Gündem
  • 17.4.2026 16:12

İran : Hürmüz boğazını tamamen açtık

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin saldırılarının ardından kapatılan Hürmüz Boğazı'na ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erakçi, yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın açıldığını duyurdu. Öte yandan ABD basını, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'daki savaşın sona erdirmek konusunda "ciddi" olduğunu yazdı. Habere göre Trump, İran'a karşı müzakere masasında tavizler vermeye hazır.

İran: Hürmüz Boğazı açıldı
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı'nın açıldığını duyurdu.

Erakçi, Hürmüz Boğazı'nın Lübnan'daki ateşkese paralel olarak açık kalacağının altını çizdi.

Erakçi, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Lübnan’daki ateşkes doğrultusunda Hürmüz Boğazı ticari gemiler için ateşkesin geri kalan süresi boyunca tamamen açık ilan edilmiştir."

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Nisan'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile görüştüğünü ve ateşkesi tarafların kabul ettiğini duyurdu.

Ateşkesi sosyal medya hesabından duyuran Trump, Hizbullah'ı anmadan "Bu iki lider, ülkeleri arasında BARIŞ'ı sağlamak için 10 günlük bir ATEŞKES'e resmen başlayacakları konusunda anlaştılar" dedi.

Trump, Netanyahu ve Aoun'u barış görüşmeleri için Beyaz Saray'a davet ettiğini de söyledi.

Lübnan'daki İran destekli Hizbullah, öne sürdükleri koşullar uygulanırsa anlaşmaya uyacaklarını açıkladı. Hizbullah şartlarını, "Lübnan topraklarının tamamında İsrail saldırılarının durması ve İsrail güçlerinin hareket serbestisi olmaması" olarak sıraladı.

Silahlı grup, ateşkes sırasında İsrail'den gelebilecek herhangi bir "ihanet ve aldatma" ihtimaline karşı "parmağını tetikte" tuttuğunu ekledi.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu.

Netanyahu da ateşkesi doğruladı ancak İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde 10 km'lik bir güvenlik şeridinde mevcudiyetini sürdüreceğini belirtti, "Oradayız ve ayrılmıyoruz" dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı da anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Tahran, 8 Nisan'da ABD ve İsrail ile yaptıkları iki haftalık ateşkesin Lübnan'ı da kapsaması gerektiğinde ısrar ediyordu.

İsrail'in 1948'de kurulmasından bu yana Lübnan ile hiçbir diplomatik ilişkisi olmadı.

Lübnan ve İsrail, otuz yılı aşkın bir süre sonra ilk diplomatik görüşmesini büyükelçiler düzeyinde 14 Nisan'da Washington'da gerçekleştirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkese dair şu bilgileri paylaştı:

BBC'nin Kudüs'teki muhabiri Nick Beake, Hizbullah'ın Lübnan devletinin kontrolü altında olmadığını hatırlatıyor ve örgütün buna tepkisini takip etmek gerekeceğine dikkat çekiyor.

Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan'da Hizbullah'tan gelen ilk tepkiler de ateşkese uyacakları yönünde" diyor.

Fakat örgüt, bu ateşkesin İsrail ordusuna Lübnan'da seyahat serbestisi vermemesi gerektiği uyarısında bulundu.

İsrailli askeri kaynaklar ise Lübnan'ın güneyindeki binlerce askeri geri çekme planları olmadığını duyurdu.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırarak ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'i öldürmesinin ardından Hizbullah İsrail'e roketli saldırılar düzenlemiş, İsrail de 2 Mart'ta Lübnan'a bir askeri harekat başlatmıştı.

Lübnan'da altı haftadır süren çatışmalarda 2.000'den fazla kişi hayatını kaybetti ve her beş kişiden biri yerinden edildi; İsrail ise iki sivil ve 13 askerinin öldüğünü açıkladı.

Beyrut'taki BBC muhabiri Hugo Bachega, Lübnan halkının çatışmaların son bulmasıyla nefes almak istediğini bildirirken, İsrail medyası kuzey İsrail'de sınıra yakın bazı sakinlerin kendilerini ihanete uğramış hissettiklerini aktardı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, iki ülkenin Washington büyükelçileri ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun katıldığı 14 Nisan'daki görüşmeyi "tarihi" olarak niteledi.

Pigott, ABD'nin arabuluculuğunda uzun vadeli bir barış anlaşmasına varılmasını umut ettiklerini belirtti.

Görüşmede taraflar, Lübnan'da İran'ın desteklediği Hizbullah'ın etkisinin zayıflatılması için birlikte çalışmak üzerine anlaştı.

İsrail'in "tüm devlet dışı terör örgütlerinin" tasfiye edilmesi için Lübnan'la birlikte çalışmayı kabul ettiği, ancak ülkedeki saldırılarını durdurma konusunda açık bir taahhütte bulunmadığı aktarıldı.

İki taraf arasında 1993 yılından bu yana yapılan ilk doğrudan görüşmede Lübnan'ı büyükelçi Nada Hamadeh Moawad, İsrail'i de büyükelçi Yechiel Leiter temsil etti.

Görüşme öncesinde aralarında İngiltere, Fransa, İspanya ve Yunanistan'ın da yer aldığı 17 ülke, İsrail ve Lübnan'ın bu görüşmeleri kalıcı bir barışa çevirmesi çağrısı yapmıştı.

Hizbullah ise bu görüşmelere karşı çıktığını, sonuçlarını da tanımayacağını açıklamıştı.

Kaynak, Houssam Shbaro/Anadolu / Getty Images

Hizbullah, Lübnan'da faaliyet gösteren, İran tarafından desteklenen, Şii İslamcı bir siyasi parti ve silahlı örgüt.

Adı "Allah'ın Partisi" anlamına geliyor ve dünyanın en ağır silahlara sahip devlet dışı askeri güçlerinden biri olarak görülüyor.

1992'de Hasan Nasrallah örgütün lideri oldu ve suikasta uğradığı 27 Eylül 2024'e kadar bu görevde kaldı.

İdeolojik kökleri 1960'lar ve 1970'lerde Lübnan'da yaşanan Şii İslami uyanışa uzansa da Hizbullah, 1980'li yılların başında ortaya çıktı.

Grup, İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında, İran'ın askeri ve mali desteğiyle, Lübnan'ın güneyinde yaşayan ve geleneksel olarak güçsüz bırakılmış Şii toplumunu savunmak amacını taşıyan bir güç olarak doğdu.

İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinin ardından Hizbullah, silahları bırakma yönündeki baskılara direndi ve askeri kanadı İslami Direniş'i güçlendirmeye devam etti.

Grup ayrıca, meclisteki Direnişe Sadakat Bloku üzerinden adım adım Lübnan'ın politik sisteminde ağırlığı olan kilit bir güce dönüştü ve kabinede veto gücü kazandı.

Bazı açılardan Hizbullah'ın askeri kapasitesi Lübnan ordusunun da üstüne çıkmış durumda.

Güncellenme Tarihi : 17.4.2026 16:24

İLGİLİ HABERLER