Gündem
  • 1.10.2003 15:55

HAZRETİ MESUT ADALETİ!

Tanrı'ya bin şükür olsun bu günleri de gördük. Milliyet Gazetesi'nden öğreniyoruz ki en sonunda Mesut Yılmaz Türkbank özelleştirilmesi rezaleti konusunda mahkemeye ifade vermiş. Davanın görüldüğü yer olan İstanbul'da değil. Yazlığının bulunduğu Bodrum'da. Mahkeme onu İstanbul'da bekliyordu. Ama eski Anavatan Partisi Başkanı hem mahkemeyi hem de onu orada görmek ve birkaç soru sormak için can atan Korkmaz Yiğit'i hayal kırıklığına uğrattı. Gelmedi. Avukatı mahkemeye Yılmaz'ın Almanya'da olduğunu, Türkiye'ye döndüğünde de İstanbul'a uğramadan direkt Bodrum'a gideceğini söyledi. İfadesinin Bodrum'da alınmasını istedi. Mahkeme de bu isteği kabul etti. Oysa kabul etmemesi için çok güçlü nedenler vardı. Bir kere Yılmaz'in Almanya'dan direkt Bodrum'a gitmek istemesi mahkemeye ifade vermek üzere İstanbul'a gelmemesi için bir mazeret olamazdı. Bodrum'a tatile gidiyordu. Pekala İstanbul'a gelip ondan sonra Bodrum'a gidebilirdi. En ufak bir hukuk nosyonuna sahip herkesin bilebileceği gibi, Bodrum'da tatil yapmak mahkemeye gidip ifade vermemek için mazeret değildir. Bir başka neden, Bodrum'daki yargıç ve savcının Türkbank konusuna vakıf olmamasıdır. Bir de, yargı ağzı ile, esasa taalluk eden şu konu var: Yılmaz'ın mahkemeye ifade vermek üzere celbedilmesi davada sanık durumunda bulunan Kormaz Yiğit'in isteği üzerine oldu. Yiğit, Türkbank konusunda suçlu olduğunu iddia ettiği Yılmaz'la yüzleşmek istediği için bu talepte bulundu. Bu yüzleşmenin dava ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasına yardımcı olacağını umuyordu. Yılmaz'ın Bodrum'da ifade vermesi yüzleşmeyi ortadan kaldırarak Yılmaz'in mahkemeye celbedilmesinin amacını battal edecekti. Mahkemenin Yılmaz'a Bodrum randevusu vermesinden birkaç gün sonra İstanbul'a uğramadan direkt Bodrum'a gideceğini beyan eden eski Başbakan İstanbul'a geldi. Bunu İstanbul'da ünlü bir kişinin cenazesinde fotoğrafının çekilmiş olmasından anlıyoruz. Bu da Yılmaz'ın keyfi istediğinde pekala Almanya'dan Bodrum'a İstanbul üzerinden gelebileceğini kanıtlıyor, eğer böyle bir şey kanıt gerektiriyorsa. Yılmaz'ın ''gelemem'' dedikten sonra İstanbul'a gelmiş olması, avukatının veya avukatı aracılığıyla Yılmaz'ın mahkemeye gerçeğe aykırı beyanat verdiği anlamına gelmiyor mu? Milliyet Gazetesi'nden öğrendiğimize göre Yılmaz Bodrum'da ifade falan da vermemiş öyle uzun uzadıya. Çünkü -gene Milliyet'ten alıyorum- talimatta iddianame yokmuş ve sorulacak hususlar belirtilmemişmiş. Yani Yılmaz'ı Bodrum'da sorguya çeken adalet mekanizması temsilcilerinin ellerinde dava konusunun ne olduğunu öğrenmelerini sağlayacak doküman yokmuş. ''Şu soruları sorun'' da denmemiş İstanbul'daki mahkeme tarafından. Özetleyeyim: Yılmaz İstanbul'a gelemem dedikten sonra İstanbul'a geliyor. Bodrum'da ifade veririm dedikten sonra orada ifade vermiyor. Çünkü oradaki mahkemenin elinde Yılmaz'a soru sorabilmesi için gereken iddianame yok. Konunun ne olduğunu bilmiyor. Bu olay Türk milletini aptal yerine koymaktır. Adalet konseptine hakarettir. Bu konunda herkesin -Adalet Bakanı'nın, baroların ve üniversitelerin- susması ise bir rezalettir. Metin Münir Vatan Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:46

İLGİLİ HABERLER