Gündem
  • 12.10.2006 14:43

'İNKAR YASASI' KABUL EDİLDİ, ANKARA ŞİMDİ NE YAPACAK? İŞTE CEVAPLAR!..

Türkiye ve Fransa’da tüm uyarılara karşın Fransız Ulusal Meclisi’nin “Ermeni soykırımının inkarını cezalandıran yasa tasarısını onaylaması, Ankara’da tepki ile karşılandı.
      Tartışmalı yasa tasarısının Fransız Meclis tarafından onaylanmasının ardından Ankara’da yapılan değerlendirmelerde yasa tasarısının yasallaşması için Senato’da görüşülerek onaylanması, ondan sonra da Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından imzalanması gerektiğine de dikkat çekiliyor.
      Ankara’da Fransız Meclisi’nin kararına ilişkin değerlendirmelerde de tasarı ile ilgili olarak üç nokta üzerinde duruluyor. Ankara’da vurgu yapılan üç unsur özetle şöyle:
      -Fransız Meclisi’nin kararı etik açısından gayri ahlaki.
      -Fransa’daki ifade özgürlüğü hakkına ciddi bir darbe vurur.
      -Türkiye’nin tarihi gerçeklere ilişkin görüşlerini değiştirmeyecek.
      Bu arada, Ankara’nın bu aşamada Fransa’ya karşı bir takım “yaptırımö uygulanması beklenmiyor. Ankara’da önce tasarının yasallaşıp yasallaşmayacağı, yasallaşırsa da uygulanmasını görme eğilimi gözleniyor.
      Dışişleri Bakanlığı, Fransız meclisinde sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yasa teklifinin kabul edilmesiyle, Türkiye-Fransa ilişkilerinin ağır darbe aldığını bildirdi.
     
     AĞIR DARBE

      Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Uzun bir geçmişe dayanan ve asırlar boyunca özenle geliştirilen Türkiye-Fransa ilişkileri, izledikleri politikaların sonuçlarını görmekten uzak bir kısım Fransız siyasetçinin asılsız iddialara dayanan sorumsuz girişimleri sonucu, bugün ağır bir darbe almıştır" denildi.
      Açıklamada şunlar kaydedildi:
      "Tarafımızdan uzun bir süredir en üst düzeyde seferber edilen ve Fransa’da yerleşik vatandaşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz ve iş çevreleri ile ele ele sürdürülen tüm diplomatik ve parlamenter girişimlere karşın, Sosyalist Parti tarafından geçtiğimiz mayıs ayında Fransız Ulusal Meclisine sunularak sonuçsuz kalmasının ardından, bu kere 12 Ekim 2006 tarihinde tekrar gündeme taşınan asılsız Ermeni soykırımının inkarını ağır cezai yaptırıma bağlayan yasa tasarısının Meclis Genel Kurulunda kabulü derin esefle karşılanmıştır."
     
     HAYAL KIRIKLIĞI

      "Yasa tasarısının yasallaşmasının, senatoda da ele alınmasına bağlı olarak meclise geri gelmesinin ardından yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığına sunulmasını içeren uzun bir sürece tabi olmakla birlikte, Ulusal Meclis tarafından anılan yasal süreçte atılan bu ilk adımın Türkiye’de büyük hayal kırıklığı yarattığı" belirtilen açıklamada, "Tasarının bu yasal süreçte akim kalmasına yönelik tüm çaba ve girişimlerimiz her düzey ve kanaldan sürdürülecektir" denildi.
      Son günlerde Fransa’da yasa tasarısına karşı güçlü eleştirilerin dile getirilmesinin, Fransa’nın da bu yasa teklifini içine sindiremediğini, tasarı üzerinde kamuoyunda oydaşma sağlanamadığını ve bu talihsiz girişimin ciddi destek bulamadığını göstermekte olduğu, ancak bütün bunların olayın vahametini azaltmadığı vurgulanan açıklamada şöyle devam edildi:
      "İfade özgürlüğünü tüm diğer anayasal hakların üzerinde gören Fransız anayasal düzeni ile düşünce ve ifade özgürlüğünün demokratik toplumlarda hangi istisnai hallerde yasalarla sınırlandırılabileceğinin sınırlarını açıkça ortaya koyan Avrupa Sözleşmesinin ihlali anlamına gelen bu yasa tasarısı, çağdaş temel hak ve özgürlüklerin beşiği ve ’özgürlük, eşitlik ve kardeşlik’ kavramlarıyla hür dünyaya ilham kaynağı olmuş Fransız milletiyle bugüne kadar özdeşleştirilen değerlere ters düşmektedir."
     
     "İBRET VERİCİ ÇELİŞKİ"

      "Kendi tarihiyle hesaplaşmaya geldiğinde, yetkili ağızlardan, parlamentoların tarihi yeniden yazmak gibi bir görevlerinin bulunmadığını ve bu sorumluluğun tarihçilere ait olduğunu ikrar eden bir ülkenin parlamentosunun, başka devletlerin tarihi üzerine hükümde bulunması ve cezai yaptırım yetkisini kendisinde görmesi ibret verici bir çelişki teşkil etmektedir" ifadesi kullanılan açıklamada, Fransa’da böyle bir yasa tasarısının gündeme gelmesinin "bir çifte standardı" ortaya koyduğu da belirtilerek şunlar kaydedildi:
      "Temel hak ve özgürlüklerin daha da geliştirilmesi amacıyla son yıllarda gerçekleştirdiğimiz önemli reformlara karşın, ülkemize ifade özgürlüğü konusunda ilave adımlar atılması gerektiği yönünde telkinlerin yapıldığı bir dönemde Fransa’da böyle bir yasa tasarısının gündeme gelmesi de ayrı bir çifte standardı ortaya koymaktadır. Devletlerin inandırıcılığı, vaaz ettikleri değerlere öncelikle kendilerinin sahip çıkmalarından geçmektedir.
      Demokratik bir rejimle bağdaştırılamayacak şekilde düşünce ve ifade özgürlüğünü rehin alan bu yasa tasarısı, yüzyıllarca birlikte yaşadığımız Ermeni vatandaşlarımız dahil, Türk milletinde derin bir infial yaratmıştır.
      70 milyonluk Türk halkı asılsız iddialara istinaden düşünce ve ifade
      özgürlüğünün sınırlandırılmasını reddetmektedir. Bu yasa tasarısıyla Fransa, Türk halkı nezdinde sahip olduğu ayrıcalıklı konumunu ne yazık ki kaybetmektedir."
     
     DERVİŞ: BU ÇİFTE STANDART

      Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, sözde Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasa teklifinin Fransa Meclisinde kabul edilmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirirken, bunu çifte standart olarak niteledi.
      TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ziyaretinden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Derviş, "ifade özgürlüğüne sınır getiren bu teklif, son derece yanlış. Bir Türk ve Dünya vatandaşı olarak çok üzüldüm" diye konuştu.
      Yanlışa yanlışla cevap verilmemesi gerektiğini vurgulayan Derviş, sözlerini şöyle sürdürdü:
      "Büyüklük bizde kalsın. Dünyanın her yanında dostlarımız var. Olgunluk içinde yabancı konuklarımıza her zamanki misafirperverlik içinde karşılayacağımızı biliyorum. Yanlışa yanlışla cevap vermeyelim."
     
     TOBB BAŞKANI

      Türkiye Odalar ve Borsalar birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise teklifin Mecliste kabul edilmesinin nihai nokta olmadığını, akabinde Senatodan geçmesi ve Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmesi gerektiğini hatırlattı.
      Yaptıkları temaslarda, bunun Senatonun gündemine gelmeyeceğinin açıkça ifade edildiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, "yoksa Fransa aydınlıktan karanlığa yol açar, biz değil onlar kaybeder" diye konuştu.
      Gelinen nokta Fransız şirketleri ve mallarına dönük ne gibi yaptırımlar olabileceğine ilişkin soru üzerine Hisarcıklıoğlu, "nükleer santral, savunma ihalelerinde kamu kendi rolünü daha iyi oynasaydı, Fransa kendi geleceğine karar verirdi. (İş yapan) Fransız firmaları ki çoğu, kamu ve kamu ağırlıklı" ifadesini kullandı.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 02:30

İLGİLİ HABERLER