Uzayda İnsan Neslinin Devamı: Olasılıklar ve Bilimsel Zorluklar

4 dk okuma
Uzayda İnsan Neslinin Devamı: Olasılıklar ve Bilimsel Zorluklar

Hızlı Özet

NASA'nın 2032'ye dek Ay'da kalıcı yaşam kurma planları, gezegen dışı üremenin getireceği zorlukları bilim dünyasının gündemine taşıyor. Uzay radyasyonu ve mikro yerçekimi gibi faktörlerin insan üremesi üzerindeki etkileri, bilim insanları tarafından mercek altına alınıyor.

İnsanlığın Dünya dışında uzun süreli varlığını sürdürebilmesi, uzayda üreme kabiliyetine bağlıdır ve bu konu, giderek artan sayıda bilim insanı tarafından daha yakından mercek altına alınmaktadır. Gezegenimizin manyetik alanı ve yoğun atmosferi tarafından sağlanan korumanın aksine, Ay ve Mars gibi gök cisimlerinin yüzeyleri, yüksek düzeyde uzay radyasyonunun etkisi altındadır. Ek olarak, bu cisimlerin kütlelerinin Dünya'dan daha az olması sebebiyle yerçekimi kuvvetleri de oldukça zayıftır. Bu koşulların insan vücudu ve üreme potansiyeli üzerindeki etkileri henüz tam olarak anlaşılamamıştır.

Uzayda üreme fikri, eşiyle bir uzay belgeseli izlemesinin ardından Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nde kıdemli öğretim üyesi olan Dr. Nicole McPherson'ın ilgisini çekmiş. Dr. McPherson, bu durumu şöyle ifade ediyor:

Başlangıçta potansiyel küçük bir eğlenceli bilim kurgu projesi olarak başlayan şey şimdi büyük bir araştırma alanına dönüştü.

Dr. McPherson ve araştırma ekibi, mikro yerçekimi koşullarının sperm hücrelerinin hareket kabiliyetini nasıl etkilediğini, üreme sistemini taklit eden bir labirent düzeneğinde inceledi. Yapılan gözlemlerde, bazı sperm hücrelerinin yollarını kaybettiği ve labirentin sonuna ulaşabilen sperm sayısının normal yerçekimi koşullarındaki kontrol grubuna kıyasla %50 oranında azaldığı saptandı. Dr. McPherson'a göre bu çalışma, Dünya'nın yerçekiminin normal sperm davranışındaki rolünü ortaya koymaktadır:

Bu, sperm hücrelerinin doğal döllenmede kullandığı yerçekimini kullandığını öne çıkarıyor.

Yerçekimiyle ilgili zorluklar sadece döllenme süreciyle sınırlı kalmıyor. Fareler üzerinde yapılan deneylerde, mikro yerçekiminin embriyo gelişiminin ilk 24 saati üzerindeki tesirleri de araştırıldı. Bu deneylerde zayıf embriyo gelişimi gözlemlendiği Dr. McPherson tarafından belirtildi. NASA'dan kıdemli araştırma bilimcisi Dr. Fathi Karouia ise konuya ilişkin, "Mikro yerçekimi hücrelerin nasıl bölündüğünü, kendilerini nasıl organize ettiğini ve nasıl iletişim kurduğunu etkiliyor. Bunların hepsi döllenme ve erken embriyo gelişimi için gerekli süreçler" diyor.

Radyasyonun, hem erkeklerde sperm hem de kadınlarda yumurta hücrelerine dönüşen üreme hücreleri için zararlı olduğu bilinen bir gerçektir. Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nden uzay tıbbı uzmanı Dr. Abdurrahman Engin, süpernova gibi kozmik olaylar neticesinde oluşan galaktik kozmik radyasyonun (GCR), uzay aracı kalkanlarını ve insan dokusunu derinlemesine delebilen parçacıklar içerdiğini belirtiyor. Dr. Engin, gelecekteki bir Mars görevinde yaşanacak varsayımsal bir gebelikte maruz kalınacak GCR miktarının, Dünya'da güvenli kabul edilen seviyeleri aşıp aşmayacağına dair yürüttüğü çalışma hakkında şu sonuca varıyor:

Ne yazık ki, cevap evet gibi görünüyor.

Yaklaşık altı ay sürecek bir Dünya-Mars yolculuğunda hamile bir astronotun maruz kalabileceği kümülatif radyasyon miktarının 90 ila 300 milisievert arasında olabileceği hesaplanıyor. Bu değer, ABD Ulusal Radyasyon Koruma ve Ölçüm Konseyi tarafından gebelik için önerilen beş milisievertlik sınırın oldukça üzerindedir. Böylesine yüksek bir maruziyet, gelişimin erken aşamalarındaki embriyo ve fetüsler için düşük, büyüme geriliği, doğumsal anomaliler, nörolojik bozukluklar ve yaşam boyu kanser riskinde artış gibi ciddi tehlikeler barındırmaktadır.

Dr. Karouia'ya göre, radyasyon ve mikro yerçekiminin birleşik etkisi "biyolojiyi kökten etkiliyor" ancak başka zorluklar da mevcut. Uzay uçuşlarının hormonal düzeni ve uyku döngülerini bozduğu, bu durumların da üreme sağlığıyla doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor.

Uzay Ajanslarının Hedefleri ve Araştırmanın Önemi

Bu bilimsel araştırmaların arkasında, uzay bilimleri camiasının ortaya koyduğu iddialı hedefler bulunmaktadır. Mayıs ayında, nükleer ve güneş enerjisiyle desteklenecek kalıcı bir Ay üssü kurmayı hedefleyen 20 milyar dolarlık bir programın ayrıntıları NASA tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Amerikan uzay ajansının hedefi, 2032 yılına gelindiğinde insanların Ay'da "yarı kalıcı" konutlarda yaşamasını sağlamaktır. Ajans ayrıca, yedi ila on ay süreceği tahmin edilen bir yolculukla Mars'a ilk kez insan göndermeyi de planlamaktadır.

İsveç'teki Uppsala Üniversitesi'nden moleküler ve hücresel biyoloji profesörü Jan-Bernd Stukenborg, bu araştırmaların sadece uzayda üremekle ilgili olmadığını, aynı zamanda astronotların sağlığını korumak için de hayati önem taşıdığını belirtiyor. Üreme hücrelerindeki hasarın, astronotlar uzayda üremeye çalışmasalar bile bir sonraki nesle aktarılabileceği tehlikesine dikkat çekiyor. Stukenborg, "Bu nedenle bu çalışmaların son derece önemli olduğunu düşünüyorum" diyerek konunun ciddiyetini vurguluyor.

Araştırmaların, insan biyolojisine dair daha temel bilgileri anlamamıza da katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Örneğin Dr. McPherson'ın çalışması, deneylerde labirentin sonuna ulaşan spermlerin, tüp bebek (IVF) yöntemlerinde seçilebilecek avantajlı özelliklere sahip olabileceğini ortaya koymuştur.

Araştırmadaki Eksiklikler ve Gelecek

Uzmanlar, daha fazla kadının uzay görevlerine katılmasıyla, uzayda üreme çalışmalarındaki erkek ağırlıklı bakış açısının değişebileceğini ifade ediyor. Kadın astronotların uzun görevler sırasında genellikle doğum kontrol hapları kullanarak adet döngülerini durdurdukları bilinse de, uzay ortamının adet döngüsü üzerindeki etkilerinin daha fazla araştırılması gerektiği Dr. McPherson tarafından dile getiriliyor. Dr. Karouia ise radyasyonun yumurtalık fonksiyonlarını, mikro yerçekiminin de yumurta olgunlaşmasını etkileyebileceğine dair kanıtlar olduğunu ekliyor. Ona göre en büyük bilgi boşluklarından biri gebeliğin kendisiyle ilgili: "Bir memeli gebeliğinin uzayda nasıl ilerleyeceğine dair neredeyse hiç modern verimiz yok."

Tüm uzmanların birleştiği nokta, bu alanda yapılması gereken çok fazla iş olduğu ve bu çalışmaların ertelenemeyecek kadar önemli olduğudur. Stukenborg'un da dediği gibi, "Bu bir tabu olmamalı... bunu şimdi düşünmeliyiz."

Kaynak:BBC Türkçe
Bu haber 11133 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mısır'ın vahşi çöllerinde inanılmaz tuz gölleri
Yaşam

Mısır'ın vahşi çöllerinde inanılmaz tuz gölleri

Kahire'nin telaşından yaklaşık 720 kilometre ve Libya sınırından sadece 48 kilometre uzaklıkta bulunan Mısır, turist kalabalığından sıyrılıp keşfedilmemişliğin büyüsünü korumayı başarmış bir hazine saklıyor. Batı Çölü'nün bu ücra köşesine ulaşmanın tek yolu, başkentten gece yolculuğu yapacak bir minibüs kiralamaktır.

Habervitrini11769 Görüntüleme
Afrika'nın en büyük gölünün ortasında yer alan gizemli, sır dolu ada cenneti.
Yaşam

Afrika'nın en büyük gölünün ortasında yer alan gizemli, sır dolu ada cenneti.

Denizden 600 milden fazla uzaklıktaki tropikal bir adada, gizemli bir şelale bir kayadan fışkırarak uçurumdan aşağı akıyor ve sonunda Victoria Gölü'ne, oradan da Nil Nehri'ne karışıyor. Bu, doğal ve birçok Ugandalı için manevi bir harika.

Habervitrini13891 Görüntüleme
Hamile bir kadın yedinci kattan düştü kazayı morluklarla atlattı
Yaşam

Hamile bir kadın yedinci kattan düştü kazayı morluklarla atlattı

Kaynak, kadının bir gece uykusuzluk çektiğini ve bu yüzden pencereyi temizlemeye karar verdiğini söylediğini aktardı. Pencere pervazına çıkmış, ancak kayıp yedinci kattan geriye doğru düşmüş. Komşusu çığlıklarını duyup yardımına koşmuş ve ambulans çağırmış. Kaza saat 02:30'da meydana gelmiş.

Habervitrini11526 Görüntüleme
Sadece Dubai'de Görülebilecek İlginç ve Olağanüstü Zenginlik fotoğrafları
Yaşam

Sadece Dubai'de Görülebilecek İlginç ve Olağanüstü Zenginlik fotoğrafları

2016 yılında Birleşik Arap Emirlikleri, Mutluluktan Sorumlu Devlet Bakanı adında yeni bir makam oluşturdu. Hükümet daha sonra bu devlet dairesinin başına Sayın Ohood bint Khalfan Al Roumi'yi atadı. Kendisi, daha mutlu bir toplum sağlamak için tüm hükümet politikalarını, planlarını ve programlarını uyumlu hale getirmek için çalışmaktadır.

Habervitrini12141 Görüntüleme