Medya
  • 12.6.2022 16:38

M.Kemal'e Atatürk ismini veren Ermeni

M. KEMAL’E ATATÜRK ADINI VEREN ERMENİ
İngilizlerin kontrolündeki Masonlar, Osmanlıyı içeriden çökertti.
Bunu yaparken de Sabetaylardan tam destek aldı.
Yahudiler tarafından dışlanan Sabetaylar, Masonlar ile adeta ikiz kardeş gibi oldu.
Sabetaylar ile Masonları birleştiren çimento ise laiklikti.

Sabetayların itirafçısı olan Ilgaz Zorlu, “Sabetayların dini laikliktir” dedi.
Günümüzde;  ister siyasetçi, ister gazeteci isterse de sanatçı kim, “Laiklik, laiklik” diye tutturuyorsa o kişide Masonluk veya Sabetaylık izi vardır.
Hiç tanımadığınız kimseleri bu iz sayesinde çok kolay keşfedebilirsiniz.
Dönelim meselemize…
Canlarını kurtarıp topraklarımızda yurt verdiğimiz bu Yahudiler, bu millete en büyük ihaneti yaptı.
Hem Osmanlı’yı sırtından vurdu, hem de kendilerini misafir eden Türk milletinin dinini yıkmaya kalktı.

Mason ve Sabetay ittifakına daha sonra Ermeniler de katıldı.
Bu ittifakın ilk hedefi, iktidarda bulunduğu 33 sene boyunca bir karış toprağımızı vermeyen Abdülhamid Han’ı tahttan indirmekti.

Her yerde karışıklıklar çıkarıp halkı isyana teşvik ettiler.
İsyan için en uygun şehirlerden birisi Selanik idi.
1909’da Selânik Hürriyet Meydanı’nda bir miting yapılarak halkı padişaha karşı kışkırttılar.
Mitinge katılan biraz Türk, Rum, Sırp, Arnavut, Bulgar, Makedon, Ermeni ve Yahudilerden oluşan 20-30.000 kişilik bir kalabalık, “Silâh başına arş İstanbul’a!” sloganı attı.
31 Mart Vakasını bastırma bahanesiyle iki taburu Yahudilerden geri kalanı Rum, Ermeni, Sırp, Bulgar, Arnavutlardan ve Makedonlardan oluşan Hareket Ordusu,  Selanik’ten trenle İstanbul’a gelip Sarayı kuşattı.
İç ve dış ihanet ile Sultan II. Abdülhamit Han tahttan indirildi.
Ne kadar acı değil mi?
Din ve Türk düşmanı gayrimüslimler bir olup İstanbul’a kadar geliyor, Ulu Sultan’ı tahttan indiriyor.
Ahali de maç seyreder gibi bu alçaklığı izliyor.
Dün ve bugün başımıza gelenler sebepsiz yere gelmiyor yani.
Abdülhamid Han’ı tahttan eden bu çete, daha sonra gözünü Osmanlı’ya dikti.
Sonuç itibarıyla Osmanlı yıkıldı ve yeni bir Cumhuriyet kuruldu.
Cumhuriyet ile birlikte de Cumhuriyet Halk Fırkası, yani Cumhuriyet Halk Partisi kuruldu.
Türk milletinin kâbusu, CHP’nin kurulmasıyla başladı.
CHP’nin kuruluş amacı dini yıkmaktı.
Partinin; plan, program ve tüzüğü buna ayarlanmıştı.

İlk iş olarak hilafeti kaldırdı. Ardından din işleri bakanlığı iptal edildi. Sonra dini mahkemeler kaldırılıp fes ve sarık giymek yasaklandı. Fötr şapka giyme mecburiyeti getirildi.
10 Nisan 1928’de İsmet İnönü ve 264 CHP milletvekilinin oyu ile Anayasa'da yer alan, "Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini İslam'dır." cümlesi kaldırıldı.
Kısaca Türkiye Cumhuriyeti dinsiz yapıldı.
Devlet dinsiz yapılınca bu kez halkı dinsiz yapmak üzere yeni yasaklar ve yasalar getirildi.
1 Kasım 1928’de Osmanlıca ve Arapça yasaklandı. Latin harflerine geçildi.
Koca millet bir gecede zırcahil edildi. Devletin arşivi ve kitapları hükümsüz oldu.
1934 yılındaki çıkan soyadı kanununun altında da İsmet İnönü ve CHP milletvekillerinin imzası vardı.
İşte o günlerde gazeteci yazar Refik Ahmet Sevengil denilen dinsiz, Uyanış dergisinde şöyle yazdı;
 - Padişah ile beraber Allah’ı da hal’ettik. Sultanı da Allah’ı da tahttan indirdik (HAŞA)
Bakalım seni toprağın altında nasıl hallediyorlardır…
Bu kâfir bu sözlerinden sonra bırakın tepki görmeyi, CHP yönetimi tarafından iltifata uğradı.

Önce İstanbul Şehir Meclisi üyesi ardından ise CHP Tokat milletvekili yapıldı.
CHP’de kim İslam’a hakaret ediyorsa hızla yükseliyor, hayal bile edemeyeceği noktalara geliyordu.
Hal böyle olunca CHP’liler sürekli olarak dine saldırıyor, İslam’ın kutsallarını hedef alıyordu.
Bunlardan bazıları şöyle idi.

CHP’nin Başbakanı Saraçoğlu: "Din zehirdir. Dini içimizden tamamen yok etmek için bize 30 sene lazım."
CHP’li adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt: "İslâm 14 asırlık sakat bir inançtır. İslâmiyet ilerlemeye engeldir. Bu dinle yürünmez, mahvoluruz. “
Eski Başbakanlardan Recep Peker: "Biz İttihadı Muhammedi’nin bu memleketteki hayat yıkıcı tesirlerini görmüş insanlar değil miyiz? Komünizm denen bir zehirden bünyeyi korumak için şeriat hayatının ikamesi ihtimalini tedbir diye düşünmek, bir öldürücü zehrin onun kadar öldürücü olan başka bir zehirle tedavi edileceğini zannetmekten ibarettir."
CHP milletvekili Falih Rıfkı Atay: "İslamiyet denince aklıma çorap kokusu gelir."
Kemalizm dini kitabını yazan Mehmet Şeref Aykut, "Yakılan ve ebediyen çöken Arap-Acem dini tahakkümdü. Ayet ve Hadis saymakta mana yoktur. İslam dini çökmüştür."
O yıllardaki CHP’nin önemli isimlerinin büyük bir kısmı dinsizdi.

Üstad Necip Fazıl: "CHP bir parti değil, Türke dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir." sözünü boş yere söylemedi.
CHP’nin; dini yıkma ve Türk’e özünü kaybettirme savaşının bir nedeni vardı.
Cumhuriyeti kuranlar;  Osmanlı’nın yıkılışı sırasında Mason-Sabetay ittifakından yardım ve destek almıştı.

Tabi her yardım ve desteğin bir faturası olur.
Hele hele bir Yahudi, babasına bile karşılıksız günahını bile vermez.
Bu desteğin karşılığı olarak devletin ve CHP’nin önemli noktalarına masonlar ve Sabetaylar geldi.
Onların talebiyle; 1924 yılında Yunanistan ile yapılan mübadele ile bu ülkeden gelen 500 bin Türk’ün arasına 30 bin civarındaki Selanikli Sabetay da gizlenerek Türkiye’ye getirildi…
Getirilen Sabetayların gençleri bürokrat yapıldı. Diğerlerine de Türkiye’nin en güzel yerleri olan İzmir’den İstanbul ve Trakya’ya kadar sahil şeridi verildi.
CHP milletvekilleri arasında çok sayıda Mason ve Sabetay vardı.

Bunlar kısa süre içerisinde köşe başlarını tuttular.
Nereye el atsanız karşınıza bunlar çıkıyordu.
Sadece devlet ve bürokrasi değil; medya, sanat, sinema ve eğitimi de ele geçirdiler.
Sabetay iken camiasını deşifre eden Ilgaz Zorlu, Sabetayların Türkiye’nin köşe başlarını nasıl ele geçirdiğini şöyle anlattı;
- "O dönemde önce basın ellerine geçti. Vatan Gazetesi Ahmet Emin Yalman’ın elindeydi. Yalman Yakubi’dir. Tan gazetesi Serteller’e aitti. Serteller Sabetaycıdır ve Kapancı koluna mensuptur. Ahmet Emin Yalman’ın yanında yetişen Abdi İpekçi’yi görüyoruz. İpekçi ailesi Sabetaydır. Daha sonra Hürriyet grubunu yönetti. Yakın zamana kadar Sabah Gazetesi, Akşam Gazetesi Sabetaycı idi…"
Cumhuriyet Gazetesi’nin sahibi  Yunus Nadi aynı zamanda bir Mason ve Karaim Yahudi’sidir. 
Cumhuriyet Gazetesi’nin esas yükselişi Millî Şef İnönü döneminde iki Yahudi şirketten aldığı destek sayesinde olmuştur.
Basın Sabetaycıların Türkiye’de etkinlik kazanmasında çok etkili oldu.
Siyaset ve medya desteğiyle Sabetaylar devletin kılcal damarlarına kadar girdi.
Durumu şöyle anlayın…
2015 FETÖ darbesinden hemen önce FETÖ’cüler nasıl devletin bütün birimlerini ele geçirmişse, o tarihte de Mason-Sabetay ekibi devleti ele geçirmişti.
Dini de, Türklüğü de ve devleti de bunlar şekillendiriyordu.

Düşünün ki; CHP’nin akıl, Kemalizm’in fikir babası olan Tekin Alp Yahudi idi.
Moiz Kohen adındaki bu Sabetay, Türkçülüğün el kitabını yazdı.
Sabetayların, Türkiye Cumhuriyeti’nin kritik noktalarına yerleşmesi, yabancıların da dikkatini çekti.
Özellikle Yahudiler bundan büyük sevinç duyup, hadsiz sözler söylemeye başladı.
İsrail devletinin ilk Cumhurbaşkanı Chaim Weizman, “Biz Yahudiler 20. Yüzyılda Orta Doğu’da yıkılmaz denen devleti yıkarak (Osmanlı) 2 tane devlet kurduk. Onlara öyle güzel sistem inşa ettik ki, Türkler bize Filistin’i vermeyen Abdülhamit’e en az 200 sene daha söverler!”
İsrail Cumhurbaşkanı Weizman, Abdülhamid Han’a söven Meral Akşener’i daha o günden bilmiş…
ABD eski Dışişleri Bakanlarından Yahudi asıllı Henry Kissinger tarafından da benzeri sözlerin telaffuz edildiği bazı kaynaklarda yer almaktadır.

İsrail’in ikinci Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi idi.
Osmanlı İmparatorluğu devrinde Galatasaray Lisesi'nde öğrenim gördü. Fanatik bir Siyonist idi.
Yitzhak Ben-Zvi denilen bu küstah, “Ben dünyada kurulan ilk Yahudi devletinin değil, ikinci Yahudi devletinin ikinci Cumhurbaşkanıyım. İlki Türkiye’dir” demişti.
Türkiye’deki Sabetay kadrolaşması üzerine Yahudi araştırmacı Prof. Uriel Heyd, “Yahudiler 20. Asrın ilk yarısında iki tane devlet kurdular, bunlar Türkiye ve İsrail’dir” deme cüretini gösterdi.
İşin ilginç yanı o tarihte yapılan bu açıklamaların hiç birisine ne tepki gösterildi ne de bir karşılık verildi.
Eski bakanlardan Süleyman Arif Emre de yazdığı Siyasette 35 Yıl isimli kitabında şöyle diyor;
-Uluslararası bir toplantıda bir sözcü, “Dünyada şu 4 ülkeyi Yahudiler doğrudan yönetmektedir; ABD, Fransa, Türkiye ve İsrail” dedi, salondaki Türk diplomatların hiç biri buna itiraz etmedi.
O yıllarda dikkat çeken bir isim de Hagop Martayan idi. Martayan, Türk Dil Kurumu'nun ilk genel sekreteriydi.
Türkiye’nin Türkçesi bu Ermeni vatandaşımıza emanet edildi.
1934'te kabul edilen Soyadı Kanunu'na dek kullandığı Martanyan soyadının yerine, Türkçenin geliştirilmesi için olan katkılarından dolayı Atatürk'ün önerdiği "Dilâçar" soyadını kullandı.
Kökenlerine o derece bağlıydı, soyadını değiştirmesine rağmen aslını ve adını asla değiştirmedi.
Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını öneren de Ermeni Hagop Martayan’dı. Bilinen adıyla Agop Dilâçar’dı..
Agop Dilâçar, Türk Dil Kurumu'ndaki görevini ve dil çalışmalarını 1979'daki ölümüne kadar sürdürdü.
Agop; Gömültük (mezarlık), Kokusavar (Deodorant)  gök avrat (hostes), saklam (emanet), örteç (maske) yontu, kakınç gibi uydurukça kelimelerin de mucididir.
Agop, yaklaşık 50 yıllık görevi boyunca 40’a yakın Ermenice kelimeyi dilimize soktu.
Bunların büyük bir kısmı kullanılmazken aralarında; avanak, godoş, kaban, madımak, mor, moruk, mucur, pezevenk, tırtıl ve zangoç günlük yaşamda kullanılıyor.

Sizin de dikkat ettiğiniz gibi dilimize giren Ermenice kelimelerin büyük kısmı, küfür ve argo kelimeler.
Agop Dilâçar’ın Türkçe ’ye bunları neden soktuğu ise bir sır.
Sonuç itibarıyla demem şu ki;
Dinimizi dinsize, Türklüğümüzü Yahudi’ye, devletimizi Masona, dilimizi Ermeni’ye, medyamızı Sabetaya ve direksiyonu İngiliz’e teslim etmişiz.
Bu ekibin kıyım ve yıkımından bugünlere sağ salim çıkmak, Allahü teala’nın bize büyük bir ihsanıdır.
Yüce Allah Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’a; “Ümmetini küffara karşı daima galip ederim” vaadini yerine gelmiş, din düşmanları yıkılıp giderken dini ayakta tutmuştur.
Bugünkü hal bu haldir.
Ya Rabbi!
Ümmet-i Muhammed’i muhafaza, Din ve millet Düşmanlarını kahreyle.
METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER