Türk askeri Ukrayna'ya gidecek mi? Hakan Fidan Alman basınına konuştu
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman basınına verdiği röportajda Avrupa’nın güvenlik açmazını ve Ukrayna savaşının bölgeye yansıyan etkilerini açıkça ortaya koydu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya ziyareti kapsamında Alman gazetesi Welt am Sonntag’a konuşarak Avrupa’nın güvenlik düzeni, Ukrayna savaşı, NATO, Rusya ve Türkiye–Avrupa ilişkileri hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
"HER ÜLKENİN ULUSAL GÜVENLİĞİNİ KORUMA HAKKI VARDIR"
Söyleşide Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın, Rusya ve Çin’in 2027’ye kadar ABD ve NATO ile çatışma arayışına girebileceği uyarısı ve Alman istihbaratının Rusya’nın 2029’da NATO’ya saldırabileceği yönündeki değerlendirmeleri Fidan’a soruldu.
Fidan, şu ifadeyi kullandı:
"Her ülkenin ulusal güvenliğini koruma hakkı ve yükümlülüğü vardır. Bu nedenle tartışılan barış anlaşması çok önemli. Sadece Ukrayna’daki savaşı bitirmek için değil, bütün Avrupa için kalıcı istikrar sağlamak için."
Fidan, yapılacak anlaşmanın Avrupa açısından "tarihi bir fırsat" olduğunu söyledi.
"HİÇBİR TARAF SALDIRMAYACAĞINA AÇIK TAAHHÜT VERMELİDİR"
Uzun vadeli barışa ilişkin kriterler için Fidan şu değerlendirmeyi yaptı:
"Böyle bir anlaşma, hiçbir tarafın hiçbir nedenle diğer tarafa saldırmayacağına dair açık taahhütler içermelidir. Bu sağlanırsa bölgede 50, 60, 70 yıl barış sağlanabilir. Belki daha da fazla."
TÜRK ASKERİ UKRAYNA’YA MI GİRECEK?
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Fransa, İngiltere veya Türkiye’den askerlerin Ukrayna’ya “koruma gücü” olarak gönderilebileceğine yönelik çıkışı üzerine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a bu konu doğrudan soruldu.
Macron’un önerdiği modelin NATO askerleriyle karıştırılmaması gerektiğini belirterek Fidan şu açıklamayı yaptı:
“NATO birlikleri, NATO'ya ait olmayan uluslararası gözlemci birliklerinden farklıdır. Halihazırda tartışılan en önemli unsur, 5. maddeye benzer şekilde ABD'nin Ukrayna'ya vereceği güvenlik garantisidir. Bunun haricinde, Ukrayna ordusunun kapasitesi gibi başka unsurlar da var.”
Fidan, Avrupa ülkelerinin “asker gönderme kararının egemen bir ülke tarafından verilmesi gerektiği” yönündeki tutumunu hatırlatarak, Rusya’nın bunu kendi güvenlik sınırının parçası olarak gördüğünü ifade etti.
Bu sözlerle Fidan, Türkiye’nin Ukrayna’ya asker göndermesi yönünde herhangi bir adımın masada olmadığını, tartışılan konunun da “koruma gücü” değil, ABD’nin güvenlik garantileri olduğunu ortaya koymuş oldu.
"BARIŞ ANLAŞMASI GÜVENLİK ÖNLEMLERİNDEN VAZGEÇMEK DEĞİLDİR"
Avrupa’nın Moskova’ya güvenmediği yönündeki soruya Fidan şu cevabı verdi:
"Barış anlaşması, güvenlik önlemlerinden vazgeçmek anlamına gelmez. Ne Avrupalılar ne Ruslar bunu yapacak. NATO da yapacak. Herkes farklı senaryolara hazırlıklı olmaya devam edecek."

RUSYA’NIN HİBRİT SALDIRILARI SORULDU: TÜRKİYE BENZER DENEYİMLER YAŞADI
Rusya’nın Avrupa’ya yönelik hibrit saldırıları hatırlatıldığında Fidan şu ifadeleri kullandı:
"Suriye ve Libya gibi birçok çatışmada Rusya ile doğrudan karşı karşıya geldik. Avrupa ülkeleriyle benzer deneyimler yaşıyoruz. Fark şu: Biz Rusya ile diyaloğu hiçbir zaman kesmedik. Çıkarlarımız zarar gördüğünde tepki gösteriyoruz. Komşularımızla sürekli çatışma halinde olmayı göze alamayız. Türkiye tüm komşu ülkelerle dostane ilişkiler istiyor."

"TÜRKİYE, AVRUPA’NIN GÜVENLİK YAPILANMASINDA ROL ALMAK İSTİYOR"
Avrupa’nın güvenlik politikasının yeniden şekillenmesine dair Fidan üç başlık sıraladı:
“Birincisi Avrupa güvenlik yapısı. Bu NATO yapılarına dayanmaktadır ve Avrupa devletleri bunu böyle korumak istemektedir. İkincisi savunma sanayii. Ukrayna savaşı bu sanayinin zayıf yönlerini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesi için çok büyük bir bütçe konuşuyoruz. Türkiye bu süreçlere katılmaya çalışıyor. Üçüncüsü ise Amerikalıların Avrupa’nın güvenliğine ilişkin angajmanının geleceğiyle ilgili senaryolar hakkında informel tartışmalar var.”
ABD'NİN ROLÜ SORULDU: "KONUŞMAK İSTEMİYORLAR"
ABD’nin acil bir durumda Avrupa savunmasındaki pozisyonuna ilişkin Fidan şöyle konuştu:
"Siyasi karar alıcılar, kendi kendini gerçekleştiren kehanetlere yol açmamak için bu konuyu konuşmaktan kaçınıyor. ABD kendi dış politikası, güvenlik, ticaret ve teknoloji politikaları hakkında temel sorular soruyor. Uzun süre istikrarlı olduğu düşünülen dönem sona erdi."
ALMANYA–TÜRKİYE İLİŞKİLERİ: "YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI"
Almanya Şansölyesi Merz ve Bakan Wadephul’un Ankara ziyaretini değerlendiren Fidan:
“Uzun süre dışişleri bakanı ve başbakan farklı partilerden geliyordu, bu dış politikayı zorlaştırıyordu. Şimdi aynı partiden geliyorlar ve uluslararası toplumda görüştüğüm herkes bundan memnun. Almanya yeni güvenlik ortamında daha fazla sorumluluk üstlenecek.”
SURİYE’YE DÖNÜŞ: "500 BİN KİŞİ TÜRKİYE’DEN GERİ DÖNDÜ"
Fidan, Suriye’deki son duruma ilişkin şu açıklamaları yaptı:
"Suriye ekonomik krizden ve geçmişin yaralarından yavaş yavaş kurtuluyor. Yaklaşık 500.000 kişi Türkiye’den Suriye’ye geri döndü. Bir iki yıl içinde durum daha da iyileşirse bu sayı artacak, çünkü orası onların vatanı."
Fidan, Türkiye, Almanya, Avrupa ülkeleri ve ABD’nin Suriye’nin kronik sorunlarının çözümü için aynı yönde çaba gösterdiğini belirterek, "Bu süreç için en büyük risk İsrail'dir" dedi.
İSRAİL’E MESAJ: “GÜVENLİK ENDİŞELERİNİZİ İLETİN, AMA BOMBALAMAYA BAŞLARSANIZ…”
İsrail’in Suriye konusunda dile getirdiği güvenlik kaygıları sorulduğunda Fidan şu ifadeleri kullandı:
"Onlara güvenlik endişelerini ilgili taraflara iletmelerini söylüyoruz ki konu ele alınabilsin. Ancak tüm bu tehditlere bombalarla karşılık vermeye başlarsanız, yanlış bir mesaj vermiş olursunuz."
Güncellenme Tarihi : 30.11.2025 15:12