Gündem
  • 16.3.2026 11:03

İran füzelerinin isabet oranı neden arttı!.. Sır çözüldü

'İran füzelerinin isabet oranı arttı!' Tahran'ın yeni 'gözü' Çin mi: ‘ABD müdahale edemiyor’

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’ı hedef almasının ardından Tahran, Orta Doğu genelinde ABD ve İsrail’e ait hedefleri füzeyle hedef alarak cevap veriyor. Ancak uzmanlara göre mevcut çatışmalarda kullanılan füzelerin isabet oranları, geçtiğimiz yıl İran ve İsrail arasında yaşanan 12 gün savaşına oranla daha fazla ve bu, Tahran’ın Çin’e ait bir uydu navigasyon sistemi kullandığının bir göstergesi olabilir.

İstihbarat uzmanlarına göre İran, Orta Doğu'daki İsrail ve ABD askeri varlıklarını hedef almak için Çin yapımı bir uydu navigasyon sistemi kullanıyor olabilir. Eski Fransız dış istihbarat direktörü Alain Juillet, konuk olduğu bir podcast programında İran’ın 12 gün savaşından bu yana hedefleme yeteneğinin çok bariz şekilde arttığını ifade ederek bunun arkasında Çin'in BeiDou uydu navigasyon sisteminin olabileceğini ifade etti. 2002-2003 yılları arasında Dış Güvenlik Genel Müdürlüğü'nde istihbarat direktörü olarak görev yapan Juillet, "Bu savaşta sürprizlerden biri, İran füzelerinin sekiz ay önceki savaşa kıyasla daha isabetli olması. Bu da bu füzelerin güdüm sistemleri hakkında cevaplanması gereken birçok soru oluşturdu." dedi. 

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan saldırılarında, aralarında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in de olduğu çok sayıda üst düzey İranlı yönetici hayatını kaybetti. İran, saldırılara karşılık olarak İsrail'e ve Körfez ülkelerindeki ABD tesislerine yüzlerce balistik füze ve insansız hava aracı fırlattı. Körfez ülkelerine ait petrol tesislerinin de hedef alındığı saldırılarda füze ve insansız hava araçlarının bir kısmı engellenmiş olsa da İran’ın fırlattığı bazı füze ve insansız hava araçları hava savunma sistemlerini aşmayı başararak can ve mal kayıpları yaşanmasına neden oldu.

ABD, MÜDAHALE EDEMİYOR 

ABD’nin, İran ordusunun ABD hükümetine ait Küresel Konumlandırma Sistemi'ne (GPS) erişimine engel olabileceğini ifade eden uzmanlar, İran’ın Çin’e ait BeiDou sistemini kullanması halinde Washington’un elinde çok fazla seçenek bulunmadığını düşünüyor. İran, BeiDou ile ilgili ortaya atılan iddiaları henüz resmî olarak doğrulamamış olsa da bu durumun ne kadar mümkün olabileceğine yönelik tartışmalar sürüyor. İran’ın geçen yıl Haziran ayında İsrail ile yaşanan savaştan bu yana geçen bu kadar kısa bir süre içinde askeri operasyonları sistematik olarak farklı bir uydu navigasyon sistemine geçirmesinin mümkün olup olmadığı tam olarak bilinmiyor. 

Bazı uzmanlar ise İran'ın Çin navigasyon sistemlerine entegre olma çalışmalarının 12 gün savaşından önce başladığına ve hâlihazırda devam ettiğine inanıyor. Çin-İran ilişkileri üzerine araştırmalar yapan ve Çin’in Orta Doğu ile Akdeniz bölgesindeki ülkelerle ilişkilerini inceleyen ChinaMed projesinde araştırma görevlisi olan Theo Nencini, Al Jazeera’ya verdiği röportajda İran’ın Çin’e ait navigasyon sistemlerine entegre olma çabasının 2015’e kadar uzandığını ifade ederek, "İran, 2015 yılında özellikle silahlı kuvvetlerinin kullandığı sivil GPS sisteminden çok daha doğru veriler sağlayan BeiDou-2'yi askeri altyapısına entegre etmek için bir mutabakat zaptı imzaladı. O tarihten itibaren İran ordusu BeiDou'yu füzelerle birlikte insansız hava araçlarının güdüm sistemlerine ve bazı güvenli iletişim ağlarına entegre etmeye başladı" dedi. 12 gün savaşının İran için önemli bir tecrübe olduğunu ifade eden Nencini, “İran’ın BeiDou’ya yönelmesi, Tahran’ın gelecekteki savaş alanlarını şekillendirecek teknolojik zorlukların farkında olduğunu gösteriyor. 12 günlük savaş deneyimi açıkça bir dönüm noktası oldu ve Tahran’ı bu sisteme geçiş konusunda hızlandırdı” şeklinde konuştu. 

Çin’in kendi navigasyon sistemini geliştirmeye yönelik çabaları 1996 yılında başladı. 1996 yılında Tayvan, günümüzde olduğu gibi Asya-Pasifik bölgesinin en gergin noktalarından birisiydi ve Tayvan’da yapılacak seçimler sebebiyle Çin bölgedeki füze denemelerini artırmıştı. ABD, Çin’in bu hamlesine bölgeye çok sayıda uçak gemisi göndererek karşılık verdi. Tayvan krizi olarak adlandırılan bu olaylar, Çin’in kendi navigasyon sistemini geliştirmesi için bir dönüm noktası oldu. Çin, 1996 Tayvan krizi sonrasında Washington'un gelecekte GPS'e erişimi kısıtlayabileceğinden endişe ederek kendi uydu navigasyon sistemini geliştirmeye başladı. 
 

İran füzelerinin isabet oranı arttı Tahranın yeni gözü Çin mi: ABD müdahale edemiyor

Çin, GPS'e rakip olarak tanımlanan uydu navigasyon sisteminin en son sürümünü 2020'de piyasaya sürdü. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, sistemi Temmuz 2020'de Pekin'deki Halk Büyük Salonu'nda düzenlenen bir törenle resmen devreye aldı. Uzmanlara göre Çin’in geliştirdiği uydu navigasyon sistemi, mevcut diğer navigasyon sistemlerine oranla daha fazla uydudan veri alıyor. Al Jazeera'nın elde ettiği verilere göre ABD’ye ait GPS sistemi 24 uydudan veri alırken Çin sistemi 45 uydudan veri alıyor. Rusya’ya ait olan GLONASS ve Avrupa Birliği’ne ait Galileo navigasyon sistemleri de GPS sistemi gibi 24 uydudan veri alarak çalışıyor. 

Çin navigasyon sisteminin bir metreden daha az bir "hata payına" sahip olduğuna inanılıyor, bu da son derece hassas olduğu anlamına geliyor. Analistlere göre Çin’e ait navigasyon sistemi, hedeflerin hareket etmesi durumunda otomatik düzenlemeler de yapabiliyor. Konuya ilişkin konuşan Nencini, "ABD'nin şifrelenmiş askeri sinyallerine rakiplerinin erişimini kısıtladığı göz önüne alındığında, İran’ın Çin’e ait navigasyon sistemlerini kullanması sivil GPS sinyallerine oranla çok daha iyi sonuçlar sunabilir." dedi. 

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr 
 

Güncellenme Tarihi : 16.3.2026 11:14

İLGİLİ HABERLER