İşte PKK'nın elinden alınan gaz sahası
Deyrizor’daki Petrol ve Gaz Sahalarının Devlete Dönüşü, Kaynak İstismarına Son Verdi…
Suriye Arap Ordusu’nun Deyrizor’da petrol ve doğal gaz sahalarının kontrolünü yeniden sağlaması, yalnızca sahadaki askeri dengeler açısından değil, devletin doğal kaynaklar üzerindeki egemenlik hakkının yeniden tesisi bakımından da belirleyici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Yıllar boyunca yasa dışı üretim, kaçakçılık ve kayıt dışı gelirlerle beslenen paralel yapıların merkezinde yer alan bu sahaların, kademeli biçimde devlet kurumlarına devredilmesiyle birlikte, enerji kaynakları yeniden hukuki ve kurumsal çerçeveye alındı.
Enerji Altyapısı Yeniden Ulusal Çerçevede
Resmi Suriye verileri ve uluslararası açık kaynak raporlarına göre, geri alınan alanlar arasında ülkenin en büyük petrol sahası olan El-Ömer, doğudaki ikinci büyük saha El-Tenk ve ülkenin en önemli doğal gaz işleme tesisi Koniko bulunuyor.
Bunlara ek olarak Cafra, El-Azbe, Tiyana, Ceydu, El-Malih ve El-Ezrak gibi orta ve küçük ölçekli sahalar da yeniden devlet denetimine geçti.
Bu bütünleşik yapı, 2011 öncesinde Suriye’nin doğusundaki enerji üretiminin omurgasını oluşturuyor ve ülkenin toplam petrol ile gaz üretimine kayda değer katkı sağlıyordu.
Uluslararası raporlar, söz konusu sahaların devlet kontrolü dışında kaldığı dönemde ilkel üretim yöntemleri, organize kaçakçılık ve ciddi çevresel tahribat yaşandığını ortaya koyuyor. Özellikle yerleşim alanlarına yakın bölgelerde toprak ve yeraltı sularının zarar gördüğü, bunun da doğrudan sivilleri etkilediği belirtiliyor.
Gaz ve Elektrik Güvenliği Açısından Kritik Adım
Doğal gaz tarafında Koniko tesisleri, elektrik üretimini besleyen ana altyapılardan biri olarak öne çıkıyor. Enerji uzmanlarına göre, bu tesislerin uzun süre gayrimeşru yönetimler altında kalması, ülke genelinde elektrik üretiminde istikrarsızlığa yol açtı.
Tesislerin yeniden devlete devri, enerji güvenliğinin güçlendirilmesi ve elektrik üretim kapasitesinin kademeli olarak artırılması açısından kilit bir eşik olarak görülüyor.
Uluslararası Hukuk ve Egemenlik Vurgusu
Söz konusu bölgelerin SDG örgütü kontrolünde olduğu döneme ilişkin olarak, uluslararası insan hakları kuruluşları ve bağımsız inceleme raporları; doğal kaynaklara el konulması ve bu kaynakların yasal çerçeve dışında pazarlanması gibi uygulamaları belgeledi. Bu tür faaliyetler, Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukukta yer alan “devletlerin doğal kaynaklar üzerindeki daimi egemenliği” ilkesine açık aykırılık teşkil ediyor.
Ekonomik çevrelere göre, sahaların yeniden devlet denetimine geçmesiyle birlikte üretimin resmi ekonomik döngüye dahil edilmesi, teknik ve mali denetimin sağlanması ve ulusal uzmanlık temelinde rehabilitasyon programlarının başlatılması mümkün hâle geldi. Gelirlerin ise başta enerji ve elektrik olmak üzere ulaştırma ve sanayi gibi temel kamu sektörlerine yönlendirilmesi öngörülüyor.
Sonuç olarak, Deyrizor’daki petrol ve gaz sahalarının devlete dönüşü, tekil bir askeri kazanımın ötesinde; uluslararası hukukta tanınan egemenlik haklarının fiilen uygulanması, kaynak istismarına dayalı dönemin kapatılması ve ulusal servetin yeniden kamu yararı doğrultusunda yönetilmesi anlamına geliyor. Bu gelişme, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve ekonomik egemenliğinin güçlendirilmesi yönünde atılmış yapısal bir adım olarak değerlendiriliyor.
Güncellenme Tarihi : 18.1.2026 18:58



