Gündem
  • 26.9.2003 12:05

İŞTE, BAŞBAKAN ERDOĞAN İLE YÖK ARASINDAKİ KAVGANIN ASIL NEDENİ...

ABBAS GÜÇLÜ/ MİLLİYET KAVGANIN ASIL NEDENİ? Hükümet ile YÖK ve rektörler fena halde kapıştı. Her iki taraf da birbirini ağır dille suçluyor. Sonuçta bu kayıkçı kavgasından hiçbir yarar elde edilemediği gibi yıpranan başbakanlık makamı ve üniversiteler oluyor. Başbakan, rektörleri adeta edepsizlikle suçluyor. Peki ya kendi konuşması, hazırladıkları taslak ve bugüne kadarki tutumları, edebe, bilimsel ahlaka, akademik teamüllere ne kadar uygun? Başbakan akıllılık edip Milli Eğitim Bakanı ile üniversiteler arasındaki kavgada taraf olmaktansa hakemliği tercih etmişti. Keşke bu konumunu devam ettirebilseydi. Ama tabandan gelen yoğun baskı ve üniversiteye giriş sistemini değiştirmek için gerekli zamanın daralması aklı, mantığı, oturduğu koltuğun ağırlığını bir kenara itip Kasımpaşalı ağzı ile konuşmasına neden oldu. Bazı rektörlerin yaptığı konuşmaların elbette savunulur tarafı yok. Ama birinin abartılı bir konuşmasını alıp tüm rektörleri suçlamak ne kadar doğru? AKP iktidar ile üniversiteler arasında sağduyulu diyalog gerçekleştirecek bir isim, maalesef hala bulanamadı. Ne Erkan Mumcu ne de Hüseyin Çelik, bu boşluğu dolduramadı. Kolaylıkla çözülebilecek bir sorun, adeta ülke meselesi haline getirildi. Gürüz'ün istediği de zaten buydu. AKP'li Milli Eğitim bakanları, ortaya öylesine beceriksizce hazırlanmış yasa tasarıları koydular ki, bugüne kadar YÖK'ü zehir zemberek eleştirenler bile savunmak zorunda kaldı. Beterin de beteri geliyor izlenimi yaratanlar, rektörler değil beceriksiz bakanlardır. Başbakan, YÖK'ü, üniversiteleri, rektörleri elbette sorgulasın. Ama kendi arkadaşlarının beceriksizliklerini de göz ardı etmesin. Yoksa bundan en büyük zararı kendisi ve partisi görür. Başbakan'ın bu kadar sinirlenmesine neden olan asıl gerekçe; bu, ne rektörlerin yaptığı konuşmalar ne de Cumhurbaşkanı Sezer'in uyarılarıdır. Onu böylesine çılgına çeviren; üniversite başvurularının yakında başlayacak olmasıdır. Başbakan, hatırlanacağı gibi sınav sistemini değiştireceğini her vesile ile ilan etti. Seçimden önce de seçimden sonra. En son da İcraatın İçinden programında. Ama hala karınca boyu yol kat edebilmiş değiller. Edeceğe de benzemiyorlar. Yani yerel seçimlerde seçmenin karşısında verdiği en önemli sözü yerine getiremeyen başbakan sıfatı ile çıkacak olması ihtimali bile onu çileden çıkartmaya yetiyor. Anayasa'ya göre, üniversitelere nasıl öğrenci alınacağına YÖK karar veriyor. Dolayısı ile Anayasa ve YÖK kanunu, bir ay içerisinde değişmediği takdirde Başbakan'ın sözünü yerine getirme olasılığı yok. ÖSS başvuru kılavuzları ekim sonunda basılır, kasımın ilk haftasında da üniversite başvuruları başlar. Başvurular başladıktan sonra ise hukuki açıdan kuralların değişmesi mümkün değil. Çünkü ÖSYM ile aday arasında bir sözleşme imzalanmış ve geriye dönüşü mümkün değildir. Aynı süreç, Ecevit'in başbakanlığı döneminde de yaşanmıştı. Ecevit de sınav sisteminin değiştirilmesi konusunda öğrencilere söz vermiş ama bu yasal engele takılmıştı. Sanki şimdi tarih yeniden tekerrür ediyor. Bunun tek sorumlusu da beceriksizce taslaklar hazırlayıp zaman kaybeden Milli Eğitim bakanlarından başkası değildir. Şimdi sadece imam hatipli öğrenciler değil, diğer tüm meslek lisesi mezunları isyanda. Bakanlar olmayacak işler peşinde koşup boşuna zaman kaybedeceklerine öncelikle sınav sistemini değiştirselerdi, bir yılımız daha kaybolmazdı diyorlar. Ecevit, beceriksiz Milli Eğitim bakanında ısrar etmenin faturasını çok ağır ödedi. Sonunda hata yaptığını kendisi de açıkladı. Erdoğan'ın önceki süreçlerden hiç ders almamışçasını aynı hataları yapması, gerçekten şaşkınlık verici. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:44

İLGİLİ HABERLER