HİRA DAĞI HACILARI GÖZYAŞLARINA BOĞUYOR
İRFAN ALTIKARDEŞ-DURSUN ŞAHİN
MEKKE
'Oku' emrinin geldiği, Peygamberlik nurunun indiği kutlu dağa çıkmak için yaşlısı, genci, engellisi, bebeği bir yol bulup sarp kayalıklara tırmanıyor. Ayağında platin olmasına rağmen uçurum kenarından kıvrak bir şekilde yukarı tırmanan Iraklı Hacı adayı Abdülaziz, yukarı çıktığında yorgunluğunu unutup gözyaşlarına boğuluyor. 'Bana nasip oldu bu güzel mekanlara geldim, bütün akrabalarıma da buraları göster' diye dua eden hacılar yorulmayı bilmiyorlar. Mağaranın içerisinde dua ederken gözyaşlarına hakim olamayanlar, sıranın kendisine gelmesi için bekleyenleri, üzmüyorlar. Hacı adayları birbirlerine büyük bir hürmet gösteriyorlar. Akşam gün batarken mağara içerisinde şükür namazı kılmak isteyenleri, Afganistan, Pakistan gibi yerlerden gelen hacılar, "Grup vakti namaz kılmak mekruhtur' diyerek ikaz ediyorlar. Zilhicce'nin başlayıp başlamadığını, yani ilk hilali görmek için de, konunun hassasiyetini bilen Türkiye, Yemen, Pakistan, Endonezya, Afganistan, İran gibi memleketlerden hacılarda bir taraftan gözlerini gruptan ayırmıyorlar. Ancak hava çok puslu olduğu için güneşi batışı da hilalin çıkması da çıplak gözle fark edilemiyor.
Kutlu mağarayı ziyaret edenler, akşam namazlarını da mağaranın içerisinde, önünde ve üstünde eda ediyorlar. Işıldamaya başlayan mükerrem şehir Mekke ve Harem-i Şerif manzarası, manevi atmosferi daha da sıcaklaştırıyor. Kayaların üzerinde Kabeyi karşılarına alan hacı adayları büyük bir huşu ile akşam namazlarını eda ediyorlar. Yolda hacılara yüzde 50 fazla fiyatla soğuk su, güzel bir çay ve meşrubat satan dükkanlarda havanın kararması ile tezgahları yavaş yavaş topluyorlar. Yol güzergahında tespih satanlar ise kefen gibi beyaz patiskalardan yaptıkları bebek salıncağı gibi bir düzenekte yatsı namazlarını eda edip uyumaya başlıyorlar. Dağda hava kararmadan olduğu gibi karardığında da yüzlerce hacı yollarda bulunuyor. Türk hacılardan hanımlar bile 2-3 arkadaş çekinmeden dağdan iniyorlar. Türk hacı adayları, "Bu duygular anlatılmaz ancak yaşanır' sözlerini, "Peygamberimizin bizler için ne sıkıntılar çektiğini bu sarp dağa çıkınca anladık" diyerek noktalanıyor.
Suudlu yetkililerin Hira Dağı'nın çıkış noktasındaki sokağa devasa "Bu dağa çıkmak kutsal değildir" gibi, farklı dillerde birçok levhalar koydurması dikkat çekiyor. Dağa atılan çöpleri yetkililerin toplatıp kötü görüntüyü ortadan kaldırmamasına ziyaretçiler anlam veremiyor. Hira Dağı'na gelen ziyaretçileri bekleyen 2 büyük tehlike var. Birincisi, sarp kayalıklardan geçerken dengeyi kaybedip aşağıya düşme ihtimali, ikincisi bölgede dolaşan maymunlar çantaları kapıyorlar. Çantada kıymetli evrak ve para varise, bölgedeki bazı tecrübeli kişiler, bedeli karşılığında sarp kayaların kenarından çantaları alıp geliyorlar.