Britanya'nın dış politika reflekslerinde kökten bir kırılmayı gözler önüne seren son İngiliz Sosyal Tutumlar (BSA) araştırması, "özel ilişki" mitinin aldığı yarayı gözler önüne seriyor. Veriler, İngiliz kamuoyunda Washington'a duyulan güvenin tarihin en dip seviyelerinden birine gerilediğini ve ulusal güvenlik algısının tamamen dönüştüğünü net bir şekilde gösteriyor.
🚨 Çarpıcı Rakamlarla Tehdit Algısındaki Deprem
ABD Tehdidi Üçe Katlandı: İngilizlerin %74'ü ABD'yi dünya barışı için ciddi bir tehdit olarak görüyor (2024'te bu oran sadece %36 idi). Bu oran, neredeyse İsrail (%78) ve İran (%75) ile aynı seviyeye gelmiş durumda.
Rusya Faktörü: Rusya'yı ciddi bir tehdit olarak görenlerin oranı %89'a ulaştı.
Trump Dönemi Dalgalanmaları: ABD'ye yönelik güvensizlik; 2025 baharında %71'e çıkmış, sonbahardaki devlet ziyaretiyle %54'e düşmüş, ancak Grönland krizi ve Şubat ayındaki İran operasyonları sonrasında %74'e fırlamıştır.
🗺️ Güvenlikte "Avrupa" Arayışı ve Çeşitlendirme
Araştırmanın yazarı Sophia Gaston, Soğuk Savaş sonrası dönemin barışçıl ezberlerinin artık geçerli olmadığını ve İngilizlerin psikolojik bir eşikten geçtiğini vurguluyor:
İlişkilerte Tercih Değişti: Katılımcıların yalnızca %9'u İngiltere'nin çıkarlarının ABD ile korunabileceğini düşünürken; %42'si Batı Avrupa, %46'sı ise savunma konusunda doğrudan Avrupa Birliği'ni tercih ediyor.
Pratik Denge: Ancak uzmanlar bu durumu körü körüne bir "Avrupa'ya karşı Amerika" kutuplaşması olarak okumamak gerektiğini, İngiliz halkının denge, dayanıklılık ve esneklik üzerine kurulu çeşitlendirilmiş bir güvenlik stratejisi aradığını belirtiyor.
İngiliz Sosyal Tutumlar (BSA) araştırmasında ortaya çıkan 46 puanlık devasa fark, İngiltere'deki siyasi yelpazenin iki uç noktasının dünya düzenine, Amerikan liderliğine ve ulusal güvenliğe bakışındaki köklü ideolojik ayrışmayı yansıtıyor.
🟢 Yeşiller Partisi Seçmeninin Yaklaşımı: Anti-Militarist ve Küreselci
Yeşiller Partisi destekçileri, ABD'yi önümüzdeki on yılda dünya barışı için en büyük tehditlerden biri olarak gören kesimin başını çekiyor. Bu tutumun arkasında üç ana etken bulunuyor:
Çok Taraflılık ve İklim Politikaları: Yeşiller seçmeni, ABD'nin tek taraflı askeri müdahalelerini ve iklim anlaşmalarından çekilme/esnetme eğilimlerini küresel istikrara doğrudan bir tehdit olarak değerlendiriyor.
Askeri Müdahalecilik Karşıtlığı: ABD ve İsrail'in İran'a yönelik bombalama operasyonları ile Amerikan stratejik bombardıman uçaklarının İngiliz üslerini (RAF Fairford) kullanması, Yeşiller tabanında pasifist ve anti-militarist tepkiyi zirveye taşıdı.
Donald Trump Faktörü: İlerici ve sol-yeşil değerleri benimseyen Yeşiller seçmeni için Trump yönetimi; uluslararası hukuku, kurumsal ittifakları ve çok taraflı diplomasiyi yıpratan ana unsur olarak görülüyor.
🔵 Reform Partisi (Reform UK) Seçmeninin Yaklaşımı: Sağ Popülist ve Transatlantikçi
Sağ popülist çizgide yer alan Reform Partisi destekçileri ise ABD'ye belirgin şekilde daha yüksek güven duyuyor ve tehdit algısını oldukça düşük tutuyor:
İdeolojik Uyum ve Trump Sempatisi: Reform UK tabanı, Donald Trump'ın "Önce Amerika" söylemini, ulusal egemenlik vurgusunu ve sınır güvenliği politikalarını kendi dünya görüşüyle uyumlu buluyor.
Geleneksel Transatlantik İttifakı: Reform seçmenleri, İngiltere'nin güvenliğinin Kıta Avrupa'sı veya AB entegrasyonu yerine tarihsel "özel ilişki" (Anglo-Amerikan ittifakı) ve NATO omurgası üzerinden sağlanması gerektiğini savunuyor.
Avrupa Şüpheciliği (Özsel Brexit Tutumu): Reform Partisi destekçilerinin %54'ü savunmada hem ABD hem Avrupa ile dengeli bir ilişkiyi veya doğrudan ABD ortaklığını tercih ederken, AB merkezli bir Avrupa savunma sütununa son derece şüpheyle yaklaşıyor.
Özetle: Bu 46 puanlık uçurum, sadece iki farklı partinin görünürdeki tercihi değil; Britanya'da dış politikanın artık "Avrupa yanlısı/çok taraflı ilerici sol" ile "Amerikan yanlısı/egemenlikçi popülist sağ" arasında net bir kültür savaşı cephesine dönüştüğünü gösteriyor.




