MİLLETVEKİLLERİNDE 'GÜVENLİK VE YARGI BAĞIMSIZLIĞI' KORKUSU
ALİ ULURASBA
ANKARA - TBMM Yasama Dokunulmazlığını Araştırma Komisyonu, dokunulmazlıkların kaldırılmasındaki engelin 'yargı bağımsızlığı' ve 'güvenlik güçlerinin yetersizliği' olduğunda karar kıldı.
TBMM Yasama Dokunulmazlığı Komisyonu bugün toplandı. Komisyon Başkanı Fehmi Hüsrev Kutlu, komisyon çalışmalarında sona yaklaşıldığını, bazı üyelerin raporlarını verdiğini, bazı üyelerin ise henüz vermediğini, dolayısıyla gelecek hafta bir toplantı daha yapılacağını ve sonrasında da rapor yazımına başlanacağını açıkladı.
Kutlu, ''Şu anda komisyonumuzun tartıştığı veya üzerinde uzlaşmaya çalıştığı ana sorun şudur: Türkiye'de dokunulmazlıkların sınırlandırılması ortak bir kanaattir. Hem partilerin hem milletvekillerinin kamuoyunun ortak fikri. Ancak .bunun önünde birtakım engellerin de olduğu bütün arkadaşlarımız tarafından parlamentomuzdaki partiler tarafından kabul edilmektedir. Bunun en önemli unsurlarından birisi yargının bağımsızlığı ve hukuk dışında hiçbir unsudan etkilenmemesidir. Hem AK Parti'li hem CHP'li arkadaşlarımızda bir takım tereddütler mevcuttur. Şu anda tartışılan konu önce yasama dokunulmazlıklarını sınırlandırılıpdaha sonra yargı bağımsızlığnını önündeki engelerin aşılması mı yoksa yargı bağımsızlığı ve diğer engellerin aşılıp daha sonra yasamadokunulmazlığının sınırlandırılması öncelik arzetmektedir. Bu konudaki uzlaşma henüz sağlanabilmiş değildir. Bu konuda henüz ortak bir metin üzerinde anlaşmak istiorum. Bu mümkün olmadığı takdirde herkes görüşlerini bildirecek'' dedi.
Kutlu, basın mensuplarınnı sorularını da cevaplandırdı. Kutlu, ''Yargı bağımsızlığını engelleyen nedir?'' sorusuna, ''Yargıçların hem maddi sorunları vardır maddi bağımsızlıkları tam tarafsız karar vermeye yeterli düzeyde değildir. Öte yandan, siyasilerin yüksek hakimler kurulunda yer almasının ayrı tartışma konusu vardır. CHP'li arkadaşlar da yargının bazen hukuk dışı ekilerin altında karar verdiğini kabul eder nitelikte beyanları vardır. Yargının tam bağımsız hale getirilmesi mutlaka gereklidir'' cevabını verdi.
Kutlu, yargıda rüşvet mi olduğu yönündeki bir soruya, ''Yargıda rüşvet konusu zaman zaman gündeme geliyor. Yargıda yüksek hakimlerimizin rüşvet aldığı kanısına hiçbir arkadaşım katılamaz. Ama bu konunun istismar konusu yapıldığı özellikle Yargıtay çevresinde bazı simsarların bulunduğu ve yüksek hakimler adına bir takım pazarlıkların yapıldığı da inkar edilemez bir gerçektir. Ben yüksek hakimlerimizi böyle bir durumdan tenzih ederim. Ama bulundukları yer itibariyle tabana tamamen veya çevreye tamamen hakim olmaları da mümkün olmamaktadır. Hakimlerin dışında bunu pazarlamaya çalışanlar da yargımızın güvneliğine bazı lekeler getirilmektedir'' dedi.
Kutlu, ''Bu bir çelişki değil mi? Sayın Erbakan hakkında bir karar verildi. Eski bakanlar başbakanlar hakkında kararlar var. Dokunulmazlıklarla yargı bağımsızlığını bağdaştırmak bunun içinden nasıl çıkılacak?'' sorusuna ise şu karşılığı verdi: ''Yeni bir tartışma değil. Son yıllarda yargının siyasallaşması konusunda çeyitli beyanlar oldu. Sayın Erbakan'ın cezasının onanmasıyla dokunulmazlık konusunun herhalde bir alakası yok. Dünyanın hiçbir yerinde yargı kararları Türkiye'deki kadar tartışılmamıştır. Sayın Tayyip Erdoğan ile ilgil verilen karar bütün dünyada tartışılmıştır. Hukuktan anlayan anlamayan dağdaki çobandan hukuk profesörüne kadar herkes bu kararı tartışmıştır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir karar yoktur. Bu karar Meclis'te aşılmıştır. Siyasi yasak konulan bir lider ve liderin yürüttüğü seçim çalışmaları neticesinde 365 milletvekili Meclise girmiş, muhalefet partisinin de vicdanı kabul etmeyerek Sayın Tayyip Erdoğan'ın önündeki engel ortadan kaldırılmıştır. Yargının kararlarının tartışılması asıldır. Tartışılacak bir karar verildiğinde de bunun tartışılmasına engel olmak da mümkün değildir''.
''Yargı bağımsızlığının tartışılmasında iki önemli boyut var'' diyen Kutlu, ''Milletvekili hakkında karar veren hakimin milletvekilinin veya siyasi partinin etkisi latında kalarak karar vermesidir. Bu da yanlıştır. Bazen de herhangi bir siyasi partinin sayısının azaltılması veya zor durumda kalması için karar verilebilir. Geçmişte ve günümüzde milletvekili dokunulmazlığı daha çok muhalefet partilerinin özgürce hareket etmesinin önünde bir engel olmaması için konulmuştur. Bugün bu partiler va yarın başka partiler olabilir. Bu bakımdan yargı önünde hiçbir şaibenin olmaması. Verilen beraat kaarları da tartışılabilir, ceza kararları da tartışılabilir. Fakat bu dokunulmazlık konusunda illa da şu veya bu şekilde bir sonuca varılacağı manasına gelmez. Bir önemli sıkıntımız da, arkadaşlarımızın az oy alması genel kuruldan çıkacak bir tasarı sunmamız lazım. Buna CHP'li arkadaşlarımızın bir önerisi var. Oylamaya açık yaparsak bu geçer diyorlar. Anayasa oylamalarının açık yapılmasının da ayrı mahsurları var'' dedi.
Kutlu, bir soru üzerine de dokunulmazlıkların kaldırılması konusundaki en büyük ikinci engelin güvnelik olduğunu belirtti. Kutlu, ''Türkiye'de dokunulmazlığın aşılmasındaki en önemli usurlardan birisi de bizde güvenlik güçlerinin yani asayişi sağlayan güçlerin yeterli olup olmadığı tartışmasıdır. Avrupa Parlamentolarına biz başkentteki bir kısım yerlerde ve diğer kırsal kesimlerde güvenliğin jandarma tarafından sağlanmasını izah edememekteyiz. Diğer taraftan polisimizin ve jandarmamızın eğitim seviyesi Türkiye'de bir tartışma konusu oluşmuştur. Bunların eğitim seviyesinin yükseltilmesi yetki ve sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi de gündemde olabilir. Hazırlık soruşturması jandarma ve polis kendi usulüne uygun hazırlyık soruşturması yapmakta. Adli kolluğun mutlaka kurulması v ehazırlık soruxşturmasını yürüten kolluk kuvvetlerinin gerçekten Cumhuriyet savcılarına bağlı olması gerekir'' dedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:10