ŞEVKET ATALAY
KAYSERİ - İnsanlarda saplantı haline gelen kumar, alışveriş, televizyon ve yeme alışkanlıklarının biyolojik anlamda bağımlılık kapsamına alındığını belirten uzmanlar, kumar oyunlarını da kalıtsal yönü açık olmayan davranışsal bağımlılık olarak nitelendiriyor.
Bilim Teknik Dergisinin web sitesinde (http://www.biltek.tubitak.gov.tr) yayınlanan haberde ''Kumar oyunlarına düşkünlüğün genetik bir yönü var mı?'' sorusuna yanıt veriliyor. Haberde saplantı haline getirilmiş kumar, alışveriş, televizyon ve yeme gibi davranışların artık biyolojik anlamda bağımlılık kapmasına alındığı görüşüne yer verilirken, bu bağımlılığın alkol, sigara ve uyuşturucu bağımlılığına benzer olduğu kaydediliyor. Haberde, ''Ancak madde bağımlılığında olduğu gibi, bir davranışın bağımlılık yapıcı olarak nitelendirilmesi de, genel kabul görmüş bazı ölçütlere uygunluğuna bağlı. Nedeni bu iki grup bağımlılığın, madde bağımlılığı ve davranışsal bağımlılık paylaştığı bazı ortak sinirsel/biyokimyasal mekanizmaların varlığı. Örneğin iki grup da, beynin 'ödül mekanizması' olarak adlandırılan ve normalde yeme, içme gibi eylemleri yerine getirdiğimizde etkinleşerek, bize çabamızın ödülü olarak haz duygusu veren mekanizmayı gasp ediyor. Söz konusu olan ister madde bağımlılığı, ister davranışsal bağımlılık olsun, bazı insanları bağımlılığa karşı bağışık, diğerlerini de yatkın kılan etkenler var. Madde bağımlılığında kalıtımın rolü olduğu, yeni bir bilgi değil. Ancak bu, sözgelimi anne babası ya da ailesinde alkolizm olan bir bireyin alkolik olacağı anlamına gelmediği gibi, ailesinde alkolizm görülmeyen birinin de alkolik olmayacağı anlamına gelmiyor'' deniliyor.
Bir özelliğin genetik olmasının mutlaka o özelliğin doğrudan kendisini tanımlayan bir gen olması anlamına gelmediğine dikkat çekilen haberde, bu bilgilerin kumar bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılık türlerine de uygulanabileceği dile getirilerek şu görüşler ifade ediliyor:
''Bu tür bir davranışsal özellik (madde bağımlılığında olduğu gibi) de çevre, aile, yetişme tarzı, kalıtım vb. etkenleri kapsayan ve genellikle bunların herhangi birinin diğerleri içinden ayıklanıp da 'suçlu' olarak gösterilemediği bir etkileşimler bütününden kaynaklanıyor olabilir. Davranışsal bağımlılık-kalıtım araştırmaları, madde bağımlılığına kıyasla yeni. İşi daha güç hale getiren de, bu tür davranışsal bozuklukların, başka bir psikolojik bozukluğun yan unsuru olarak ortaya çıkabiliyor olmaları. Sözgelimi depresyonun bir sonucu olarak ortaya çıkmış alışveriş saplantısında (bağımlılığında), kalıtsal yatkınlığa konu olacak özellik, bağımlılığın kendisi kadar altta yatan depresyon da olabilir.''
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:54