SOHBET (115)

4 dk okuma
SOHBET (115)

Hızlı Özet

Bunu sormakla sizin maksadınız hâsıl olmaz. Siz bana O'nu soracağınıza, beni O'na sorun. Eğer O, beni kulu olarak kabul ederse ne âlâ.

Kabirde Münker ve Nekir’e sual eden sadece Hazret-i Ömer Radıyallahü anh değildi.
Hazret-i Bâyezîd-i Bistami, vefât ettikten sonra, büyük zatlardan birisi kendisini rüyada görüp sordu; "Münker ve Nekir sana nasıl muamele eyledi?"
"O iki mübarek melek gelip; "Rabbin kimdir?" diye sorunca, onlara dedim ki:
- Bunu sormakla sizin maksadınız hâsıl olmaz. Siz bana O'nu soracağınıza, beni O'na sorun. Eğer O, beni kulu olarak kabul ederse ne âlâ.
Maazallah O beni kulu olarak kabul etmezse, ben, yüz defa; "O, benim Rabbimdir." desem ne faydası olur?
"

Cüneyd-i Bağdadi Rahmetullahi Aleyh vefatından sonra büyük zatlardan biri kendisini rüyada görüp; "Münker ve Nekir ‘in suâllerine nasıl cevap verdin?" diye sordu.
Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri şöyle cevap verdi;
"O iki melek bana gelip, men Rabbüke (Rabbin kim)? Dediler. Ben, Allahü teâlâ benim rûhumu yaratıp, Elestü birabbiküm (Ben sizin Rabbiniz değil miyim)? Diye sorduğu zaman, ben, evet, sen bizim Rabbimizsin, cevabını vermiştim.
Sizin, şimdi tekrar sormanızın mânâsı nedir?" dedim. Beni bırakıp gittiler.

Hâce Muhammed Masum hazretleri buyurdu ki: "Babamı (İmam-ı Rabbani Hazretleri)  vefâtından sonra rüyada gördüm. Münker ve Nekîr ‘in suali nasıl geçti? Diye sordum."
Buyurdu ki: "Allahü teâlâ merhamet ederek, bereket cihetiyle ilhâm edip; "Eğer sen izin verirsen bu iki melek kabrine gelecek." buyurdu.
Arz ettim ki: "Ey Allah'ım! Bu iki melek de, senin huzurunda kalsınlar dedim. Nihayetsiz rahmet ve merhametinden bana acıdı ve onları benim yanıma göndermedi."

Ziyaeddin Mahşerî, Şiblî Hazretlerini, vefatından sonra rüyada gördüler. “Münker ve Nekîr ‘in suallerinden nasıl kurtuldun?” dedi.
Bana, “Rabbin kimdir?” dediler. “Rabbim öyle birisidir ki, size, bütün meleklerle birlikte babamın önünde secde etmenizi emretti; biz onda babamın sülbünde, bütün kardeşlerimle birlikte sizi görüyorduk.” dedim.
Melekler; “Biz buradan çekilip gidelim. Biz ona süâl soruyoruz, o ise hazret-i Âdem’in bütün zürriyetinin cevabını veriyor.” dediler.
Mürşid-i Kamil, Mürşid, Üstat, veli veya evliya olursan Kabir imtihanı böyle olur.
Bizim gibi günahkârların işi zordur.
Kabirde hesap çetindir. Hele hele sahibin de yoksa vallahi işin felakettir.
Bu yüzden sürekli anlatıyorum.
Aklı olan doğru, hak bir büyüğe bağlanır.
Bağlandıktan sonra da teslimiyet gömleğini giyer.
Bağlanacak büyük yoksa doğru bir büyüğe bağlı olanın, onu sevenin paçasına yapışır.
Abdülmecid Şirvani Hazretleri buyurdu ki;
"İblisin en mühim işi, talebe ile hoca arasında soğukluk meydana getirmektir.
Böylece talebe, dünyada ve âhırette hüsrana uğrayarak bedbaht olur.
Bu durumda sâdık talebenin ilacı; sevgi ile hocasına bağlılığını yenileyip, ona tam teslim olmaktır. 
Böyle yaparsan şeytanın vesvesesini yıkar, dünya ve ahiret saadetine kavuşursun.
28 Şubat sürecinde; TGRT’deki değişim konusunda İÇERİDEN DIŞARIDAN pek çok kişi, Enver Abi hakkında şeytanın vesvesesine kandı.
İblisin oyununa gelip, kötü ve çirkin düşüncelere kapıldılar.
Bu düşüncelere kapılıp da tövbe eden af, etmeyenler helak oldu.
Teslimiyet gömleğini giyip de, “Ben bilmem hocam bilir. O böyle yaptı ise vardır bir hikmeti” diyenler selamete erdi.
İşte bizim gerçek talebe dediğimiz bu kimselerdir.
Allahü teâlâ, evliyasına pek çok kerametler ihsân etmiştir.
Evliyânın, aynı anda başka başka yerlerde görülmesi de, onların kerametlerindendir.
Büyük velinin, birisi şarkta, diğeri garpta olan iki talebesi olsa ve bu iki talebe aynı anda vefât edecek olsalar, şeytanın onların îmânlarını çalmamaları için, son nefeste her ikisinin de imdatlarına yetişir.
Yeter ki teslimiyet gömleği giymiş talebe ol.

Büyüklere, gerçek talebeleri ruhlar âleminde teslim edildiği için onları isim isim bilir.
İsim isim bildiği talebelerinin akıbetlerini de bildirildiği için bilir.
Yoksa kendisi de bilmez. Bildirildiği takdirde bilir. Çünkü gayb Allahü teâlâ’ya aittir.
O talebeler kendisine emanet edildiği için onların seçilmiş kimseler olduğundan yola çıkarak, akıbetlerinin iyi olacağını bilir.
Bunu bilmesi, o talebesinin yüzde 100 kurtulacağını bilmesi demek değildir.

Ama söylemesi yasaklanmıştır.
Yaşayan hiç kimse son nefesteki akıbetini kesin olarak bilemez. Buna evliyalar da dâhildir.
Allahü teala kullarının son nefesteki hallerini sadece kendinde sakladı. Yani akıbetlerini kimseyle paylaşmadı.
Bilemedikleri için de büyük evliyalar bile son nefeslerinden korkup çekindiler.
Bazen öyle korkuya kapıldılar ki yaprak gibi titrediler.
Nasıl titremesinler?
Bir tarafta sonsuz azap var.
Allah muhafaza, imanı getiremedin, zaman sonsuz azap seni bekler.
İşte bunun düşüncesi bile o büyüklerin çok korkmasına neden oldu.
Burada ince bir nokta var.
Kişinin akıbeti zahire bakarak tahmin edilebilinir.
Bir kimseye son nefesteki hali bildirilmez ama bazı işaretler verilir.
Siz de o işaretleri alabilirsiniz.
Mesela; o kimsenin doğru bir büyükle tanışıp ona bağlanması, ömrünün sonuna kadar aralıksız doğru bir yola yani ehlisünnet yoluna bağlanması bir işarettir.
İbadetlerini aşkla şevle yapması ve huşu ile yapması bir işarettir.
Büyüklerine kalbinde sevgi taşıması, bir işarettir.
Allah dostlarını Allah dostları diye sevmesi, düşmanlarını da düşmanları diye buğz etmesi, birer işarettir.
Cömertlik, bol sadaka vermesi, ihlasla hayır ve hasenatının çok olması birer işarettir.
Kalbinden dünya sevgisini çıkarması bir işarettir.
Sonuç olarak alabilene işaret çok.
Ama burada önemli olan işaretlerin son nefese kadar sürmesidir.
Yani, bu fener hep yanık kalmalı.
Başta yanar sonra sönerse, o kimse yanar.
Başta söner son nefeste yanarsa o kişi kurtulur.
Başta da yanar ortada yanık kalır ve son nefeste de yanık durursa o kimse yüksek derece ile ahirete intikal eder.

Önemli olan fenerin ışığını son nefese kadar söndürmemektir.
Bunu başaranlar şahadeti getirip tertemiz olarak ahirete âlemine geçer.
Orada onları bir fener ışığı değil Allahü teala’nın mübarek nuru bekler.
O öyle parlak ve mübarek bir nurdur ki, kişinin gözü başka bir şeyi görmez olur.
Rabbim cümlemize görmeyi nasip etsin (AMİN)
METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ



Bu haber 14271 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR