Biyolojik Kalkan: Hormonların Rolü
Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının nedenleri tam olarak anlaşılamasa da, bilim insanlarının bu konuda çeşitli teorileri bulunmaktadır. Bu teorilerden biri, hormonların önemli bir rol oynadığı yönündedir. Yaşlanma üzerine uzmanlaşmış bir fizyolog olan İspanya'daki Valencia Üniversitesi'nden Prof. Consuelo Borrás, kadın cinsiyet hormonu olan östrojenin koruyucu etkilerine dikkat çekmektedir.
"Östrojenler kadınları korumak için pek çok şey yapar" diyen Borrás, bu hormonun bir antioksidan gibi davranarak yaşlanmaya katkıda bulunan zararlı serbest radikalleri etkisiz hale getirdiğini belirtiyor.
Östrojenin, kolesterol seviyelerini kontrol etmek ve bağışıklık sistemini düzenlemekten, idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye ve beyin ile kemik sağlığını korumaya kadar çok sayıda faydası olduğu ifade edilmektedir. Borrás'a göre, menopozla birlikte östrojen korumasının yitirilmesi, vücuttaki birçok fonksiyonu etkilemektedir. Buna karşılık, erkeklerdeki ana cinsiyet hormonu olan testosteronun ise daha riskli davranışlarla ilişkilendirildiği ve vücut içinde bazı zararlı etkileri olabileceği düşünülmektedir. Nitekim 2012 tarihli bir çalışma, testosteron üretmeyen hadım edilmiş bir grup Koreli erkeğin, diğer erkeklere göre 14-19 yıl daha uzun yaşadığını bulmuştur.
Genetik Miras ve Hayvanlar Aleminden İpuçları
Uzun ömürlülük bulmacasının bir diğer parçası da cinsiyet kromozomlarında gizli olabilir. Almanya'daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden araştırmacı Dr. Johanna Staerk, memelilerde dişilerin iki X kromozomuna (XX), erkeklerin ise bir X ve bir Y kromozomuna (XY) sahip olduğunu hatırlatıyor.
Staerk, XX yapısının bir avantaj sağlayabileceğini şöyle açıklıyor: "Kopyalardan birinde bir mutasyon varsa, diğer kopya bunu telafi edebilir. Ancak erkeklerde sadece bir X kromozomu olduğu için bu mutasyonlar daha zararlı olabilir."
Bu teori, hayvanlar alemindeki gözlemlerle de uyumludur. Aslanlar, koyunlar ve orkalar gibi birçok memeli türünde dişiler daha uzun yaşarken, kuşlarda durum tam tersidir ve genellikle erkekler daha uzun ömürlüdür. Kuşlarda iki özdeş cinsiyet kromozomuna sahip olan taraf erkeklerdir (ZZ). Staerk, bu durumun, memelilerde dişilerin ve kuşlarda erkeklerin daha uzun yaşamasının bir açıklaması olabileceğini ifade ediyor.
Davranışsal ve Sosyal Etkenlerin Gücü
Biyolojik faktörlerin yanı sıra, sosyal ve davranışsal farklılıklar da yaşam süresi farkında önemli bir rol oynamaktadır. Oxford Nüfus Yaşlanması Enstitüsü Direktörü Prof. Sarah Harper, "Neredeyse her ülkede kadınlar erkeklerden daha uzun yaşar," derken, bu farkın ülkeden ülkeye büyük ölçüde değiştiğinin altını çiziyor. Örneğin Rusya ve Ukrayna'da kadınlar yaklaşık 10 yıl daha uzun yaşarken, Nijerya gibi yerlerde bu fark çok küçüktür.
Bu değişimin bir bölümünün sosyal ve davranışsal farklılıklar tarafından açıklandığı bilim insanları tarafından belirtiliyor. Harper, Rusya'daki büyük farkın arkasındaki kilit etkenlerin, erkekler arasında daha yaygın olan sigara ve alkol tüketimi olduğunu açıklıyor. Dünya genelinde erkeklerin yaşamı kısaltan diğer davranışlara daha eğilimli olduğu gözlemlenmektedir. Harper, erkeklerin beslenmelerinin genellikle daha sağlıksız olma eğiliminde olduğunu ve doktora gitme olasılıklarının daha düşük olduğunu belirtiyor. Ayrıca birçok toplumda erkeklerin daha tehlikeli işlerde çalışması ve erkeklik algısının daha fazla risk almayla ilişkilendirilmesi de öne çıkan faktörlerdendir.
"Erkeklerde trafik kazaları, şiddet, cinayet ve intihardan kaynaklanan ölümler çok daha yüksek" uyarısında bulunuluyor.
Uzun Yaşamın Diğer Yüzü
Kadınların erkeklerden daha uzun yaşaması, onların daha sağlıklı bir yaşam sürdüğü anlamına gelmemektedir. Araştırmalar, kadınların yaşamları boyunca bel ağrısı, depresif bozukluklar ve baş ağrıları gibi daha fazla ölümcül olmayan hastalıkla karşılaştıklarını göstermektedir.
Harper, kadınların daha güçlü bağışıklık tepkilerine sahip olma eğiliminde olduğunu, ancak bunun iltihapla ilgili hastalıklara yol açabileceğini söylüyor. Sonuç olarak Harper'ın ifadesiyle: "Erkeklerin biyolojisi onları ölüme karşı daha savunmasız kılar, kadınların biyolojisi ise sakatlığa karşı daha savunmasız kılar."
Tüm uzmanlar, biyolojinin kaderi tek başına belirlemediği konusunda birleşiyor. Biyolojik farklılıkların çevre ve davranışlardan büyük ölçüde etkilendiğini belirten Borrás, hem kadınların hem de erkeklerin yalnızca "daha uzun yaşamak için değil, elbette daha iyi yaşamak için" beslenme, egzersiz, uyku ve stres gibi faktörlere dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor.



