ortaya çıkabileceğini ifade etti:
“Bunlar çok uzun menzilli sistemler değil. KARAOK 2,5 km menzile sahip. Dolayısıyla yüksek irtifadan veya uzak mesafeden gerçekleştirilen saldırılarda her hedefe karşı geçerli bir çözüm olması beklenemez. Ancak yakın hedefleri vurma açısından ortaya konulan bu kabiliyet çok kıymetli ve önemli bir adım. Bir füzenin hem kara hem de hava hedeflerine karşı kullanılabilecek şekilde değerlendirilmesi, vurulması mümkün olan hedeflere karşı birliklerin elindeki seçenekleri artırması bakımından artı bir değer oluşturuyor.”
KÜÇÜK BİRLİKLER İÇİN FARKLI BİR SEÇENEK
KARAOK’un hava hedeflerine karşı kullanılabilmesinin özellikle küçük birlikler ve özel görev unsurları açısından dikkat çekici sonuçlar doğurabileceğini belirten Erdoğan Karakuş, taşınabilir bir sistemin birden fazla hedef türüne karşı kullanılabilmesinin sahadaki esnekliği artırabileceğini söyledi.
Karakuş, “En azından küçük bir birlik halinde bir operasyon gerçekleştirecekseniz veya özel bir harekât yürütüyorsanız, birliğin havadan taarruza uğraması durumunda elinizde böyle bir kabiliyetin bulunması önemli. Çünkü aynı mühimmatı gerektiğinde tanka, gerektiğinde ise uygun özellikteki yakın bir hava hedefine karşı kullanabilmek ciddi bir esneklik sağlıyor. Bu açıdan KARAOK’un ortaya koyduğu sonuç, sadece bir test başarısı olarak değil, farklı görev ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir kabiliyetin ortaya çıkması açısından da değerlendirilebilir” dedi.
‘ARTIK SAVAŞLARIN KARAKTERİ DEĞİŞİYOR’
Modern savaşlarda kara birliklerinin karşı karşıya gelme biçiminin önemli ölçüde değiştiğine de dikkat çeken Erdoğan Karakuş, hava unsurlarının kara birliklerine yönelik tehditlerdeki rolünün arttığını belirtti:
“Bugün artık kara birliklerinin doğrudan karşı karşıya geldiği klasik savaş anlayışı giderek değişiyor. ABD’nin A-10 uçaklarını devreden çıkarma yönündeki yaklaşımı da bu dönüşüm açısından dikkat çekici. Ancak bu uçakların devreden çıkarılması, yakın hava tehdidinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. A-10 gibi platformlar özellikle kara harekâtını desteklemek amacıyla kullanılıyordu. Buna rağmen günümüzde kara unsurlarının havadan tespit edilmesi ve vurulması çok daha fazla önem kazanmış durumda.”




